Fonksiyonel Gıdalarda Gelişmeler
Zenginleştirilmiş gıdalar günlük yiyeceklerimize genetik veya endüstriyel yöntemlerle, onların aynı zamanda ilaç olma özelliğinin kazandırıldığı gıdalardır. Örneğin A vitamini üreten “altın pirinç”. Burada bitki, gen mühendisliğiyle A vitamini üretebilmekte ve tüketici pilav yerken aynı zamanda A vitamini gereksinimini de karşılamaktadır. Dünyada A vitamini eksikliği olan 300 milyon insan yaşamaktadır?
Günümüzde gıdalarımız sayısal olarak artıp dururken içerik bakımından da hızlı bir zenginleşme eğilimine girmiştir. Burada insanoğlu gıdaya ikinci bir görev yüklemiştir. Yani gıdalarımız artık daha sağlıklı olmayı, hastalıkları önlemeyi, bağışıklık kazandırmayı, yani aynı zamanda ilaç gibi da olmayı üslenmiş durumunda. 2013 yılında yayınlanan bir makalede[1] “İlaçlar Artık Tarlalardan” konusu işlenirken kullanılan karikatür oldukça ilginçti; Çiftçi arkadaşına, “kanseri yenen bitkiyi yetiştirdiğini” müjdeliyordu.
Bu bağlamda bitki ıslah teknikleri ile elde edilmiş ilk bitki vitamin A’ca zenginleştirilmiş tatlı patates olmuştur. 2004 yılında Uganda ve Mozambik’te tescil edilen bu bitkiyi, Kongo’da vitamin A’ca zenginleştirilmiş kasava, yine Kongo’da demirce zenginleştirilmiş bakla, Zambiya’da vitamin A’ca zenginleştirilmiş mısır, Hindistan’da demirce zenginleştirilmiş cin darı çeşidi takip etmiştir. Bitki ıslahı ile 2023 yılına kadar Afrika, Asya ve Latin Amerika’daki 41 ülkede 13 temel bitkiye ait toplam 443 zenginleştirilmiş çeşit piyasaya sunuldu.
Bitki ıslahı ile elde edilen başarılarda demir vitamin gibi eksikliklerin kapatılması hedeflenirken gıda sanayi vücut fonksiyonlarını iyileştiren, hastalıklardan korunmayı destekleyen ve yaşam kalitesini artıran önemli çözümler sunmaktadır. Kalp ve damar hastalıkları, kanser türleri, astım, alzheimer ve demans gibi kronik hastalıkların oluşumunda beslenme ve gıda tercihleri %40-60 oranında yönlendirici olmaktadır.
Zenginleştirmiş gıdalar genelde fonksiyonel gıdalar olarak biliniyorsa da onlara süper gıdalar tanımını uygun bulanlar da az değildir.
Bu kavramlar ilk kez 1980’lerde Japonya’da ortaya atıldığında henüz 100 fonksiyonel ürün piyasada yer almaktaydı. 2019 yılında ise bu ürünlerinin sayısı 1.063’e yükseldi. Aslında temel besin ögesi gereksinimlerinin yanı sıra doğal biyoaktif unsurlar içeren sebze, meyve, tahıllar, süt ürünleri, balık ve etler, geleneksel yiyecekler doğal olarak zenginleştirilmiştir. Örneğin portakal suyundaki antioksidan vitaminler, soya bazlı besinlerdeki izoflovinlar, yoğurttaki probiyotikler gibi…
Ülkemizde fonksiyonel besinler 2000’li yıllarda ticarileşmeye başlamıştır. 2004 yılında, “5179 sayılı Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair Kanun Hükmünde Kararname” çerçevesinde işlem görmektedir.
Dünyada “sağlıklı yaşam” ve “sağlıklı gıda” algısı giderek artıyor. O nedenle gelecekte endüstriyel yatırımcılar da “karbonhidrat oranlarını, yani şeker ve tuz oranlarını azaltacak daha az rafine edilmiş gıdalara” doğru yönelmek zorundadırlar. Bu tür daha sağlıklı gıdalar elde etmenin yolu fonksiyonel gıdalar üretmekten geçiyor.
Diğer taraftan beslenme uzmanları da “daha az karbonhidrat, daha fazla proteinle” beslenmeyi önermektedir. Peki nedir bu güçlü gıdalarda beklentilerimiz? Sindirim, sinir ve bağışıklık sistemlerimizi ve hafızamızı güçlendirme, beynimize eklemlere iyi gelen, fiziksel performansı artıran, depresyonu engelleyici, uykuya dalmayı kolaylaştırıcı gibi birçok fonksiyon. Bu beklentileri karşılayacak gıdalar şu başlıklarda toplayabiliriz; Multivitaminli ve mineralli, bitkisel proteinli, kalojenji, hastalıklardan koruyucu özellikte, öğünün yerine geçebilecek ve medikal gıdalar.
Fonksiyonel gıdalar, gıdaların özel amaçlara yönelik olarak vitamin, mineral, antioksidan veya yağ asitleri, izole bitkisel proteinler, kolajenler, prebiyotikler, probiyotikler, postbiyotikler ve bitkisel ekstreler gibi bileşenlerle zenginleştirilmesiyle elde edilir. Bu zenginleştirme işlemi, gıdaların doğal formlarını koruyarak veya yeni tarifler oluşturarak gerçekleştirilebilir. Örneğin Omega 3’le zenginleştirilmiş simit, bisküvi gibi…
Piyasada “ayva aromalı ıhlamur”, “otlu peynir”, “protein ve zerdeçal içeren kahveli içecekler” gibi ürünlerle karşılaştığımızda, kobi statüsündeki gıda firmalarımızca benzeri zenginleştirilmiş yiyecek ve içeceklerin pazarlarında yer alabileceğinin göstergesi oluyor. Hatta AR-GE bazlı melek yatırımcıların bu konuda şanslarının oldukça yüksek olduğu söylenebilir.
Dipnot
[1] https://blog.milliyet.com.tr/ilaclar-artik-tarlalardan-/Blog/?BlogNo=427502






