Köşe Yazısı

Dersimize Çalıştık mı?

6 Şubatta Kahramanmaraş merkezli deprem “asrın felaketi” olarak tanımlandı. Hala yaralarını sarmaya çalışıyoruz. Birçok akademisyen bu depremin tarıma etkileri konusunda bilimsel çalışma yaptı, önerilerde bulundu. Sayın Bülent Gülçubuk ve Sayın İbrahim Oğuz hocam da “6 Şubat Kahramanmaraş Merkezli Deprem Deneyimi Işığında Tarım-Gıda Değer Zincirini Güçlendirme ve Toplum Bilincini Harekete Geçirme” başlıklı bir makale kaleme aldı.

Sayın hocalarımın depremden çıkarttıkları en önemli dersler şunlar:

  • Tarım ile iştigal eden sivil toplum kuruluşları, meslek odaları teknik yardım ve tarım gıda değer zincirinin tekrardan canlandırılmasında etkisiz kaldı.
  • Üreticiler afet döneminde örgütsüz olmanın zorluklarını yaşadı.
  • Merkezi düzeyde güçlü gibi görünen sivil toplum kuruluşlarının, bazı kamu birimlerinin yerelde ne kadar zayıf ve aciz olduğu ortaya çıktı.
  • Depremin tarım ve gıda değer zincirine en hasar verici etkisinin hayvancılık sektörüne yansıdı. Enkaz altında kalan hayvan, alet ve ekipman sayılarının çok yüksek olmadığı görüldü.
  • Depremin oluş tarihi tarım ve gıda değer zinciri tahribatında çok etkili olduğu anlaşıldı. Deprem bitkisel üretim dönemi başı ya da ortasında olsaydı ekonomik boyutu çok daha yüksek olabileceği ve değer zinciri bitkisel üretimde koptuğundan tüm zinciri olumsuz etkileyebileceği görüldü.
  • Tarım ve gıda değer zincirini depremin kendisi değil; oluşturduğumuz medeniyetin yıkılmasından kaynaklandığı görüldü. Deprem doğa olayıdır. Afetlere neden olan doğa olayları geçmişte olduğu gibi dünya var oldukça gelecekte de olacaktır. İnsan medeniyetleri affet bilinci ile oluşturulur ise hem can hem de mal kayıplarının önüne geçilebilecek ya da en az hasar ile atlatılabileceği dersinin edinmiş olması gerekir.
  • Kırsal alanda planlama ve afetlere dirençlilik konusunda bir şeylerin olmadığı görüldü.
  • Tarımsal eğitim yayım hizmetlerinin tek düze olduğu, fakat depreme, iklim değişikliğine, diğer afetlere yönelik bir şeyler içermediği ortaya çıktı.
  • Özellikle kırsalda çocuklar, yaşlılar ve engellilerin en çok etkilenenler olduğu ve bunlara yönelik hazırlıkların da çok yetersiz olduğu görüldü.
  • Kırsalda zaten dezavantajlı konumda bulunan kadınların iş yükünün ve manevi sorumluluğunun daha da arttığı görüldü.
  • Kır kent dayanışmasının, bütünleşmesinin yeni bir paradigma ile ele alınması gereği duyuldu.
  • 6360 Sayılı Büyükşehir Yasası ile kapanan kasaba belediyelerinin eksikliği, araç ve ekipmanlarının alınmış olması yüzlerce insanın canının kurtarılabilirliğini yok etmiştir.
  • Yerel yönetimlerin deprem ve tüm afetler konusunda sil baştan bir yapılanma ve işlerlik içine girmesi gerektiği görüldü.
  • Son yılların popüler alanı ve dayatmacı kültürü olan görsel gastronominin afetlerde insanları doyurmada eksik kaldığı ortaya çıktı.
  • İnsanlar dışındaki tüm canlıların sonradan akıllara geldiği görüldü.

“Sadece ders çıkartmak yetmiyor, aynı zamanda bundan sonrası için bu derslere de en iyi biçimde hazırlanmak gereklidir” diyen Sayın Bülent Gülçubuk ve Sayın İbrahim Oğuz hocalarımın bu uyarısını dikkate aldığımızı, dersimize çalıştığımızı, bundan sonraki olası bir felaket için hazır olduğumuzu söyleyebilir miyiz?

Prof. Dr. Mustafa Bekmezci

1973 yılında Akşehir’de dünyaya gelen Dr. BEKMEZCİ, ilk ve ortaokul öğrenimini Akşehir’de, lise öğrenimini Kuleli Askerî Lisesinde tamamladı. 1995 yılında Kara Harp Okulu’ndan Sistem Mühendisi olarak mezun oldu.
2003 yılında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Anabilim Dalı’nda yüksek lisans programını tamamladı. 2008 yılında Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalında doktora derecesi aldı. 2015 yılında doçent, 2020’de profesör olan Dr. BEKMEZCİ, halen Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu Dekanlığı’nda görevini sürdürmektedir.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir