Borsa Meclis Toplantısı Gerçekleştirildi
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Temmuz Ayı Meclis Toplantısı, ATB Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında ATB Toplantı Salonu’nda yapıldı. Yönetimin bir aylık çalışmasıyla ilgili üyelerin bilgilendirildiği Meclis’te ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, tarım, ekonomi, Antalya’nın ekonomik verileri ve kent gündemiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
“Hazine destekli krediler 3 katına çıkarılsın”
Türkiye’nin küresel ölçekte yaşanan belirsizliklerden her alanda etkilendiğini kaydeden Çandır, bunun hızlı ve doğrudan yansımasının ekonomi, finansmana erişim ve faizlerde görüldüğüne dikkat çekti. Hazine destekli kredilerin limitlerinin yetersizliğine vurgu yapan Çandır, “Yüksek faizlerin kalıcı hale gelmesi, öz kaynak yapısı zayıf işletmelerimizin önündeki en önemli açmazlardan biri olmaya devam etmektedir. Bu dönemde TOBB, KGF ve bankaların iş birliğiyle hayata geçirilen Nefes Kredisi hem finansman maliyeti hem de krediye erişim bakımından işletmelerimize önemli destek sağlamıştır. Tarımsal işletmelerimizin üretime ve yatırıma devam edebilmesi için Ziraat Bankası aracılığıyla kullandırılan hazine destekli kredilerin üst limitlerinin, en az üç katına çıkarılmasını talep ediyoruz. Çünkü mevcut limit son üç yıldır sabit bırakıldı. Diğer taraftan bu üç yıl içerisindeki üretim ve girdi maliyetlerindeki artışlar geometrik hızla gerçekleşti” dedi.
Antalya’nın ihracatta olumlu performansı
Antalya’nın ihracatta daha olumlu bir performans sergilediğini söyleyen Çandır, Türkiye genelinde ilk altı ayda toplam ihracat yüzde 4,6 artarken, Antalya’da ise yüzde 11,4 arttığına dikkat çekti. Çandır, tarımsal ihracat artışında Türkiye ortalaması yüzde 3 iken Antalya’nın yüzde 12,3’lük artış sağladığını kaydetti. Çandır, “Net dış ticaret fazlası veren Antalya açısından bu performans son derece değerlidir. Değerli Türk lirasına, yüksek üretim maliyetlerine ve küresel pazarlardaki zorlu rekabet koşullarına rağmen ihracatını artıran üreticilerimizi ve ihracatçılarımızı yürekten kutluyor, kendilerine teşekkür ediyorum” diye konuştu.
Antalya’da üretme ve ticaret yapma iradesinin sürdüğünü söyleyen Çandır, “Ancak son iki ayın verileri, yılın ilk yarısındaki ivmenin zayıflamaya başladığına işaret etmektedir. Sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri, ödeme güçlükleri ve düşük reel büyüme işletmelerimiz üzerindeki baskıyı artırmaktadır. Bu nedenle ekonomik canlılığın korunabilmesi için uygun maliyetli finansmana erişimin kolaylaştırılması, iç talebin desteklenmesi ve ihracatçılarımızın rekabet gücünün korunması büyük önem taşımaktadır” dedi.
“İklim değişikliğini ekonomik mesele olarak ele almalıyız”
Tarımsal üretim ve ticaretle uğraşan kesimler olarak iklim değişikliğinin etkilerini doğrudan yaşadıklarını anlatan Çandır, tarımdaki her olumsuzluk, gıdadan tekstile, kozmetikten turizme kadar ham madde ve tedarik bakımından birçok sektörü etkilediğini söyledi. Çandır, “Son yıllarda tarla ve örtüaltı üretimde ekim ve hasat dönemlerinin değiştiğine, hastalık ve zararlıların daha sık ve dirençli biçimde görüldüğüne, ani sıcaklık değişimleri ve düzensiz yağışlar nedeniyle verim, kalite ve rekolte kayıplarının arttığına şahit oluyoruz. Suya erişimde yaşanan sorunlar ve yükselen girdi maliyetleri de üreticilerimizi, işletmelerimizi ve ihracatçılarımızı ciddi biçimde zorlamaktadır. Bu nedenle iklim değişikliğiyle mücadeleyi yalnızca çevresel bir konu olarak değil; üretimin, ticaretin, istihdamın ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ekonomik bir mesele olarak ele almalıyız” şeklinde konuştu.
COP31 ile dirençli Antalya vurgusu
Çandır, Kasım ayında Antalya’da yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 ile ilgili de konuştu. COP31’in tarım sektörünün, Antalya’nın ve ülke için önemli bir dönüşüm fırsatı olduğunu vurgulayan Çandır, “Ancak bunun için mevcut durumumuzu verilerle ortaya koymalı, ölçülebilir hedefler belirlemeli ve uygulamaya dönük adımları vakit kaybetmeden atmalıyız. COP31’i yalnızca birkaç haftalık bir organizasyon olarak görmemeliyiz. Asıl başarı, konferans sonrasında Antalya’ya bırakacağı kalıcı kazanımlarla ölçülecektir. Suyunu verimli kullanan, atığını azaltan, doğal varlıklarını koruyan, yenilenebilir enerji kapasitesini geliştiren ve iklim değişikliğine karşı daha dirençli bir Antalya oluşturmak temel hedefimiz olmalıdır” diye konuştu.







