Böğrüdelik
Konya ilinin Cihanbeyli ve Yunak ilçelerine bağlı birer adet, Sivas ilinin Gürün ilçesine bağlı bir adet, olmak üzere “Böğrüdelik” adını taşıyan toplam üç adet yerleşim birimimiz var. Böğür, insan ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arasındaki bölümü. Dolayısıyla Böğrüdelik adı çok da arzu edilir gibi görünmüyor; kurşun yarasını, bıçak yarasını çağrıştırıyor, acıyı, kederi, hüznü çağrıştırıyor, hasreti, özlemi çağrıştırıyor… İnsanlar yaşadıkları yere neden böyle bir isim verir? Belki büyük bir felaket yaşadılar, belki çok acı çektiler çok üzüldüler, belki sevdiklerini kaybettiler, belki sevdiklerinden ayrıldılar bir daha kavuşmamak üzere, belki çok arzu ettikleri bir dileği gerçekleştiremediler, belki en güzel sevgiliyi yani doğdukları toprakları, vatanlarını kaybettiler, terk etmek zorunda kaldılar, belki büyük bir utanç yaşadılar, çevrelerindeki diğer yerleşim birimleri yakıştırdı bu ismi onlara… Belki de coğrafi bir özellik…
Sivas’ın Gürün ilçesine bağlı Böğrüdelik köyü ismini delik bir kayadan almış. Coğrafi bir özellik yani, kayanın fotoğrafını gördüğünüzde bu ismin onlara çok da yakıştığını düşüneceğinizden eminim.
Cihanbeyli Böğrüdelik köy halkının kökeni Sibirya Tatarları, yani Tatar Türkleri. Sibirya’nın Omsk bölgesinde yaşarken Çarlık Rusya döneminde asimilasyon ve katliama uğrayan, zorunlu göçe tabi tutulan soydaşlarımızdan 100 aile şu anda yaşadıkları bölgeye göç etmiş. Türkiye tüm soydaşlarımızın, tüm mazlumların sığınağı, evi, ikinci vatanı ama insan doğduğu, büyüdüğü toprakları Türk Milletinin misafirperverliğine rağmen unutur mu, unutabilir mi? 1989 yılında Bulgaristan hükümetinin Türklere uyguladığı etnik temizlikten, yani Bulgar zulmünden Türkiye’ye göç etmiş bir öğretmenimi hiç unutmam. “Vatan” kelimesini ne zaman duysa, “vatan” kelimesini ne zaman telaffuz etse sesi titrer, gözünden yaş gelirdi… Acıdır, kederdir, ıstıraptır, bitmeyen bir hasrettir yaşanan… Soydaşlarımız yaşadıkları bölgeye Böğrüdelik demesinler de ne desinler? Bu isim onlara kim olduklarını, nereden, geldiklerini, nasıl geldiklerini, neler yaşadıklarını hep hatırlatacak, yeni nesiller atalarının kim olduğunu, nereden geldiğini, nasıl geldiğini, ne yaşadığını hiç unutmayacak…
Yunak Böğrüdelik köy halkı da Rusya’dan Türkiye’ye göç etmiş soydaşlarımız. Köyün hikayesini çok değerli Türkçe öğretmenim Nezihe Acay’dan şu şekilde dinlemiştim:
Kurtuluş Savaşı başladığında köyün ileri gelenleri Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’yı ziyaret ederler, Türk ordusuna katılmak, cephede aktif görev almak istediklerini kendisine iletirler. Mustafa Kemal Paşa, Kurtuluş Savaşının Türk Milletinin kendi azim ve kararı ile kendisinin vermesi gerektiğine inanmaktadır, teklifi kabul etmez, “Siz yurtdışından geldiniz, misafirimizsiniz, biz kendi savaşımızı kendimiz veririz” der. Sadece bu teklifi değil, bu kapsamda yapılan hiçbir teklifi kabul etmez zaten Ulu Önder. Bunun üzerine heyet lideri önce itiraz eder; “Bizim gidecek başka bir toprağımız, başka bir vatanımız yok, burası son toprağımız, son vatanımızdır” der. Mustafa Kemal Paşa’yı ikna edemezler. Bunun üzerine heyet başkanı, “Bu kararınızla böğrümüzü deldiniz Paşam” der. Çok arzu edilen bir dileği gerçekleştirememenin verdiği üzüntüdür yaşanan… Soydaşlarımız yaşadıkları bölgeye Böğrüdelik demesinler de ne desinler? Bu isim onlara Şanlı Türk Ordusuna katılmak isteyip de katılamamanın özlemini, bize de Kurtuluş Savaşının bizim savaşımız olduğunu, asil bir millete yakışır bir şekilde bu savaşı tek başımıza gerçekleştirdiğimizi ve her zaman soydaşlarımızın haklı davamızda yanımızda olduğunu hep hatırlatacak, yeni nesiller de vatan topraklarının kimlerden, nasıl kurtarıldığını, kimin dost, kimin düşman olduğunu hiç unutmayacak…
Zeytinlikleri madencilik faaliyetlerine açacak kanun teklifinin TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda kabul edilmesi Türk Milletinin böğrünü delmiştir. Nasıl ki böğrü delinenler yaşadıklarını ve kendilerine yaşatılanları hiç unutmamak için, yaşadıklarını ve kendilerine yaşatılanları nesilden nesle aktarmak için yaşadıkları coğrafyaya “Böğrüdelik” ismini vermişse, bu karar Türkiye’nin “Böğrüdelik” olma yolunu açmıştır. Bu kanun Genel Kuruldan geçerse payımıza acı, keder, hüzün ve hasret düşecektir…








