Karnabahar Paradoksu/Çelişkisi
Oldukça bilinen kış sebzelerinden birisi olan karnabahar, İzmir’den Samsun’a kadar pek çok ilimizde yaygın biçimde yetiştirilmektedir. Bu denli geniş coğrafyada üretilen karnabaharın fiyat hareketleri, geçtiğimiz Şubat ayı içinde oldukça ilginç bilgiler ve değerlendirme yapma gerekçelerini ortaya koydu.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)’nin yazılı olarak yaptığı fiyat hareketleri açıklamasına göre, 2026 yılı Şubat ayında, “…üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 229,7 ile karnabaharda görüldü.” Aynı açıklamada, “Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 29 ile karnabaharda görüldü” ifadesine yer verildi ve bu düşüşün nedeni şöyle açıklandı; “Talepteki azalma, (üretici) fiyatların gerilemesine sebep oldu.”(1)
Bu ilginç durumu, bazı bilgi ve veriler ışığında değerlendirmeye çalışalım.
Bir ürünün fiyat oluşumunda arz ve talep önemlidir. Yeri gelmişken fiyat belirleyebilmek için maliyet hesabını da göz önüne getirmek gerekir. Gıda ürünleri enflasyonunda son yıllarda dünya sıralamasında ilk beşte yer alma başarısı (!) gösteren Türkiye’de, gıda ürünlerinin pahalılığında öne sürülen iki olağan şüpheli (!) vardır; aracılar ve enerji- akaryakıt maliyetleri… Bir ürün, “çiftlikten çatala yolculukta” değişik işlemlere ve haliyle maliyetlere konu olabilmektedir. Tüketicinin ödediği fiyatlarda (market fiyatlarında), her biri maliyet artırıcı unsur olan bu iş ve işlemlerin, değişik oranlarda katkıları vardır. Dr. Atiye Tümenbatur’a “göre gıda lojistiğinde, girdi temininden başlayan tüketiciye kadar varan süreçte, 8 farklı operasyon/süreç söz konusudur.”(2)
Maliyet kalemleri ve doğa faktörlerine bakıldığında karşımıza çıkan bilgiler şöyledir:
2026 yılının ilk iki ayında, geçtiğimiz yıllarda karşılaşılan doğal afetler ortaya çıkmamıştır. Ocak ve Şubat ayları, son yılların en yağışlı iki ayı olarak kayda geçmiştir.
1 Ocak 2026 tarihinde, İstanbul’da (Avrupa Yakasında) 1 litre motorinin fiyatı 54,46 TL ve Ocak sonunda 57,36 TL iken Şubat sonunda 60,32 TL olmuştur.
Aynı dönemde, sene başında yapılan bazı düzenlemeler dışında, elektriğe doğrudan bir zam gelmemiştir.
2026 yılına girilirken brüt asgari ücrete düşük sayılabilecek (%26) bir zam yapılmıştır.
Bu dönemde, tarımsal girdilerde anormal artışlar görülmemiştir.
Bu durumda, karnabaharda görülen fiyat değişiklikleri, hangi kavramlar ve gerekçelerle açıklanabilir?
Üretici fiyatının %29 düşmesi, üretici-market fiyatları arasındaki makası açmıştır. Bize anlatılan yaygın “serbest piyasa” fiyat oluşumu teorisine göre, “talebin düşmesi, fiyatı düşürmektedir”. Talebe bağlı olarak üreticide düşen fiyatın markette düşmemesinin açıklaması ne olabilir? Markette oluşan talep düşüşüne rağmen market fiyatları neden artmıştır?
TZOB verilerine göre Ocak ayı sonlarında, ortalama olarak, 1 kilo karnabaharın üretici fiyatı 17,40 TL ve market satış fiyatı 39,50 TL olmuştur. Buna göre üretici-market fiyatları arasındaki makas, %117 civarındadır.
Yine TZOB verilerine göre Şubat ayı sonlarında, ortalama olarak, 1 kilo karnabaharın üretici fiyatı 12,36 TL ve market satış fiyatı 40,75 TL olmuştur. Üretici-market fiyatları arasındaki oran %229,7 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Karnabaharda Ocak ayı sonu üretici fiyatları ikinci ayda sabit kalmış olsaydı (17,40TL/kg), Şubat ayında oluşan market fiyatlarına (40,75 TL/kg) kıyasla, üretici-market fiyatları arasındaki makas %134,2 seviyesinde olacaktı. Bu durumda, Şubat ayında, Ocak ayında oluşan %117’lik seviyeden %134,2’ye geçilmiş olacaktı. Varsayımsal fiyat değişimi, her iki ayın talep dışındaki faktörleri neredeyse aynı kaldığı için nispeten anlaşılabilir ve anlatılabilir olacaktı.
Oysa karnabahar fiyatlarında ortaya çıkan değişimler ve çelişkiler, iki seçeneği ortaya koymaktadır ya “serbest piyasa fiyat oluşumu kuralı” sorunlu ya da “bazı başka kurallar” da gün yüzüne çıkmaktadır. Belki de iki seçenek birlikte işlemektedir!
Fiyat artışlarındaki olağan suçlu (!) sayılan enerji-akaryakıt fiyatlarının kendini gösterdiği ve en çok vurgulanan alan lojistik faaliyetleridir. Bu alanda çok önemli çalışmalar yapan Dr. Tümenbatur’a göre, “Lojistik giderlerin satış gelirine oranı tarım sektöründe %18, gıda sektöründe %13’dür. Bu oranlar genel ortalama olan %10’nun üzerindedir.” (3) Bu bilgiden hareket edildiğinde, tarım ve gıda sisteminde ürün fiyatları içindeki lojistik giderlerin oranları, üretici-market fiyatlarında ortaya çıkan %100’lük veya %200’lük artışları yeterli seviyede açıklayamamaktadır.
Yaş meyve ve sebzede kayıp oranlarının yüksek olduğu gerçeğini de (ürünlerin neredeyse üçte birinin atılması ve israf edilmesi gerçeğini) bir yere not ederek başka hangi yüklerin tüketicinin sofrasına yüklendiğini düşünmek gerekir.
Üreticiden tüketiciye varan yolculuğu sırasında, kayıtlı bir ürün, her el değişiminde farklı isimler adı altında ve oranlarda vergiye konu olmaktadır.
Vergi yükleri, tüketicinin sofrasına sadece ürünlerin el değişimleri sırasında yüklenmemektedir. Akaryakıt-enerji fiyatlarının neredeyse üçte ikisi, değişik adlar ile alınan vergi vb. kalemlerinden oluşmaktadır.
Belli başlı zincir marketleri, son yıllarda gıda fiyatları oluşumlarında oldukça belirleyicidir. Bu organize yapılar öyle belirleyicidirler ki meşhur (!) “aracılar” artık bunların örtülmesinde kullanılan bir kavram haline gelmiştir.
Diğer yandan aracılar ve hal sistemi, hep konuşulan ancak sadece konuşulan alanlar olmaya devam etmektedir.
Değişen iklim koşulları, üretimi zorlayan ve maliyetleri artıran bir sorunlar yumağıdır. Bildiğini/gördüğünü üretimde kullanmaya/yapmaya devam etme ısrarı, doğanın değişen koşullarına yenilmeye başlamıştır.
Tarımsal politikalar ve planlamalar, temel oyun kurma yeteneğine sahip uygulamalardır. Günümüz koşullarında herhangi bir ürüne ne kadar ihtiyaç duyulduğunun hesaplaması, doğa dahil diğer faktörlerin hesaba katılmasıyla, rahatlıkla yapılabilmektedir.
Tarım ve gıda sisteminde esas sorun alanı örgütlenmedir. Öyle ki sistem içinde hem üreticiler hem tüketiciler gerçekte örgütsüzdür. Üretim tarafında yer alan oda, birlik, dernek ve kooperatif gibi örgütlenme biçimleri sayısal olarak vardır; bunlar etki ve etkinlik olarak zayıftır. Tüketim tarafında yer alan dernek, platform ve kooperatif türü yapılar sayısal olarak azdır; aynı zamanda bunların etki ve etkinlikleri yok denecek kadar azdır.
Karnabahar dahil tarım ve gıda sisteminde ortaya çıkan paradoksları/çelişkileri ortadan kaldırmanın yolları vardır.
Bu yolları beş sözcük ile özetlemek mümkündür; “politika”, “planlama”, “potansiyel”, “paylaşım” ve “para”. (4)
Kaynakça
(1) https://hasatturk.com.tr/2026/03/fiyat-farki-ve-dusus-sampiyonu-karnabahar/
(2) Tümenbatur, Atiye. “Tarım-Gıda Tedarik Zinciri Risk Yönetimi”. UTISGAD, Cilt:2, Sayı:1, 2022. (E.T.: 01.03.2026)
(3) Tümenbatur, Atiye. “Tarım-Gıda Bütünleşik Tedarik Zinciri Tasarımı: Domates Ürünü Uygulaması”, Maltepe Üniversitesi SBE, Doktora Tezi, 2019. s.5 (E.T.: 01.03.2026)







