Buğdayda Teorik Verime Yaklaşabilir miyiz?
Dünyanın en güncel konularından biri de gıda krizidir. Bu kriz; savaşlardan çevre ve iklim değişimine, ekonomik krizlerden sağlık krizlerine kadar bir türlü çözülmeyen yoksulluk ve eşitsizliğin birbirini tetiklemeleri sonucu ortaya çıkan, çok faktörlü bir sorun yumağıdır.
Buğday, çeltik, mısır gibi ana gıda maddelerinde birim alandan kaldırılan miktarın artırılma potansiyelleri bitki ıslahçılarının ana hedeflerinden biri olmuştur. Acaba onlar hedeflerine ulaştı mı? Yahut söz konusu verimin artırılma potansiyeli kaldı mı? Son zamanların gözde teknolojisi “gen düzenlemeye” iş düşecek mi?
2025 sezonunda dünya buğday üretimi 842 milyon ton, dekara verim ise 376 kg olarak gerçekleşmiştir. Ne var ki iklim değişimi buğday ekim alanlarını daraltacak gibi görünüyor. Nitekim Avustralya artan girdi maliyetleri nedeniyle buğday ihracatçısı olmaktan çıkmak üzeredir. Suudi Arabistan, 2016 yılından itibaren küresel ısınma nedeniyle buğday tarımını sürdüremeyeceğini ilan etmiştir. ABD’de 1970’lerin buğday ekim alanı, biyoteknolojiden yararlanarak karlılığını artıran mısır ve soya karşısında son 20 yılda 1/3 oranında daralmıştır[1]. Türkiye’de de buğday ekim alanının 10 milyon hektardan 7,8 milyon hektara çekildiği de bir gerçek.
1960’larda 110 kg/da olan dünya buğday verim ortalamasının 2025’lerde 376 kg/da’a çıktığı bilinmektedir. Bu rakamın artan nüfus ve iklim değişiklikleri nedeniyle 2050’lere doğru 400 kg/da’a çıkartılması zorunlu görünüyor. Aksi takdirde söz konusu yıllarda, yıllık tüketim beklentisi olan 880 milyon tonu karşılamak olanak dışı görünüyor.
Kişi başına yıllık tüketimi artmayacak, tersine azalacak tek gıda maddesi buğday olarak tahmin edilmektedir (2005’te 68,5 kg/yıl/kişi seviyesinden 2023’te 66,2 kg/yıl/kişi seviyesine düşüş)[2]. Özellikle buğday ağırlıklı beslenen ülkelerde; kentleşme, yaşlanma, küreselleşme, gelir artışı ve kültürel farklılaşma gibi bir seri sebebin yanı sıra tüketim alışkanlıkları nedeniyle söz konusu tahminin gerçekleşmesi beklenmelidir. Gelir düzeyi arttıkça karbonhidratlı ürün tüketimindeki düşüşe karşın sebze ve et tüketiminin arttığı yadsınamaz. Diğer taraftan son yıllarda buğdayın, gluten içeriği nedeniyle sebep olduğu çölyak dışında, bazı nörolojik hastalıkların tetikleyicisi olduğu da öne sürülmektedir.
Birim alandan daha fazla ürün kaldırmak için tüm tarım paydaşları bir yarış içindedir. Bilim insanlarından üreticiye kadar hep daha yüksek verim hedeflenmiştir. Hatta politikacılar da bu yarışa katılmışlar ve Birleşik Krallık’ta 2020 yılında buğday veriminin 2 ton/da’a çıkartılabileceğini araştırmacılarına hedef olarak göstermişlerdir. Bu konuda bitki ıslahçılarının gayretleri “yeşil devrim”i beraberinde getirmiştir.
Şimdi bazı ülkelerin 2000, 2010 ve 2020 yıllarında bir dekardan elde ettiği buğday verimlerine GÖRSELDE bir göz atalım. Hemen Britanya gibi yağışlı kuzey ülkelerinin verim ortalamalarının 700 kg/da civarında olduğu izlenebilir. Yalnız son 20 yılda Britanya’da verim düşerken, Çin’de artması ilgi çekicidir.
Buğday ve çeltikte teorik verimin 2500-3000 kg/da olabileceği tahmin edilmektedir. Burada teorik verimden ziyade rekor verimin nasıl elde edildiğine bir göz atalım: 2015 yılına gelindiğinde, Yeni Zelandalı Mike Solari’nin Guinness’e kayıtlı 1,56 ton/da buğday verim rekoru İngiliz “The Beal Farm” tarafından egale edilerek, yeni bir dünya rekoru gelmişti: 1650 kg/da[3]. Bu yeni dünya rekorunu kıran, agronomist danışman destekli İngiliz “The Beal Farm”da (Newcastle) en uygun çeşit olan yemlik Dickens seçilmiş; ideal tohum teknolojileri ve en uygun agronomik koşullar (ekim zamanı, sıklığı, toprak hazırlığı vs.) yerine getirilip, su, gübre, ilaç, hormon vs. girdiler en ideal şekilde uygulanmıştır. Özellikle toprak iyileştirmesi için en uygun alet-ekipman kullanılarak taban taşı kırılmış, toprağın gevşetilmesi, ufalanması ve karıştırılması sağlanmış, ayrıca yıl boyunca çok miktarda humus da toprağa karıştırılmıştır. Doğal olarak toprak ve yaprak analizleri de sürdürülmüştür.
2014 yılının eylül ayının üçüncü haftası yapılan ekimde dekara 18,5 kg tohum kullanılmıştır (m2’ye 333 tohum). Yapılan yaprak analiz sonuçlarına göre bakır, çinko, bor ve magnezyuma dayalı yaprak gübreleme işlemleri yerine getirilmiştir. Ayrıca, çiçeklenmeyi ve hücre bölünmesini teşvik etmek ve değişik streslere dayanıklılık sistemini geliştirmek amacıyla organik asit uygulanmıştır. 31 kg/da azotlu gübre dört aşamada verilirken, dört kez de fungusit uygulaması yapılmıştır. Hasat ise 1 Eylül 2015 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
Fakat teorik verime değilse de rekor buğday verimine uzun vadede ulaşılabileceği beklenmelidir. Nitekim Arjantin’de ticarete yansıyan kuraklığa dayanıklı HB4 transgenik buğdayı ile Corteva ve Syngenta’nın hibrit buğday çeşitleri çoktan tescillendi bile[4].
Kaynakça
[1] http://www.bloomberg.com/news/articles/2016-04-20/america-is-losing-out-to-russia-in-the-wheat-wars
[2] https://gazetekoseyazilari.com/blog/2022/05/28/bugday-gluteni-colyak-disinda-da-mi-etkili/
[3] http://www.fwi.co.uk/arable/northumberland-grower-breaks-world-wheat-yield-record/
[4] https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2024/11/21/simdi-de-melez-bugday/






