Bilimde Emeklilik Olur mu? Yetişmiş İnsan Gücü, Akademi ve 67 Yaş Emeklilik Sınırının Yeniden Güncellenmesi -2
Nitelikli insanın amacı emeklilik mi, yoksa insanlığa ve doğanın anlaşılmasına katkı sağlamak mı?
İnsanın amacı yalnız birey olarak yaşamak değil; aynı zamanda içinde bulunduğu toplumu ve doğayı anlamak, analiz etmek, öğrendiklerinden edindiği bilgileri kullanarak insan ve doğa yaşamını kolaylaştırmak, topluma ve çevresine hizmet etmek ekseninde yararlı bir insan olmaktır. Bu bağlamda emeklilik bir amaç değil, belli bir yaştan sonra yaşamın devamı için bir güvencedir. Bu güvence sağlıklı gelişmiş toplumlar için çok sorun olmuyor. Bizim gibi toplumlarda, başta sağlık hizmetleri olmak üzere, olası yaşlılıkta yaşamını sürdürmek için asgari bir gelir bulunması bakımından bu durum gerekli ve önemlidir. Ancak yaşam piramidinin birçok aşamasını geçmiş, akademik dünyada yer almış insanlar için emeklilik, ülkesine, topluma, hatta tüm insanlığa hizmet etmekten el çekilmek anlamına gelir. Bu bağlamda emeklilik yaşının uzatılması gibi kritik bir değişiklik hem akademi dünyası hem de ülkemizin bilim-teknoloji ve doğrudan sosyal ekosistemi için çok önemsenmelidir. Dünyanın birçok ülkesinde, özellikle bilimsel araştırmaların yoğun olarak yapıldığı üniversitelerde, emeritus profesör kadrosunda emekli olmuş ancak akademik çalışmalarını sürdürenlerin bilgi birikimi ve tecrübesiyle kuruma büyük katkı sağladıkları hepimizin malumudur.
İşi bilgi üretmek olan deneyimli insanların emekli edilmesiyle 67’sinden sonra edindikleri bilgi ve deneyim ne olacak; âtıl mı kalacak? Ülkemizde hâlâ öğretim elemanları için 67 olan yaş sınırının korunmuş olması, bu konunun yeterince anlaşılmadığını gösteriyor. Toplumunun taşıyıcı kolonu niteliğindeki bilim ve bilgi üreten, nitelikli sanayide iş gören insanların varlığı çoğu ülkede ancak %1, gelişmiş ülkelerde ise %2-4 düzeyindedir. Bu insanlar o toplumun dinamosu, taşıyıcısı ve yönlendiricisi. Almanya’nın ve Japonya’nın II. Dünya Savaşı sonrası yeniden toparlanması, sahip oldukları yetişmiş insan sermayesi sayesinde sağlandı. Nitelikli insanına sahip çıkan toplumlar gelişmiştir. Bilgi birikimleri ve soyut ve analitik düşünme becerileri gelişmiş insan kaynağı, işin doğası gereği gelişmiş ülkelerde kolay emekli edilmez. Onlardan bir şekilde yararlanma yolları aranmalıdır. Onlar en değerli beşerî sermaye olarak ayrı tutulur, onlara değer verilir ve bilgi, görgü, beceri ve irfanlarından yararlanılır. Bunun farkında olmayanlar, kendi kaynaklarıyla yetiştirdikleri nitelikli iş gücünü korumadan beyin göçüne uğratırlar. Çin, son dönemde binlerce nitelikli iş insanını ülkesine geri kazandırarak hızla gelişti.
Emeklilerden de yararlanmak gerekir
J. Bergman’ın kaleminden bir İskoçya atasözü, “Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir. Çıktıkça yorgunluğunuz artar, nefesiniz daralır ama görüş alanınız genişler”. Uzun süredir birikim yapan, aktif olarak çalışan, üreten, bilim dışında çıkar ilişkileri içinde olmayan deneyimli bilim insanlarının emeklilik sonrasında da nazikçe davet edilerek birikimlerini toplum için kullanmalarını istemek kadar tabii bir şey olur mu? Temel ve mühendislik bilimlerinin ürettiği teknolojinin yanı sıra, tarih, felsefe, edebiyat ve sanat alanlarında çalışanların emekli olması bir bilgi kıyımıdır. Harran Ovası’nı, bölgenin buğday tarihini ve ıslahını bilen bir bilim insanı emekli edilir mi?
YÖK emeklilik yaşının değiştirilmesi konusunu önemsemektedir
Türkiye gibi ülkelerde akademik kadroların çok zor yetişmesi ve beyin göçü nedeniyle çok erken dönemlerde potansiyel nitelikteki kişilerin yurt dışında gelecek arayışı, nitelikli bilim insanlarının ve öğretim üyelerinin emeklilik yaşının düzenlenmesini kaçınılmaz kılmaktadır. Bu konuda basına yansıyan YÖK Başkanı Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’ın öğretim üyelerinin zorunlu emeklilik yaşının 67’den 72’ye, sözleşmeli olanlar için ise 75’e kadar yükseltilebileceğine dair açıklaması, Türkiye’nin akademik insan kaynağı politikalarında uzun erimli bir planlama olarak algılandı. Bu düzenleme, yalnızca kıdemli akademisyenlerin sistem içinde tutulması bakımından değil, bilimsel üretkenliğin sürdürülebilirliği ve kurumsal hafızanın korunması bakımından da önemlidir.
Öğretim elemanlarının 67 olan emeklilik yaş sınırının, en azından 72’ye kadar çıkarılmasıyla;
- Ar-Ge ve inovasyon süreçleri ivme kazanabilir,
- Lisansüstü eğitimin kalitesi artabilir,
- Uluslararası yayın ve patent üretkenliği artabilir,
- Üniversite-sanayi iş birliğinde mentorluk kapasitesini artırabilir.
Dolayısıyla konu yalnızca akademik bir mesele değil, Türkiye’nin kalkınma stratejilerinin merkezinde yer alan bir bilim-teknoloji politikasıdır.
Akademi için tarihi fırsat penceresi yaratmak
Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu doktora ve yüksek lisans tez danışmanlığı, laboratuvar yönetimi, araştırma projeleri ve kurumsal rehberlik alanlarında deneyimi olan kadroların objektif olarak belirlenip ülkenin yüksek menfaatleri doğrultusunda korunması gerekir. Türkiye yükseköğretim politikalarında önemli bir dönemece girmiş bulunuyor.
Zorunlu emeklilik yaşının yükseltilmesiyle:
- Kıdemli bilim insanları yeniden sistemde kalarak bilimsel ve eğitime katkısı sağlanır,
- Halen zindeliği olan, üreten insanların üretim ve bilim alanında toplum yararına katkıları sağlanır,
- Ülkenin üniversitelerinin eğitim kalitesi ve araştırma gücü artar,
- Uluslararası rekabetçilikte bilinen önemli kadrolar aracılığıyla pozitif bir ivme yakalanacaktır.
Bu açıdan söz konusu yaş düzenlemesi, yalnızca bir emeklilik yaş değişikliği değil; Türkiye’nin akademik geleceğini şekillendirecek stratejik bir reformdur.
Ülkelerde üniversite öğretim üyelerinin emeklilik yaş sınırı nedir?
Üniversitelerin öğretim üyelerinin emeklilik yaş sınırları, genel kamu çalışanlarının emeklilik yaş sınırlarından farklılık gösterebilmektedir. Birçok ülkede akademik birikimin korunması amacıyla bu yaş sınırı esnek tutulur ya da daha yüksektir. Bazı ülkelerde, başta Rusya olmak üzere, bilim insanlarında emeklilik durumu yoktur. Bazı ülkelerde emeklilik yaşına rağmen, sağlıkları elverdiğince bilim insanları “emeritus profesörlük” ile yasal olarak emekli olmuş; ancak bilimsel birikim ve deneyim, uluslararası çalışmaları ve saygınlığı nedeniyle üniversiteleriyle olan ilişkisini tamamen koparmadan akademik faaliyetlerine devam edebilmektedir. Başta proje ve fon yönetimi, yüksek lisansüstü danışmanlık ve seçmeli dersler vermesi gibi çalışmalar yapabilmektedir. İngiltere’de akademisyenler için yasal olarak belirlenmiş zorunlu bir emeklilik yaşı yok gibi. Oxford ve Cambridge gibi üniversitelerde gençlere yer açmak için 69 yaş sınırı belirlenmiş.
Dünya genelinde ve Türkiye’de, öğretim üyelerinin emeklilik yaş haddi olan 67 yaşın ardından üniversitelere bağlı olarak 72 yaşına kadar sözleşmeli olarak çalışmaya devam ettikleri görülmektedir. Vakıf üniversitelerinde sözleşme şartlarına bağlı olarak çalışmaktadırlar.
(Devamı Var)







