Köşe Yazısı

Bedava Yaşıyorduk, Artık Bedava Yaşanacak Ne Kaldı?

Orhan Veli’nin “Bedava Yaşıyoruz Bedava” şiirini ilk defa üniversiteli yıllarda duymuştum. O dönemlerde üniversite öğrencisi olmanın bir ayrıcalığı, entelektüel bir birikim oluşturmak için şiir ve roman okumak, tiyatroya gitmek, sanatsal etkinlikleri izlemekti. Gazete okumak yaygın bir durumdu. İnternet olmadığı için o dönemde çok okurduk, tartışırdık. O dönemdeki büyüklerimizin ve okuduğumuz kitapların etkisiyle eleştiri yapma geleneği vardı. O dönemde en çok Ahmet Arif, Orhan Veli, Enver Gökçe, yabancılardan Bertolt Brecht ve Pablo Neruda okunurdu. Aylık tiyatroya giderdik. Tiyatroya gittiğimizde rektörümüz, dekanlarımız ve hocalarımızla orada karşılaşırdık. Bizleri hep teşvik ederlerdi. İlgi gösterirlerdi ve sevgilerini belirtirlerdi. Biz de entelektüel ve önemli simalarla birlikte aynı çatı altında tiyatro izlemekten mutlu olurduk.

Adana’da 1990’lı yıllarda ilk defa Müşfik Kenter’in sesinden Orhan Veli’nin “Bedava Aşıyoruz Bedava” şiiri hepimizi etkilemişti.

Şiirin dizeleri şöyledir;

“Bedava yaşıyoruz, bedava,

Hava bedava, bulut bedava,

Dere tepe bedava,

Yağmur çamur bedava,

Otomobillerin dışı,

Sinemaların kapısı,

Camekanlar bedava;

Peynir ekmek değil ama,

Acı su bedava,

Kelle fiyatına hürriyet,

Esirlik bedava;

Bedava yaşıyoruz, bedava.”

Şiirdeki her söz, anlam yüklü ve düşündürücü bir anlatımdı. Orhan Veli Kanık şiiri yazarken o dönemin koşullarına yönelik bir eleştiri geliştirmiştir. Sonradan öğrendik ki Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat o dönemde ayrı bir edebî ekol oluşturuyorlardı. Türk edebiyatına önemli katkı sağlamışlar.

İnsani değerler maddi değerlerle ölçülemeyecek kadar bedava

Oran Veli’nin bedava yaşamına farklı bir ifadeyi, Fars asılı keman virtüözü Farid Farjad’a atfedilen, “Sevmek, gönül almak, ince düşünmek, güzel konuşmak, halden anlamak, düşeni kaldırmak, ağlayanı güldürmek… Bunlar hep bedava, biliyor musunuz?” ifadesiyle insani değerlerin maddi karşılıkla ölçülemeyecek kadar bedava olduğunu belirtiyor.

Aslında, dünyanın artan hayat pahalılığının yarattığı etkiyle yaşanmaz hale geldiğini ve dünyadaki 1 milyar insanın yoksulluk sınırında yaşadığını, gıdaya erişememe durumunda olduğunu anlıyoruz. Ancak insani değerlerin maddi karşılığının bulunmadığının bilinmesi gerekir.

Günümüzde bedava yaşanan hava bile parayla, bırakın suyu ve yürünecek yolları! Hepsinden önemlisi, bir insan hakkı olan su içmenin bugün ekmekten daha pahalı olmasıdır. Havaalanlarında, uçaklarda litre fiyatı (5 Euro) 250 TL’ye kadar çıkabilmektedir. Dağların taşlarının coşkulu akan suları, bugün plastik kaplarda insanlara yüksek fiyata satılmaktadır. Yine günümüzde en ucuz yerler olan semt pazarlarında bile günlük fiyat artışı yaşanmaktadır. Doğal olarak fiyat artışlarının bir mantığı ve temel dayanağı olmalı. Ölçülen veriler üzerinden bir fiyatın belirlenmesi beklenmektedir. Yaşamın zorluklarını ve fiyatların belirlenmesinde enflasyonun etkisini ele alan TÜİK’in enflasyon açıklamaları çoğu zaman eleştiri konusu olmaktadır. Çoğu zaman insanlar kendi hissettikleri hayat pahalılığına bakarak fiyatları belirlemektedirler. Artan hayat pahalılığı, başta işsizlerden öğrencilere, işçilerden memurlara, çiftçilerden emeklilere kadar toplumun geniş kesimlerinin belini iyice bükmenin ötesinde, artık bedava yaşanacak hiçbir şeyin kalmadığını iliklerine kadar hissettirmektedir. Dünyada uzun zamandır dinmeyen enflasyon ateşinin yarattığı eşitsizlik yaşam kalitesini birçok kesim için yaşanmaz duruma getirdi. Şimdilerde artık bedava yaşıyoruz; bedava. “Kelle fiyatına hürriyet, esirlik bedava!” diye haykırmak insanın içinden geliyor. Ancak boğazımıza düğümlenen “bedava yaşıyoruz” yerine artık “bedava da yaşayamıyoruz” geliyor.

Bedava yaşanacak ne kaldı?

Şimdi geriye baktığımda, o dönemlerde izlediğimiz sanatsal ve kültürel etkinlikler bize çok şey kazandırmıştır. O dönemin birikimleri bizleri yaşama bağladı ve kendimizi de içinde bulunduğumuz ortamı da tanıma şansımız oldu. İyi ki o dönemin atmosferini soluduk, bedava öğrenme ve öğretme şansına sahip olduk. En azından o dönemin zihnimizde oluşturduğu doğayı ve toplumu anlama yetisi, bugünleri analiz etmeye katkı sunmaktadır.

Günümüzde bedava bir şey kaldı mı, bilmiyorum. Artık hava, su, ekmek, hatta özgürlük bile bedava değil. Sevgi, gönül almak, tebessüm etmek, insanın insana dostluğu, bilginin, birkaç güzel sözün içtenlikle belirtildiği değerlerin hâlâ bedava kalabildiğini unutmadan; elimizde kalan bu büyük zenginliklerimizin kıymetini bilerek bedava yaşamak gerekir. Elde kalan başta olan dostlarla karşılık beklemeden içten sevgi temeline dayalı bilgi paylaşmak, internetin ücretsiz sunduğu bilgi kaynaklarından öğrenmek ve bedava duygusuyla beleşe sağlıklı bir gün dilemek.

Bugün de sevgimiz bedava olsun.

Paylaş:
Prof. Dr. İbrahim Ortaş

1985 yılında Çukurova Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Toprak Bölümünden mezun oldu. Mezuniyet sorasında Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsünde araştırmacı olarak çalıştı. 1987 yılında aynı bölümden Yüksek Ziraat Mühendisi unvanı ile araştırma görevlisi olarak akademik hayatına başladı. 1990-1994 yılları arasında İngiltere’de Reading Üniversitesinde doktora öğretimi yaptı. 1995 yılında Yardımcı Doçent, 1996 yılında Doçent ve 2002 yılında profesörlük unvanlarını aldı. 1988 Hohenheim, 1998 Florida (OECD), 2010-2011 Ohio State (Fulbright) üniversitelerinde araştırıcı olarak akademik çalışmalarda bulundu.

Prof. Ortaş’ın çalışma alanları; kök bölgesi ekolojisi, biyolojik verimlilik, toprak biyoteknolojisi, toprak kalitesi, bitki besleme ve toprak-bitki-atmosfer ilişkileridir. Karbonun bitki ve mikorizalar aracılığıyla toprağa bağlanması üzerine temel/uygulamalı araştırmalar yürütmektedir. Yüksek lisans/doktora düzeyinde araştırma yönetimi, akademik etik, bilim tarihi-felsefesi dersleri vermektedir. 43 ülkede bilimsel toplantılara katıldı. 27 TÜBİTAK, 5 DPT, 1 Tarımsal Araştırma Projesi, 54 BAP, 3 AB, Horizon/PRIMA projeleri yürüttü; 8 COST projesinde görev aldı. Rizosfer ve Toprak Biyoteknolojisi Laboratuvarlarından sorumludur. Bölüm araştırma alanında 11 uzun süreli denemelerin 1996 yılından günümüze kesintisiz olarak sürdürmektedir.

Lisansüstü eğitme ve araştırma ekseninde 7 doktora, 21 yüksek lisans tezi tamamlatmış; halen 7 öğrenciye yüksek lisans ve doktora danışmanlığı yapmaktadır. Çok sayıda uluslararası tez ve proje jürü üyeliği, AB COST, PRIMA proje değerlendirme üyeliği vardır. Üç uluslararası dergi editör ve yardımcılığı, 11 dergi hakem havuzu görevi vardır. Yurtdışı dergilerde 103 SCI, 32 TR makalesi, 1997 atıf ve h-faktörü 23. 32 uluslararası kitap bölümü, 2 Türkçe bir İngilizce kitap yazarıdır.

Bilimsel araştırmaları dışında, bilim felsefesi ve tarihi, tarım toprak tarihi, insan-bilim toprak ilişkisi, toprak felsefesi, biyoetik, tarım-çevre ve güncel insan ilişkileri, eğitimin toplumsal sorunları ile güncel eğitim, eğitim, üniversite, bilim, toplumsal sosyal yaşam konusunda gazete ve dergilerde 1201 makale yayınlamıştır. Tarım-toprak ve çevre konularında 117 gazete-dergide makaleler yayınlanmıştır. Çok sayıda konferans, TV ve radyo programları ile söyleşilerde bulunmuştur.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir