Köşe Yazısı

AB’de Gen Düzenleme Onaylandı

Son yıllarda özellikle iklim değişikliğinin getirdiği olumsuz kısıtlara uygun çeşitlerin geliştirilmesi için kısa sürede yeni çeşitlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Yani klasik ıslahta genelde 10-15 yıl alan bu sürenin kısaltılması kaçınılmaz olmuştu. İşte 2013’lerde, kaşiflerine Nobel Ödülü kazandıran Gen Düzenleme Yöntemi (Yeni Islah Tekniği, YİT), ıslah süresini de oldukça kısaltmıştır. Bu yöntemlerde, GDO’lardaki gibi dışarıdan herhangi bir gen transferi söz konusu değildir. Tersine hedeflenen genin, geçici DNA kesici enzimleri uygulanarak susturulması, etkisinin artırılıp azaltılması, yani mikro-mutasyona tabi tutulmasıdır.

AB Komisyonu, Parlamentosu ve Konseyi birlikte aldıkları yeni siyasi bir kararla YİT kullanılarak elde edilen bitkileri diğer biyoteknolojik yöntem GDO gibi değil de, standart bitkiler gibi kabul etmekte, tescillerinden etiketlemeye bir seri avantajlara kavuşturmaktadır. Günümüze kadar AB dışında yıllardır uygulanan bu yöntem, AB’de de daha yenilikçi bitki ıslahını mümkün kılacak; bu sayede çiftçiler iklim değişikliğine daha dayanıklı bitkiler yetiştirebilecek ve üreticiler daha az kaynak, gübre ve pestisit kullanarak tarım, daha sürdürülebilir hale geleceklerdir. Bu durum, yetiştiricilerin ve çiftçilerin uluslararası rekabette daha güçlü olmalarını sağlayacak ve diğer ülke üreticilerle eşit bir oyun alanı sunacaktır. Yeni tedbirler, NGT bitkileri ve ürünleri için yüksek güvenlik standartlarını sağlarken, aynı zamanda idari yükümlülükleri de önemli ölçüde azaltacaktır.

AB’de bu yöntemle geliştirilen genotipler tescil işlemlerinde, günümüze kadar genetiği değiştirilmiş ürünlerle (GDO) gibi ele alınmıştır. Değişik grupların baskısı altındaki AB, 2024 başında YİT kapsamında geliştirilen çeşitlerin tescili konusunda bir mevzuat değişikliğine gitti. Önce, geliştirilen çeşitleri iki kategoride toplandı.  Gen düzenleme yöntemi ile ıslah edilen çeşit, klasik çeşitlerden ayırt edilemeyecek karakter yapısında olanlara Katagori1’e, herhangi bir farklılık saptandığında ise Katogori2’ye eklendi. Katagori1’e ait çeşitlerde tescil için sağlık ve çevre testlerine gerek olmadığı gibi paketlerinde, onların gen düzenleme ile geliştirildiklerine dair bir etiket zorunluluğu gerekmemektedir. Buna karşın Katogori2’deki çeşitler tescil için sağlık ve çevre testlerine tabi tutulmak zorundadırlar. Ayrıca paketlerinde, onların gen düzenleme ile geliştirildiklerine dair bir etiket de taşımak durumundadırlar. İşte kararda Katogori1 yani klasik bitki çeşitleri kapsamındaki bitkiler söz konusudur.  Bu durumda söz konusu gen düzenleme ile geliştirilen çeşitlerin organik tarımda kullanımına da kapı açılmış olacaktır.

Bu uygulama değişik kesimlere birçok avantaj sağlayacaktır. Örneğin;

ÇİFTÇİLERE: Daha geniş bitki çeşitleri seçeneği, doğal kaynakların, pestisitlerin ve gübrelerin daha az kullanımı sayesinde daha düşük maliyetler,

TÜKETİCİLERE: Daha geniş ürün seçeneği, iyileştirilmiş beslenme, pestisitler gibi istenmeyen maddelerin azalması,

ARAŞTIRMACILAR VE BİTKİ YETİŞTİRİCİLERİ, KOBİ’LERE: Daha fazla hukuki netlik ve ıslah hızını ve hassasiyetini artırmak için daha fazla araç, fonlama ve pazara erişimde kolaylık,

GIDA SİSTEMLERİ VE ÇEVREYE: İklim dayanıklılığı, doğal kaynakların tasarrufu, daha düşük emisyonlar, azalan gıda israfı ve yüksek gıda güvenliği,

BİYOKONOMİ: Biyokütle ve yüksek değerli sanayi bileşenlerinin üretimi için yeni fırsatlar.

Hastalık veya zararlıya dayanıklı bir elma çeşidi ıslah edildiğinde; geliştirme süresi 15-50 yıldan 5-8 yıla düşme, pestisit kullanımında %1 – 9 oranında azalma, genel maliyetlerde % 25 azalma sağlanabilecektir.

Bu karar resmî gazetede yayımlanmasını takiben Konsey ve Avrupa Parlamentosu tarafından resmi olarak onaylanmış olacaktır.

Gen düzenlemelerinin bitki ıslahında kullanımında ülkemiz hiç de geride sayılmaz. Gerek kamu gerek özel sektör ve gerekse üniversiteler bu konuda projeler geliştirmiştir, bazı projeler de sonuçlanmak üzere[1]. Ülkemizde bu teknolojiyi kullanan çok sayıda araştırıcı bulunmasına rağmen potansiyel özel sektör araştırma kuruluşu partner bulma konusunda sıkıntı yaşamaktadırlar. Bu tip çalışmaların laboratuvar ve tarla ayakları ortak çalışmayı gerektirmektedir. Bu aşamada ve özellikle konunun yasal altyapısı için farkındalık yaratacak yazılı-sözlü basına gereksinimi ortaya çıkmaktadır. Doğal olarak tarım yazarlarının, tohumculuk üst kuruluşlarının ve özellikle Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulunun aydınlatıcı-yönlendirici katkıları da önemlidir. Tabii ki mevzuatların da ele alınmasında geç kalmamalıyız!

Kaynakça

[1] https://www.trthaber.com/haber/bilim-teknoloji/turk-bilim-insanlari-bibere-aciligi-veren-geni-susturdu-863041.html

Paylaş:
Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz

Prof. Dr. (Emekli) Nazimi Açıkgöz

Sinop Lisesini 1960 yılında bitiren hocamız Lisans eğitimini 1964 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik Üniversitesinde tamamlamıştır. 1972-1973 yılları arasında TÜBITAK ta, 1973-2009 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde görev almıştır. Kendisi "TOAG92" çeltik çeşidinin ıslahçısıdır. Aynı zamanda halen kullanımda olan ve Türkiye'de bazı Üniversitelerde ders olarak da okutulmuş ilk ve tek Türkçe biyoistatistik bilgisayar paketi “TARİST”in geliştiricisidir.

1998-2004 yılları arasında kurucuları arasında olduğu Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürlüğünü yürütmüştür.

TEMA ve TASAM Vakıfları Bilim Kurulu üyelikleri de yapan Açıkgöz tarafından veya inisiyatifi ile organize edilen onlarca bilimsel toplantıları arasında "Tarımda Bilgisayar Uygulamaları Sempozyumu" (1994-İZMİR), ve "Enerji Bitkileri ve Yeşil Yakıtlar" sempozyumu, (14-15.12.2006 İZMİR), 1. Tohumculuk Kongresi de bulunmaktadır.

1996 yılında Tarımsal Biyoteknoloji konusunda Türkiye’de ilk internet habercilik dergisi AGBİYOTEK-L LİSTSERV ile kuran Açıkgöz uzun yıllar derginin editörlüğünü de yürütmüştür.

Kendisi aynı zamanda Dünya Bankasının IAASTD raporu (International Assessment of Agricultural Knowledge, Science and Technology for Development Synthesis Report 2008) yazarlarından biridir.

Dördü kitap olmak üzere 200'e yakın yayını bulunan Açıkgöz, serbest bilim yazarı olarak https://nazimiacikgoz.wordpress.com portalında periyodik Türkçe yayınlarını “Gıdalarımızın Yarınları (Açlık Kapıda mı)” sayfasında yayınlanmaktadır. Türkçe yazıları Milliyet, Ticaretgazetesi, Hasattürk, Çiftlik Dergisi gibi gazete ve dergilerde köşe yazısı olarak yayınlanırken, ayrıca onlarca tarımsal portallarda yeniden yayınlanmaktadır. İngilizce yazıları ise https://www.geneticliteracyproject.org/ da yayınlandıktan sonra dünyanın değişik ülkelerinde yeniden yayınlanmaktadır.
“Yaşam Bilimlerinde Söyleşiler” Youtube kanalında da beslenme ve sağlık konularını ele almaktadır.

    İlgili başlıklar

    Köşe Yazısı

    Sürdürülebilirlik

    Konumuz, süt sığırcılığı işletmelerinde sürdürülebilirlik. Her işletme için sürdürülebilirliğin üç temel noktası vardır: Finansman, Verimlilik, ...

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir