Köşe Yazısı

Demansa ‘Dur’ Diyebilir miyiz?

İnsan, en nihayetinde biriktirdiği anıların toplamıdır. Bizi biz yapan, ilk gençlik heyecanlarımızı, sevdiklerimizin yüzlerini ve hayatın tüm birikimini zihnimizde saklama yeteneğimizdir. Ancak bugün dünya genelinde yaklaşık 50 milyon insanı etkileyen ve 2050 yılına gelindiğinde 152 milyona ulaşması beklenen devasa bir tehdit var; demans.

Demansın birçok türü bulunmaktadır. En sık gözlenen ve demansların yüzde 60 ile 80’ini oluşturan Alzheimer demansıdır. İkinci demans türü ise, bir inme sonucu beyne kan akışını sağlayan damarların zarar görmesinden kaynaklanan vasküler demanstır. Bu nörolojik hastalık bir anda oluşmaz; hücre içi ve hücre dışında biriken bazı proteinler nedeniyle, beyin dokusunda hücre (nöron) kaybı gelişir; bu birikim giderek artar ve beynin küçülmesi ile sonuçlanır. Belirtiler yavaş yavaş ortaya çıkar ve ilerleyicidir. Özetle demans, çeşitli etmenlerin beyin hücrelerine verdiği zararın bir sonucu, hafıza, muhakeme ve hareket etme kabiliyetinin yitirilmesidir.

Yıllarca nörobilimin en sarsılmaz saptamalarından biri, doğduktan sonra yeni beyin hücrelerinin üretilemeyeceği yönündeydi. “Sahip olduğun hücreler, hayatın boyunca sahip olacağın tek hücrelerdir” denirdi. Oysa son 20 yılda bilim bu ezberi yıktı[1]; yetişkin beyninde de yeni hücreler doğuyor. Hem de hafızanın, öğrenmenin ve kimliğimizin kalbi sayılan, adını denizatına benzerliğinden alan beynin hipokampüs bölgesinde…

Hipokampüs yaşlandıkça, stres arttıkça ve hareketsiz kaldıkça küçülen bir organ. Küçüldükçe de odaklanma, öğrenme ve hatırlama kapasitemiz geriliyor. Ancak bu organı büyütmek ve korumak mümkün. Dr. Suzuki’nin de vurguladığı gibi bu değişim üç temel kavram üzerine kurulu; hareket, zihinsel dinginlik ve uyku. Tabiiki doğru beslenmeyi atlayamayız.

Modern tıp, depresyon ve odaklanma sorunları için serotonin, dopamin ve noradrenalin mekanizmalarını taklit eden sentetik ilaçlar üretiyor. Oysa vücudunuz, sadece 30 dakikalık tempolu bir yürüyüşten sonra bu kimyasal kokteyli doğal olarak salgılıyor. Kalp atışınızı yükselten her kardiyo egzersizi -yürüyüş, dans, bisiklet veya yüzme- beyinde BDNF (Beyin Kaynaklı Sinir Büyütücü Faktör) adı verilen özel bir proteini tetikliyor. Bu protein, doğrudan hipokampüse giderek 70 hatta 90 yaşında olsanız bile yeni nöronların doğmasını sağlıyor. Zihni çalıştıran kelime oyunları kıymetli olsa da beyni tazeleyen asıl güç, kalbi pompalayan harekettir.

İkinci etmen ise zihni sakinleştirmek-meditasyon yapmaktır. Günlük hayatımızdaki stresin çoğu, üzerinde hiçbir kontrolümüz olmayan şeylerden kaynaklanır. Bedenimiz buradayken zihnimiz “zihin gezintisi” adı verilen bir durumla geçmişteki hatalara, gelecekteki kaygılara ya da dünyanın öbür ucundaki krizlere kaçar. Zihin her yerde olduğu için hiçbir yerdedir. İşte meditasyonun yaptığı şey tam olarak budur; beden ile zihin arasındaki kopan bağı yeniden kurarak sizi şimdiki ana çekmek ve beyni yıpratan bu kronik strese son vermek.

Uyku yalnız hipokampus için değil, tüm organlar için vazgeçilmez kavramdır.

Demansı bizden uzak tutacak diğer bir kavram ise tabağımızda saklı[2]:

  • Yeşil Yapraklı Bitkiler: Ispanak ve pazı gibi folat (B9) zengini gıdalar zihinsel performansı artırırken depresyon riskiyle savaşıyor.
  • Orman Meyveleri: Yaban mersini ve böğürtlen gibi flavonoid zengini meyveler, beyindeki iltihabı azaltarak hücresel hasarı durduruyor.
  • Kuruyemişler: Ceviz ve badem, E vitamini ile dolu. Haftada en az 5 porsiyon kuruyemiş tüketen yaşlı bireylerin bilişsel sağlığının çok daha güçlü olduğu kanıtlanmış durumda.
  • Turpgiller: Brokoli ve karnabahar gibi sebzeler, bunama riskini artıran homosistein seviyesini düşürmeye yardımcı oluyor.

Hayatınızdaki en güçlü ilacı bir doktor yazamaz; o reçeteyi her sabah kendiniz hazırlarsınız. Bugün atacağınız 30 dakikalık bir yürüyüş, 10 dakika oturup nefesinizi sayacağınız bir meditasyon ya da tabağınıza ekleyeceğiniz bir avuç ceviz… İçimizdeki o küçük denizatı hepsini kaydediyor.

Yıllar sonra hatırlamak istediğiniz bir çocukluk anısı veya anlatmak istediğiniz son bir hikaye varsa hatırlayan organ sizden çok basit bir şey istiyor; hareket et, zihinsel dinginlik-meditasyon, doğru beslen ve uyu.

Gerisini o halleder.

Kaynakça

[1] https://www.youtube.com/watch?v=R2Iq13LkfZc

[2] https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2024/12/02/gidalarimiz-ve-demans/

Paylaş:
Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz

Prof. Dr. (Emekli) Nazimi Açıkgöz

Sinop Lisesini 1960 yılında bitiren hocamız Lisans eğitimini 1964 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik Üniversitesinde tamamlamıştır. 1972-1973 yılları arasında TÜBITAK ta, 1973-2009 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde görev almıştır. Kendisi "TOAG92" çeltik çeşidinin ıslahçısıdır. Aynı zamanda halen kullanımda olan ve Türkiye'de bazı Üniversitelerde ders olarak da okutulmuş ilk ve tek Türkçe biyoistatistik bilgisayar paketi “TARİST”in geliştiricisidir.

1998-2004 yılları arasında kurucuları arasında olduğu Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürlüğünü yürütmüştür.

TEMA ve TASAM Vakıfları Bilim Kurulu üyelikleri de yapan Açıkgöz tarafından veya inisiyatifi ile organize edilen onlarca bilimsel toplantıları arasında "Tarımda Bilgisayar Uygulamaları Sempozyumu" (1994-İZMİR), ve "Enerji Bitkileri ve Yeşil Yakıtlar" sempozyumu, (14-15.12.2006 İZMİR), 1. Tohumculuk Kongresi de bulunmaktadır.

1996 yılında Tarımsal Biyoteknoloji konusunda Türkiye’de ilk internet habercilik dergisi AGBİYOTEK-L LİSTSERV ile kuran Açıkgöz uzun yıllar derginin editörlüğünü de yürütmüştür.

Kendisi aynı zamanda Dünya Bankasının IAASTD raporu (International Assessment of Agricultural Knowledge, Science and Technology for Development Synthesis Report 2008) yazarlarından biridir.

Dördü kitap olmak üzere 200'e yakın yayını bulunan Açıkgöz, serbest bilim yazarı olarak https://nazimiacikgoz.wordpress.com portalında periyodik Türkçe yayınlarını “Gıdalarımızın Yarınları (Açlık Kapıda mı)” sayfasında yayınlanmaktadır. Türkçe yazıları Milliyet, Ticaretgazetesi, Hasattürk, Çiftlik Dergisi gibi gazete ve dergilerde köşe yazısı olarak yayınlanırken, ayrıca onlarca tarımsal portallarda yeniden yayınlanmaktadır. İngilizce yazıları ise https://www.geneticliteracyproject.org/ da yayınlandıktan sonra dünyanın değişik ülkelerinde yeniden yayınlanmaktadır.
“Yaşam Bilimlerinde Söyleşiler” Youtube kanalında da beslenme ve sağlık konularını ele almaktadır.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir