Devletimize Anlatamadık!
Birkaç gündür yağışlar oldukça şiddetli. Osmaniye’nin Kadirli ilçesine bağlı Tekeli Köyü’nü su bastı. Köyü su bastı derken araziden, tarladan, bahçeden bahsetmiyorum; evleri su bastı. Depremzedeler için yapılan evleri su bastı. Bir felaketin acısı sarıldı; tedavisi başka bir felakete neden oldu. Evler 60-70 cm su altında. Bir önceki gün evin içindeki suyun derinliği 75-90 cm idi.
Köy sakini Sami Milli, köyün durumunu anlatırken; “’Buraya ev yapmayın’ dedik, ‘göl yeri’ dedik, devletimize anlatamadık bir türlü…” diye söze başladı. Ali Milli, “…Israrla burayı seçtiler…” derken, Zafer Peçen, “…Devletimiz zaten buranın su baskını yeri olduğunu biliyor. Tekeli Köyü’nün içine kadar giden suyu kesemiyorlar, getirdiler buraya gölün içine ev yaptılar” diye sitem etti…
Devletimize anlatamadık bir türlü!
Devletimize anlatmak istediğimiz, anlatmaya çalıştığımız ama anlatamadığımız o kadar çok şey var ki!
Aslında bizim iyiliğimiz için çalışan, bizim iyiliğimiz için çalıştıklarına inandığımız; işini bilen, işini bildiğine inandığımız kişilere bizim adımıza karar vermeleri ve bu kararları uygulamaları için yetki veriyoruz. Bu kişilerin verdikleri kararların doğru olmasını bekliyoruz. Biz de onlara doğru bildiklerimizi anlatmaya çalışarak onların doğru kararlar vermelerine yardımcı olmaya çalışıyoruz, tıpkı Tekeli Köyü sakinleri gibi…
Diyeceğim o ki art niyetimiz yok…
Yetkili kişilerin bilgisine ve uzmanlığına güveniyoruz, iyi niyetle çalıştıklarına, doğru işler yapmak için çaba harcadıklarına, devletimizin ve milletimizin refahını düşündüklerine, bunun için gecelerinin gündüzlerinin olmadığına, mesai mevhumu tanımadıklarına inancımız tam, tıpkı Tekeli Köyü sakinleri gibi…
Diyeceğim o ki ahkam kesmek gibi bir niyetimiz yok…
Herkesin her konuyu bilmesi mümkün değil, her uzmanlığın alt uzmanlıkları var. Her yerin kendisine has farklı özelliği/özellikleri var. Aynı sorunların bile farklı farklı çözümleri var. Her olayın farklı bakış açıları, bu farklı bakış açılarına istinaden farklı yorumları var. Her yorumun yeni bir fikir verdiğine, yeni bir yol gösterdiğine inanıyoruz, tıpkı Tekeli Köyü sakinleri gibi…
Diyeceğim o ki saygısızlık yapmak gibi bir niyetimiz yok…
İnsan kendisini başkasının yerine koydukça insan olur. Konuşarak değil, sorarak; anlatarak değil, dinleyerek anlar insan; dinleyerek öğrenir, dinleyerek çözüm üretir. Bilmediğini öğrendikçe, bilgisinin ne kadar sınırlı olduğunu anladıkça olgunlaşır, alçak gönüllü olur. Yüksek sesle değil, alçak sesle konuşur, tıpkı Tekeli Köyü sakinleri gibi…
Diyeceğim o ki yok sayılmayı kabul etmek gibi bir niyetimiz yok…
Devletimize anlatamadık bir türlü!
Devletimize anlatmak istediğimiz, anlatmaya çalıştığımız ama anlatamadığımız o kadar çok şey var ki!





