Köşe Yazısı

Reşit Galip Baydur’u Anlamak ve Andımız

5 Mart 1934’de sonsuzluğa uğurladığımız ve Türk kamuoyunda yeterince bilinmeyen Dr. Reşit Galip’in yaşam öyküsünde neler var, özetleyelim.

Reşit Galip ya da tam adıyla Mustafa Reşit Galip Baydur, 1893’te Rodos’ta doğmuş. İlk ve ortaöğrenimini Rodos’ta tamamladıktan sonra liseyi İzmir Atatürk Lisesi’nde okumuş. 1911’de İstanbul Tıbbîye Mektebi’ne girmiş.

Tıbbiye öğrencisi iken arkadaşları için “Hakikat” gazetesi adlı bir gazete ve “Sivrisinek” adlı karikatür dergisi çıkarmış, İstanbul’da çıkan çeşitli gazetelerde yazıları yayınlanmış.

Öğrenciliği devam ederken gönüllü olarak gittiği Balkan Savaşı’nda yaralanmış. Ardından Birinci Paylaşım Savaşı’nda Çatalca ve Kafkasya Cephelerinde savaşmış.

Birinci Paylaşım Savaşı sonunda İstanbul’da kurulan “Köycüler” adlı cemiyetin kurucularından birisi olmuş. Cemiyet, köylere yerleşip çalışan on beş gençten oluşuyormuş.

Kurtuluş Savaşında köylerde milli mücadelenin propagandasını yapmak için bir örgüt kurmuş.

1923 yılının Mart ayında hekimlik yaptığı Mersin’e gelen Atatürk’ü yaptığı konuşma ile Büyük Önderi etkilemiş ve iki yıl sonra O’nun önerisiyle milletvekilliğine aday gösterilmiş. 1925 ara seçimlerinde Aydın milletvekilliğine seçilerek meclise girmiş.

Atatürk’ün fikir fedaisi

Dr. Reşit Galip’in fikir dünyamızda en çok iz bırakan hizmeti, Bakanlığı döneminde 1933 yılında gerçekleştirdiği Üniversite Reformudur.

Atatürk, İstanbul Darülfünun’un çağdaş bir üniversiteye dönüştürülmesi kararını 1931’de vermişti. Çünkü Darülfünun üniversite olmaktan çıkmış, üstelik Kurtuluş Savaşı’na da uzak durmuştu.

Kararın uygulanması, Reşit Galip’in bakanlığı sırasında gerçekleştirildi.

Darülfünun yerine İstanbul Üniversitesi’nin kurulmasına dair kanun 31 Mayıs 1933’te TBMM’de kabul edildi. Yeni öğretim kadrosunun saptanması için öncelikle 150’ye yakın müderris ve müderris yardımcısının görevlerine son verildi.

Yerlerine, Nazi Rejiminden kaçan Alman bilim adamları atandı. Ancak yasanın yürürlüğe girmesinden önce kadronun saptanmasına ilişkin yoğunlaşan eleştiriler yüzünden Reşit Galip, 13 Temmuz 1933’te Bakanlıktan ayrılmak zorunda kaldı.

Andımız ne zaman okutulmaya başlatıldı?

Bakanlığı sırasında ilkokuldan başlayarak öğrencilere Atatürk ilkelerine bağlılık ruhu aşılamaya yönelen Reşit Galip, Cumhuriyet 10. yılını doldururken 23 Nisan 1933 sabahı çocuklarına kendi yazdığı bir andı okutmuş ve o gün Çocuk Haftası’nı açış konuşmasında da bu metni tekrar etmişti.

Bu konuşmanın ardından Bakanlıkça yayımlanan bir genelge ile Cumhuriyet’in 10. yılından başlayarak okullarda bu And, 2013 yılına değin sürekli hep bir ağızdan okutulmuştur.

Andımızın işlevi neydi?

Atatürk’ün önderliğinde Ulusal Kurtuluş Savaşı sonunda kurulan Cumhuriyetin en önemli iki işlevinden birincisinde kulluktan yurttaşlığa geçişi sağlanmasına ve ikincisinde ise Türk kültürel kimliğini görünür ve egemen kılacak bir Türk Cumhuriyeti’nin kurulması doğrultusunda düzenlemeler gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.

Atatürk’e göre bu iki işlev, sosyolojik ve siyasal açıdan bir zorunluluktu. Çünkü emperyalizmin sultasından kurtarılan topraklarda nüfus çoğunluğu açısından da egemen soy Türk ve anadil Türkçe idi. Bunun yanı sıra çağ, ulusal devletlerin çağıydı.

Atatürk’ün önderliğinde Cumhuriyetin gerçekleştirdiği iş, iyi niyetli olsalar bile kimilerinin yanlış yaptığı değerlendirmelere göre olmayan bir ulus yaratmak değildi. Devletin kuruluşundaki büyük çoğunluk olan Türk kimliği ve kültürünü görünür duruma getirmek olmuştur.  Çünkü bir ulus yoktan var edilemez, vardan yok edilemez.

Çünkü Osmanlı İmparatorluğu döneminde Türkler, kimlik kaybı yaşamışlardı. Türklerin İslamiyet öncesi geçmişi, yarattıkları uygarlıklar, Asya’daki kökenleri ve oradan göç edişleri kollektif bellekten silinmiş, unutulmuştu. Bu nedenle Atatürk’ün yönlendiriciliğinde “görünmeyen” Türk Ulusunun, “görünür” Türk Devletine dönüştürülmesi doğrultusunda, ekonomi-politik uygulamaların yanı sıra kültür ve eğitim politikalarının öne çıkarılması en önemli konular olmuştur.

Gerçekleştirilen uygulama ve kurumların başlıcaları; “Öğretimin Birleştirilmesi (3 Mart 1924), Yeni Türk Harflerinin Kabulü (1 Kasım 1928), Türk Dil ve Tarih Kurumlarının Kurulması (1931-1932), Üniversite Öğreniminin Düzenlenmesi – Öğrenimin Laikleştirilmesi (31 Mayıs 1933)  ve Güzel Sanatlarda Yenilikler” olmuştur.

İşte bu anlamda Andımız”, Türkiye sınırları içinde yaşamakta olan insanlara Millet bütünlüğü içinde bir ideale yönlendirmenin bir ifadesiydi. Bu bağlamda And, ilkokul öğrencilerinin vatan, Cumhuriyet, Atatürk, Türk Milleti, Saygı ve Sevgi Kavramlarını içselleştirebilmelerinin simgesiydi.

Acaba neden kaldırıldı?

İnsanın, «Yoksa Türklük kavramının kaldırılmasıyla altından ümmetçilik mi çıkarılmak isteniyor?” diye sorası gelmiyor mu?

Andımızın yazarı Dr. Reşit Galip’i, bir Rodos doğumlu Türk ve de İzmir Atatürk Liseli olarak saygı ile anıyorum.

Dip Notlar

  1. Andımızın Türkiye’de okullarda okunmasına, çözüm süreci kapsamında yapılan yasal değişikliklerle, 2013’te son verildi. Türk Eğitim Sendikası’nın Danıştay’da açtığı davanın sonucunda, Danıştay 8. Dairesi, 2018’de oy çokluğuyla andı yürürlükten kaldıran düzenlemenin iptaline karar verdi. Ancak bu karar, yürütme tarafından uygulamadı. Millî Eğitim Bakanlığı, kararı temyiz etti ve dosya Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna geldi. Kurul, 13 Mart 2021’de Millî Eğitim Bakanlığının itirazını oy çokluğuyla kabul etti ve Danıştay 8. Dairesinin yönetmeliği iptal eden kararını kaldırdı.
  2. Her devletin «Andımız”a benzer metinleri söz konusudur. Örneğin Amerika Birleşik Devletleri’nde okulların birçoğunda (net bir sayı olmasa da neredeyse yarıdan fazlasında) öğrenciler, anaokulundan 12. sınıfa kadar her sabah derse başlamadan önce sınıfta “bağlılık yemini” 1892 yılında Francis Bellamy tarafından yazılan and şöyledir; “Amerika Birleşik Devletleri’nin bayrağına ve o bayrağın simgelediği cumhuriyete bağlı kalacağıma, herkese özgürlük ve adaletle; tanrının gözetiminde, bölünmez, tek ulus için ant içerim.” (Bakınız: Eğitimpedia; milliyet.com.tr/yazarlar/gungor-aras Uras)
  3. Reşit Galip konusunda yetkin bir kitap, “Yener Oruç, 2007. Atatürk’ün Fikir Fedaisi. Gürer Yayınları” bilgileriyle kaleme alınmıştır.

İlgili başlıklar

1 Yorum Yap

  1. Manisalı 25 yaşında bir genç olarak andımızı hala hatırlıyorum. Unutulmasını asla istemiyorum, çocuğuma okula başlamadan önce öğretmeyi,anlatmayı kendime bir borç addediyorum. Hocamıza saygılarımı iletiyorum.

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir