Köşe Yazısı

Türkiye’de Tarımın, Gıdanın ve Doğanın Geleceği İçin Hep Birlikte Hareket Etmeliyiz!

Tarımın, gıdanın ve doğanın geleceği için artık bütün kesimlerin birlikte hareket etmesi tercih değil, bir zorunluluktur.

Bugün hem dünyada hem de ülkemizde tarım, gıda ve çevre alanlarında yaşanan sorunlar tek tek aktörlerin değil, toplumun tamamının ortak meselesi hâline gelmiştir. Toprak azalıyor. Su kaynakları baskı altındadır. Mera alanları daralıyor. Biyoçeşitlilik zayıflıyor. Genç nüfus tarımdan uzaklaşıyor. Çiftçi üretmekte zorlanıyor. Tüketici güvenilir gıdaya pahalı ulaşıyor. Sanayici istikrarlı hammadde bulmakta güçlük çekiyor. İhracatçı kalite ve süreklilik sorunu yaşıyor. Doğa ise her geçen gün daha fazla istikrarsızlaşıyor.

Eğer bir sistemde tüm taraflar aynı anda memnuniyetsizse, o sistemin sürdürülebilirliği mümkün değildir.

Bu nedenle artık parçalı çözümler değil, bütüncül bir yaklaşım gereklidir.

Bugüne kadar uygulanan yöntemler çoğunlukla kısa vadeli, parçalı, kurumlar arası koordinasyonu zayıf, veriye dayanmayan ve çoğu zaman sonuç odaklı değil tepki odaklı yaklaşımlar olmuştur. Oysa tarım–gıda–çevre sistemi sadece bir üretim meselesi değildir; aynı zamanda bir kalkınma meselesidir, bir güvenlik meselesidir ve bir gelecek meselesidir.

Bu nedenle yeni bir iş birliği zemini oluşturmak zorundayız.

Türkiye’de üreticiyi, tüketiciyi, akademiyi, sanayiciyi, ihracatçıyı, yerel yönetimleri, sivil toplumu ve kamu kurumlarını aynı platformda buluşturacak; ortak hedefler etrafında toplayacak bir yapıya ihtiyaç vardır.

Bilgiye ve doğru veriye dayalı bir üretim süreci oluşturulmadan tarımda sağlıklı planlama yapmak mümkün değildir. Ürün desenleri, üretim uygulamaları, iklim riskleri, pazar eğilimleri ve maliyet göstergeleri doğru analiz edildiğinde; arz fazlasını azaltmak, ürün açığını önlemek, gelir istikrarını sağlamak ve ithalat bağımlılığını azaltmak mümkün olacaktır.

Tarım–gıda–çevre politikalarına bilimsel katkı sunacak bir ortak akıl platformuna ihtiyaç vardır. Bu platform; karar vericilere alternatif öneriler geliştiren, uygulama sonuçlarını izleyen, sahadan veri toplayan ve katılımcı bir ortak akıl mekanizması olmalıdır.

Aynı zamanda üretici ile tüketici arasında güven köprüsü kurmalıdır. Gıda güvenliğini, şeffaflığı ve izlenebilirliği güçlendirerek sürdürülebilir üretim için ortak standartların gelişmesine katkı sağlamalıdır.

Bu kapsamda kurulacak dijital iş birliği platformu; deneyim aktarımı sağlayan, erken uyarı sistemi oluşturan, iş birliği ağlarını geliştiren ve ortak proje üretim ortamı sunan bir yapıya dönüşmelidir.

Peki, bu platform nasıl bir Türkiye hayal etmelidir?

Su kaynaklarını koruyan, toprağını kaybetmeyen, gençlerin yeniden tarıma döndüğü; üreticinin kazandığı, tüketicinin güvenle beslendiği ve doğanın korunduğu bir tarım sistemi ile mümkündür.

Ama bütün bunlar ancak birlikte hareket edersek mümkündür.

Tarımın geleceğine katkı sunmak isteyen üreticileri, akademisyenleri, kooperatifleri, meslek kuruluşlarını, yerel yönetimleri, özel sektörü, sivil toplum kuruluşlarını ve tüm duyarlı vatandaşlarımızı ortak akıl ve ortak sorumluluk anlayışıyla bu platformun parçası olmaya davet ediyorum.

Sorunun değil, çözümün tarafında yer alalım.

Toprağın geleceğini birlikte kuralım.

Gıdanın güvenliğini birlikte sağlayalım.

Doğayı birlikte koruyalım.

Birlikte üretelim.

Birlikte planlayalım.

Birlikte başaralım. 

Bütün paydaşları, Ulusal Tarım Gıda Birliği Derneği (UTGB)’nin bu amaçlar doğrultusunda kurmayı hedeflediği Türkiye Tarım, Gıda ve Çevre Birliği (TTGB)’nde buluşmaya davet ediyorum.

Nazım Şafak

27 Aralık 1952 tarihinde Manisa’nın Horozköyü’nde çiftçi bir ailenin 4. çocuğu olarak dünyaya gelmişim.
Horozköy İlkokulu’nu, Şehitler Ortaokulu’nu, Manisa Lisesi’ni bitirip 1972 öğrenim döneminde ziraat fakültesine kayıt oldum.
Tarla Bitkileri Bölümü’nden yüksek ziraat mühendisi olarak mezun oldum.
Aileme ait arazide tarımla uğraştım. Bağcılık ve sofralık üzüm üretimi, ana geçim kaynağım oldu.
1986 yılında tarım ilaçları ve gübre ticaretine başladım.
1989 yılında ilk üzüm serasını kurup sofralık üzüm yetiştirdim.
1997 yılında şirket kurarak organik kuru üzüm işleyip ihracatına başladım.
1999 yılında Manisa Ticaret Borsası Meclis Başkanı seçildim.
2006 yılında Hollandalı ortağımla birlikte 650 dekar alanda, gen merkezinde üretim teşviki alarak kuşkonmaz üretimi işini kurdum.
2013 yılında emekliye ayrıldım.
2018 yılında oğlumun zirai drone üretimiyle birlikte tekrar iş hayatına döndüm.
Zirai ilaç satışı ve zirai danışmanlık yapıyorum.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir