Oda’dan ‘Günü’nde ‘Süt’ Açıklaması!
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yaptı.
“Süt ve süt ürünleri fiyatlarındaki önlenemez artışın esas sebebi üretiminin azalması, üretimin azalmasının temel nedenlerden biri sektördeki yüksek üretim maliyetleridir. Yem başta olmak üzere girdi maliyetlerinin yüksek olması sadece küçük işletmeleri değil, büyük üreticileri de olumsuz etkilemektedir” ifadelerine yer verilen açıklamada Türkiye’de yerel süt üreticisinin yaşadığı başlıca sorunlar şöyle sıralandı:
“Yüksek Üretim Maliyetleri ve Düşük Karlılık: Yem fiyatları, hayvan sağlığı ile enerji işçilik giderleri ve kredi finansman sıkıntısıyla süt üreticisi, ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmakta, kredi ve finansman kaynaklarına erişimde sıkıntı yaşamaktadırlar.
Süt Fiyatlarındaki Dalgalanmalar ve Fiyatlandırma Sorunları: Referans fiyatın yetersizliği ile Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından belirlenen çiğ süt referans fiyatları, çoğu zaman üreticinin maliyetlerini karşılamakta yetersiz kalmakta ve üreticiyi zararına üretime zorlamaktadır. Maliyet-fiyat dengesinde üreticiler, sütün maliyetini etkileyen giderlerin fiyatlarını belirleyemediği gibi, ürettikleri ürünün satış fiyatını da belirleyememektedir. Sanayicinin sütü düşük fiyattan satın alması, üreticinin mağduriyetine neden olmaktadır.
Piyasa dalgalanmaları sütün kolay bozulabilir olması ve depolama kabiliyetinin sınırlı olması nedeniyle, piyasada süt fiyatları düşse bile üretici sütünü o fiyattan satmak durumunda kalmaktadır. Bunun yanı sıra, örgütlenme yetersizliği ve güçsüzlüğü, üreticilerin örgütlenme düzeyinin düşük olması, toplu hareket etme ve piyasada güçlü bir pozisyon alma kapasitelerini sınırlamaktadır. Bu durum, mandıra ve fabrikalar karşısında pazarlık güçlerini azaltmaktadır.
Verimsizlik ve Teknik Bilgi Eksikliği: Hayvan ırklarında, hayvan varlığının büyük kısmının verimi düşük ırklardan oluşması, verimliliği olumsuz etkilemektedir.
Yeterli mera alanlarının bulunmaması ve kaba yem üretiminin yetersizliği, dışa bağımlılığı artırmakta ve maliyetleri yükseltmektedir.
Teknik bilgi yetersizliği ile modern üretim teknikleri, hayvan sağlığı yönetimi ve hijyen konularında bilgi eksiklikleri, süt kalitesini ve üretim verimliliğini etkileyebilmektedir.
Türkiye’de üretilen çiğ sütün önemli bir kısmının kayıt dışı kalması, hem denetimi zorlaştırmakta hem de sağlıklı ve sürdürülebilir bir piyasa oluşumunu engellemektedir. Bu durum halk sağlığı risklerini de beraberinde getirmektedir.
İklim değişikliği ve çevre sorunları ile kuraklık, aşırı yağışlar gibi iklim değişikliğine bağlı olaylar, yem bitkisi üretimini ve dolayısıyla süt üretimini olumsuz etkilemektedir. Süt üretimi aynı zamanda su kaynakları kullanımı, sera gazı emisyonları gibi çevresel etkilere de sahiptir ve sürdürülebilir uygulamaların benimsenmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak; süt üretiminin ve tüketiminin arttırılmasına yönelik stratejik plan ve politikalar ivedilikle geliştirilmelidir. Çiğ süt fiyatı belirlenirken üretici maliyetleri göz önüne alınmalıdır. Bölgesel ihtiyaçlara göre alternatif çözüm yolları şekillendirilmelidir.”
Açıklamada, Oda’nın sektördeki genel sorunlar ve onlara yönelik çözüm önerilerine de yer verildi:
“Devlet Destekleri: Mevcut destekleme modelleri çoğu zaman yetersiz kalmaktadır. Üretici maliyetlerini düşürecek ve karlılığı artıracak, sürdürülebilir ve uzun vadeli destekleme politikalarına ihtiyaç vardır. Özellikle yem maliyetlerinin sübvanse edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Fiyat İstikrarı: Üretici ve tüketiciyi koruyacak, adil bir fiyatlandırma sisteminin oluşturulması gerekmektedir. Ulusal Süt Konseyi’nin etkinliğinin artırılması ve kararlarının piyasada karşılık bulması önemlidir.
Arz-Talep Dengesi: Üretim planlamasının yapılması ve arz-talep dengesinin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması, dönemsel fiyat dalgalanmalarının önüne geçecektir.
Kalite Standartları ve Denetim: Sütün kalitesine göre fiyatlandırılması teşvik edilmeli, kayıt dışılığın önüne geçmek için denetimler artırılmalı ve halk sağlığı standartları güçlendirilmelidir.
Teknolojik Gelişmeler ve Eğitim: Otomatik süt sağım sistemleri, süt analiz cihazları gibi teknolojilerin yaygınlaştırılması ve üreticilere bu konularda eğitimler verilmesi, verimliliği artıracaktır.
Hayvan Sağlığı ve Refahı: Koruyucu ve düzenli aşılama programları ile hayvan hastalıklarının önlenmesi, süt kalitesini ve üretim miktarını artıracaktır.
Yem Bitkisi Üretiminin Teşviki: Yerli kaba ve kesif yem üretiminin artırılması için yem bitkisi ekiminin teşvik edilmesi ve mera alanlarının verimliliğinin artırılması gerekmektedir.
Pazarlama ve Tüketici Tercihleri: Tüketici tercihlerindeki değişimlere (bitkisel bazlı alternatifler, laktozsuz süt vb.) uyum sağlayacak ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi ve süt ürünlerine yönelik bilgi kirliliğinin giderilmesi önemlidir.”
Oda, yapılması gerekenleri şu ifadelerle paylaştı:
“Kaliteli süt üretimi için süt hayvancılığı ile uğraşan çiftçi ve köylüye verilen destekler artırılmalı, kırsal kalkınmaya önem verilmelidir;
‘Okul Sütü Projesi’ uygulaması tekrar başlatılmalı, projede kullanılacak sütler yerel işletmelerden/kooperatiflerden temin edilmelidir,
Süt üreticilerinin bir araya gelmesini sağlayacak teşvikler oluşturulmalı, kooperatifler desteklenmelidir,
Pastörize ve UHT (uzun ömürlü) süt üretiminin yaygınlaşması teşvik edilmelidir,
Yerel yönetimler süt ile ilgili süreçlere dahil olmalı, sütün tüketiciye ulaştırılmasında etkili ve sonuca odaklı organizasyonlar planlamalıdır,
Sütün ‘Çiftlikten Sofraya’ olan sürecinin her aşamasının izlenebilirliği sağlanmalı, üreticilerin bu konudaki çalışmaları desteklenmelidir.
Süt ve süt ürünlerindeki denetim artırılmalı, sokak sütü ve kayıt dışı üretim, sonlandırılmalıdır;
Gıda mühendisleri, üretim, satış, depolama ve denetim gibi her aşamada görev almalıdır. Bu anlamda Gıda Mühendisleri Odası tarafından Tarım ve Orman Bakanlığı’na önerilen ‘Yetkilendirilmiş Gıda Danışmanı’ sistemi uygulamaya konulmalıdır,
Tüketiciler nezdinde oluşan ‘Bilgi Kirliliği’nin önlenmesi konusunda, süt ve süt ürünleri alanında uzman meslek grupları ile işbirliğine gidilmeli, toplumun doğru bilgilendirilmesi konusunda çaba sarf edilmelidir.”






