Köşe Yazısı

Balık Üretimimizdeki Gelişmeler Sürdürülebilir mi?

Günlük konuşmalarımızda herkes muhakkak balıkla ilgili bir şeyler söyleyebilir. Konuya biraz derinlik katma adına, daha da güncel, ekonomik, biraz bilimsel ve biraz da sosyoekonomik detaylara girmeğe ne dersiniz?  

İnsan beslenmesindeki önemine burada hiç değinmeyelim. Sadece Omega-3 vitamini ile tüketilmesi kaçınılmaz bir gıda kaynağı değil balık. Zengin protein içeriği yanında, yapısında bulunan çoklu doymamış yağ asitleri ile vücudun temel besin maddesi ihtiyacını karşılarken, sağlıklı bir yaşam sürdürmede önemli besin maddeleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Hayvansal protein kaynaklarının başında gelir.  Hayvan beslemede yemin karşılığı kazanıma baktığımızda da balığın bir üstünlüğünü göz ardı edemeyiz. Bilindiği gibi çiftlik balıklarında 1 kg vücut kütlesi kazanmak için 1,1 kg yem yeterli olabilirken bu miktar kümes hayvanlarında 1,7 kg, sığırlar ise 6,6 kg yeme ihtiyaç duyarlar. 

Sınırlara dayanan avcılığın yanında, su ürünleri üretimi hem küresel ölçekte hem de ülke gıda güvenliği, ekonomi ve sürdürülebilir çevre açısından çok önemlidir. Dünyada 2022 verilerine göre 92 milyon ton avcılıkla, 94 milyon ton da yetiştiricilikle balık tüketiciye sunulmaktadır. Ve bu balıktan Avrupalı kişi başına yıllık 30 kg, Japon 60 kg, Afrikalı 15 kg nasiplenirken, ülke vatandaşımızın yıllık ortalama 8 kg civarında balık yemesi dikkat çekicidir.

Peki, 2024 verilerine toplam 980 bin tonu bulan balık üreten ülkemiz, sahip olduğu 8.333 km toplam kıyı şeridi uzunluğundaki denizleri, 200 kadar doğal göl, 300’ü aşkın baraj gölü, 750 civarında gölet ve 33 büyük akarsuyu ile vatandaşına daha çok balık yediremez mi?Balıkçılığımızdaki son 20 yılını izlediğimizde (grafik), avcılıkla 500 bin tondan 360 bin tona düşen balık eldesi, buna karşın 80 bin tondan 600 bin tona çıkan yetiştiricilikle toplamda 980 bin tona ulaşmış olmamız çarpıcı bir gerçek. Buradan Türkiye’nin yetiştiricilikle çıtayı daha da yükseltme şansının olduğunu anlıyoruz. Peki, bu artış ne ölçüde sürdürülebilir?

Fiziki olanaklara baktığımızda, kafes balıkçılığında kapasite kullanımımızın sınırsız olduğunu düşünemeyiz. Gerek iç sularda ve gerekse denizlerde kafes sayısı bir limite dayanacaktır. Bunda su kirliliği başta olmak üzere bir seri etmen sıralanabilir. Örneğin Karadeniz’de akıntılar, ticari suyolları gibi. Sektörün Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte mevcut potansiyeli azamiye çıkarmak için başta ekolojik olmak üzere birçok araştırma projesini devreye soktuğuna eminiz. Bu konuda fütüristlerin, endüstriyel stratejistlerin de söyleyecekleri olacaktır. Son yıllarda özellikle ihracat potansiyeli ile öne çıkan Türk somonunun nasıl bir gelecek vaat ettiğine  https://hasatturk.com.tr/2025/03/turk-somonun-hizli-yukselisi/ linkinde detayla değinilmiştir. 

O zaman dünya bu konuda neler yapıyor, onlara bir göz atalım; Norveç’li yatırımcıların Adriyatik Denizi ve Kızıldeniz kıyılarında, karada somon yetiştirme denemelerinin ticarileşmek üzere olduğu haberine ne dersiniz?

Dünyada uygulamaya başlanan kapalı balık yetiştirme ünitelerini sektör irdelemek zorunda. On binlerce m3 lük yetiştirme üniteleri Türk somon üreticileri için de uygun olabilir. Norveçli firma Bluegreen, Fishglobe Technologies ile 10 K (10.000 m³) ve 3.5 K (3.500 m³) kapasiteli iki birimi denize indirilmek üzere.

Çin’in 150.000 tonluk, 245 m uzunluk, 45 m genişlik 15 yetiştirme tankı, 4 büyük havuz ve 22 deneysel havuzu ile 3600 ton balık üretim potansiyele sahip bir gemisi deniz ürünleri üretiminde yeni bir çağ başlatıyor. Bu yöntem acaba Türk “mavi ekonomisini” de sürdürülebilir kılar mı?[1]
Balığın ticari önemi çerçevesinde, 2015 yılında ABD’de AquAdvantage salmon,  ilk transgenik hayvan olarak tescil olmuştur[2]. Çok daha ötesi, bitki ve hayvan ıslahında devreye sokulan moleküler biyoloji, gen mühendisliği, gen düzenlemesi (CRISPR/Cas9) gibi birçok bilimsel gelişme, çevre koşullarına uyumlu, hızlı büyüme veya hastalıklara – zararlılara dayanıklı bitki ve hayvan genotiplerin kısa zamanda gelişmesine olanak tanıyor.  Gen düzenleme-Yeni Islah Teknikleri (YİT) olarak bilinen bu yöntemlerle 2019 yılında Arjantin’de tatlı su çuprası, 2025 yılında Brezilya’da daha hızlı büyüyen tilapia genotipleri piyasaya sürülmektedir.

Türkiye’de birçok türde araştırma-geliştirme yürütülmektedir. Fakat bazı türlerde yakın gelecekte yeni yeni balık genotiplerine çeşitlerine gereksinim duyacaktır. Ne var ki balık ıslah konusu, özellikle son yıllarda devreye giren yöntemlerin kullanılmasında üniversite-bakanlık-özel sektör iş birliğini zorunlu kılmaktadır. Tarımsal araştırmanın kaçınılmazı olan söz konusu iş birliği, aslında “Türkiye Tarımsal Araştırma Kurumu” gibi bir çatı örgütü kurulması ile kolayca çözümlenebilir[3].  Bu, Fransa’nın uzayda levrek üretme projesine başlaması ile daha da önem kazanmış olmalı[4]!

Konunun önemini müdrik sektör üst yönetiminin azmi ve yetkililerin su ürünlerinde üretim planlaması, destekleme programları, sözleşmeli üretim, krediler gibi konulardaki yaklaşımları gösteriyor ki balıkçılığımızdaki atılımlar dünyadaki gelişmelerin gerisinde kalmayacaktır.   

Kaynakça:

[1] https://lnkd.in/dZrWyYaB

[2] http://blog.milliyet.com.tr/gdo-baliklar-artik-market-raflarinda/Blog/?BlogNo=515230

[3] https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2025/03/30/4-tarim-orman-surasi-toplanirken/

[4] https://www.milliyet.com.tr/dunya/ayda-balik-ciftligi-7364091?utm_source=flipboard&utm_content=Milliyet/magazine/Milliyet+D%C3%BCnya

Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz

Prof. Dr. (Emekli) Nazimi Açıkgöz

Sinop Lisesini 1960 yılında bitiren hocamız Lisans eğitimini 1964 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik Üniversitesinde tamamlamıştır. 1972-1973 yılları arasında TÜBITAK ta, 1973-2009 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde görev almıştır. Kendisi "TOAG92" çeltik çeşidinin ıslahçısıdır. Aynı zamanda halen kullanımda olan ve Türkiye'de bazı Üniversitelerde ders olarak da okutulmuş ilk ve tek Türkçe biyoistatistik bilgisayar paketi “TARİST”in geliştiricisidir.

1998-2004 yılları arasında kurucuları arasında olduğu Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürlüğünü yürütmüştür.

TEMA ve TASAM Vakıfları Bilim Kurulu üyelikleri de yapan Açıkgöz tarafından veya inisiyatifi ile organize edilen onlarca bilimsel toplantıları arasında "Tarımda Bilgisayar Uygulamaları Sempozyumu" (1994-İZMİR), ve "Enerji Bitkileri ve Yeşil Yakıtlar" sempozyumu, (14-15.12.2006 İZMİR), 1. Tohumculuk Kongresi de bulunmaktadır.

1996 yılında Tarımsal Biyoteknoloji konusunda Türkiye’de ilk internet habercilik dergisi AGBİYOTEK-L LİSTSERV ile kuran Açıkgöz uzun yıllar derginin editörlüğünü de yürütmüştür.

Kendisi aynı zamanda Dünya Bankasının IAASTD raporu (International Assessment of Agricultural Knowledge, Science and Technology for Development Synthesis Report 2008) yazarlarından biridir.

Dördü kitap olmak üzere 200'e yakın yayını bulunan Açıkgöz, serbest bilim yazarı olarak https://nazimiacikgoz.wordpress.com portalında periyodik Türkçe yayınlarını “Gıdalarımızın Yarınları (Açlık Kapıda mı)” sayfasında yayınlanmaktadır. Türkçe yazıları Milliyet, Ticaretgazetesi, Hasattürk, Çiftlik Dergisi gibi gazete ve dergilerde köşe yazısı olarak yayınlanırken, ayrıca onlarca tarımsal portallarda yeniden yayınlanmaktadır. İngilizce yazıları ise https://www.geneticliteracyproject.org/ da yayınlandıktan sonra dünyanın değişik ülkelerinde yeniden yayınlanmaktadır.
“Yaşam Bilimlerinde Söyleşiler” Youtube kanalında da beslenme ve sağlık konularını ele almaktadır.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir