ÇevreHaberlerToplum

“Tarım ve Gıda Sistemini, İklim Değişikliği Mücadelesinin Başlıca Çözüm Ortağı Yapmalıyız!”

Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET) Yönetim Kurulu, 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı. Mahatma Gandi’nin “Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadarını karşılar, fakat herkesin hırsına yetecek kadarını değil” sözüyle başlayan açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Dünya nüfusu Mahatma Gandhi bu değerli öngörüsünü ortaya koyduğu yıllardan bugüne kadar neredeyse dört kat arttı. Neoliberal politikaların yükselişi, tüketim ile ihtiyaç arasındaki ilişkiyi kopardı. Sınırsız kâr, rant ve tüketim hırsının yarattığı doğa tahribatı ve iklim krizi, pek çok canlının ve insanın güzel mavi gezegendeki varlığını tehdit ediyor. Günümüzde insan, kendi eylemleriyle, kendi türünü yok etme yolunda son çıkışı da geçmenin eşiğinde bulunuyor.

Yaşanmakta olan gelişmelerin erişeceği nokta konusunda taşınan kaygılar nedeniyle, Birleşmiş Milletlerin 1972 yılında yapılan Stockholm Konferansında 5 Haziran günlerinin Dünya Çevre Günü olarak ilan edilmesi konusunda verilen karar, 1973 yılından bu yana uygulanmaktadır. Her yıl farklı temaların ele alındığı Dünya Çevre Gününün 2026 yılı teması ‘İklim Eylemi’ olarak belirlenmiştir.

Paris Anlaşması

İnsan faaliyetlerine dayalı iklim değişimi, sanayi devriminden sonra başlayan süreçle ortaya çıkmış ve 2000’li yıllar içinde çok ciddi bir iklim krizinin doğumuna tanık olunmuştur. Giderek artan karbon emisyonları; küresel ısınmayı, kuraklaşmayı, buzulların erimesini, ani hava olaylarını, orman yangını artışlarını tetiklemektedir. Bu çerçevede, karbon emisyonlarını sınırlamak ve etkileriyle ortak olarak mücadele etmek amacıyla 2015 yılı aralık ayında 191 ülkenin taraf olduğu Paris Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma uzun vadede küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi devrimi öncesine göre 20C ile sınırlı tutmayı ve esas olarak 1,50C artışı aşmamayı hedeflemektedir.

Ancak bu anlaşmanın gerektirdiği uluslararası dayanışmayı gerçekleştirmekte ve beklenen adımları atmakta henüz istenilen başarı sağlanamamıştır. Yaşamın her alanında ve özellikle ekonomik faaliyetlerde karbon emisyonlarını azaltıcı ve doğa tahribini önleyici dönüşümler hayata geçirilememiştir. Bu olumsuz durum, ekolojik ve biyolojik açıdan özel konumuna rağmen ne yazık ki tarım ve gıda sistemi için de büyük ölçüde geçerlidir.Tarım ve gıda sisteminin etkileri

Gıdamızın ana kaynağı olan tarım, hiç kuşkusuz dünyadaki en yaşamsal ve en yaygın insan faaliyetidir. Canlı materyallerle gerçekleştirilen ve çıktıları da organik olan tarım aynı zamanda insanın doğayla en bütünleşmiş üretim faaliyeti olarak iklim krizinden ve doğal varlıkların tahribinden diğer üretim faaliyetlerine göre en fazla ve en olumsuz biçimde etkilenmektedir. Ancak mevcut küresel tarım ve gıda sistemi, aynı zamanda en başta gelen mağduru durumunda olduğu iklim krizinin ortaya çıkmasındaki en büyük sorumlulardan da birisidir. Dünyada sera gazı emisyonlarının en az dörtte biri, mevcut tarım ve gıda sisteminden kaynaklanmaktadır.

Bu bağlamda, tarım ve gıda sistemini; endüstriyel tarımdan, fabrika hayvancılığından, uzun lojistik zincirlerinden olabildiğince uzaklaştırmak ve onu doğaya dost, etik değerlere saygılı, kapsayıcı ve dayanışmacı bir biçimde dönüştürmek için işletme biçimi ve ölçeği ne olursa olsun, tüm tarımsal üretim faaliyetlerini içeren kurallar oluşturmak ve uygulamak zorundayız. Tarım ve gıda sistemini, iklim krizinin faili konumundan hızla çıkararak, iklim değişikliği mücadelesinin başlıca çözüm ortağı yapmalıyız.

Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET) olarak daha önce de paylaştığımız, ‘bu güzel mavi gezegende insan olarak varlığımızı sürdürmek istiyorsak, önce kendimizi ve doğa ile ilişkilerimizi değiştirmeliyiz’ görüşümüzü yineliyor ve 2026 Dünya Çevre Günü kapsamında iklim kriziyle mücadelede insanlığın gerçekleştirdiği onarıcı eylemlerin ve başarıların konuşulmaya başlanmasını diliyoruz.”

Paylaş:

İlgili başlıklar

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir