İthalat Çözüm Değil!
İç piyasada tarım ve gıda ürünlerinin arzının yetersiz olmasından dolayı fiyatların artması durumunda, bu ürünler genellikle sıfır gümrük vergili olarak ve tarife kontenjanı kapsamında yurtdışından ithal edilerek, uygun fiyatla piyasaya arz edilerek çözülmeye çalışılıyor.
Amaç tüketiciye alım gücü kapsamında ürün sunabilmek, beslenmesine yardımcı olmak.
Peki, bu durumda üretici, çiftçinin durumu ne olacak?
Çiftçi nasıl ayakta kalacak, üretimine nasıl devam edebilecek?
Ürün fiyatlarının artmasının sorumlusu çiftçi mi?
Hayır!
Öyleyse cezasını neden çiftçi çeksin?
Üretmek, çiftçi olmak suç mu?
Bakıldığında öyle gözüküyor.
Peki, çiftçi üretimden zorunlu olarak çekildiğinde, yani üretemez noktaya geldiğinde, imkanı kalmadığında, tüketici ve ekonomi, daha da ötesi milletin ve vatanın bekası daha mı iyi olacak?
Tabi ki hayır!
Peki, neden sorunu kökten çözmek yerine, yıllardan beri günü kurtarmak adına ithalata yöneliyoruz ve ihracatı kısıtlamaya çalışıyoruz?
Bu yöntemlerin çözüm olmadığını yıllardan beridir yaşayarak görüyoruz.
Bu yöntemle devam etmek, ne tüketici, ne üretici ne de ülke için daha iyi olmuyor, daha da çözümsüzlüğe ve kötüye gidiyor.
Peki, ne yapmak lazım?
Paramızı ithalat ile yurtdışı çiftçisine vermek yerine;
- Verimliliği artırmak gerekir.
Nasıl?
Bilimsel yenilikleri uygulayarak ve teknolojiyi dört dörtlük kullanarak.
Ancak teknolojik alet ve ekipmanların, donanımların vb. alımı için teşvik, kredi, destek ile tam finansman imkanının sağlanması gerekir, çünkü çiftçinin bu teknolojik alet ve cihazları alacak parası yoktur.
- Maliyetleri düşürmek gerekir.
Nasıl?
Tarımda ana girdiler; üretim için, gübre ve besin maddeleri, ilaç ve mazot ile pazarlama ve paketleme maliyetleri ve sorunlarıdır.
Ayrıca işçilik giderleri ve işçi bulabilme sorunları da var.
Ancak işçi bulma ve giderleri, teknolojik alet ve cihazların kullanılması ile minimum düzeye kadar düşebilir.
Peki, gübre, ilaç ve mazot için ne yapmak lazım?
- Gübre ve ilaç üretimine devlet kendisi de girerek piyasada fiyatları makul seviyede tutabilir ve dengeleyebilir.
Ya da tüm ülke tarımına yetecek kadar gübre ve ilacı Tarım Kredi gibi kurumlar vasıtasıyla, yerli ve yabancı tedarikçilerden toptan (bir yıllık toplam ihtiyaç) çok daha uygun fiyata alınarak çiftçiye çok makul bir fiyatla verilebilir. Bu durumda çiftçiye, şu andaki piyasa fiyatının yarısına kadar bir avantaj sağlanacaktır. Yani çiftçi gübre ve ilacı yarı fiyatına alacaktır.
Gübre ve ilaç, ülke ihtiyaçları kapsamında toptan alındığı takdirde, çiftçiye satış fiyatının %50’ye kadar, yani fiyatının yarı yarıya düşeceğine inanıyorum.
Bu konuları, yani hammaddeden mamule kadar ki fiyatları ve üretim proseslerini gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında inceleyen birisi olarak bunu söyleyebiliyorum.
- Mazot konusuna gelince, çiftçiye ÖTV’siz ve KDV’siz mazot verilecek.
- Pazarlama, paketleme, ambalajlama ve muhafaza konularına gelince, özellikle kooperatifleşme yoluna gidilecek, üretim ve pazarlama kooperatifleri teşvik edilecek, imkanlar sağlanacak ve desteklenecek.
Taban fiyat uygulamasına gidilecek, piyasa fiyatının taban fiyatın altına düşmesi durumunda TMO alım yaparak, fiyatı dengeleyecek.
Taban fiyatı uygulamasını ve TMO’nun alım yapmasının ne kadar önemli ve etkili olduğunu fındık, kayısı, üzüm, buğday vb. ürünlerde uygulandığını ve çok başarılı olduğunu yaşayarak gördük.
Üreticiyi, tüketiciyi ve milleti yaşatmanın yegane yolu, ithalat değil, kendi imkanlarımız, insanımız, kaynaklarımız ve gayretlerimizdir.






