Unutma Türkiyem!
18 Temmuz 2025 sağanak yağmur Ankara’da hayatı felç etti, bazı ev ve işyerlerini su bastı, maddi hasar oluştu. Araçların sular altında kaldığı, hatta sürüklendiği, vatandaşın mağdur olduğu böyle bir yağışın temmuz ayında olması normal mi? Değil elbette… İklim değişikliğinden mi kaynaklandı? Değil elbette… Tabiat ana isyan etti, tabiat ana ağladı… Maden yasası teklifi meclis genel kurulunda kabul edildi ve yasalaştı. Tabiat ana dayanamadı, için için değil, hıçkıra hıçkıra ağladı, gözyaşı sel oldu…
Bir avuç kahraman “mevzu bahis vatandır” dedi, sesini duyurmaya çalıştı, evini yurdunu terk etti Ankara’ya geldi, milletine sığındı, milletinden ve milletinin vekillerinden destek istedi, teklif yasalaşmasın diye parkta yattı, ölüm orucu tuttu…
Olmadı!
“Ülkemiz büyüktür, yeterince tarım arazimiz, yeterince zeytinliğimiz vardır, üç-beş zeytin ağacından ne olacak mı” diyorsun, “kömür zeytinden daha önemli mi” diyorsun, “devlet vatandaşını mağdur etmez, zeytinliklerin bedeli de fazlasıyla ödenir mi” diyorsun, “maden sahasındaki zeytin ağaçları zaten maden sahası dışında başka bir yere taşınacak, değişen bir şey olmayacak mı” diyorsun…
İki sorum var sana:
Birinci sorum; dikili bir ağacın var mı bu dünyada? Bir ağaç diktin mi, tutması için çalıştın mı? Saksı çiçeği de olur, evcil bir hayvan da herhangi bir canlının sorumluluğunu aldın mı, onların büyümesi ve gelişmesi için emek sarf ettin mi, büyümelerini ve gelişmelerini izledin mi? Bitkiyle, hayvanla işim yok diyorsan anneni, babanı, anneleri, babaları düşün lütfen; annelerin, babaların çocuklarının üzerine nasıl titrediklerini, gözlerinin içine nasıl baktıklarını düşün lütfen…
İkinci sorum; herhangi bir malına hiç el koyan biri oldu mu? Alnının teriyle, bileğinin hakkıyla aldığın, dişinden tırnağından artırdıklarınla sahip olduğun, haram katmadığın, hangi şartlarda çalıştığını senden başka kimsenin bilmediği, gücünün yetmediği yerde annenin, babanın, kardeşinin yetişerek sana destek olduğu herhangi bir maldan bahsediyorum… Bu konuyu düşün lütfen…
Aşağıdaki iki fotoğrafı unutma Türkiyem! Bir yıl değil, iki yıl değil, yıllardır direniyor İkizköylüler. Ağaç katliamına “Dur” diyen ninemi unutma Türkiyem! Ankara’daki sağanak yağmura rağmen vazgeçmeyen İkizköylüleri unutma Türkiyem! “Ben de orada olmalıydım” demek için maalesef geç kaldık Türkiyem!








Bu topraklar ve bu dünya sadece şu an hayatta olanlar için yaratan tarafından yaratılmadı, her şey bize emanet, bizden sonrakilere nasıl bir yaşanacak dünya bırakacağız? Dün eşimle birlikte İzmir’den Gümüldür’e dönüş yaparken Menderes ve yanan ormanlık alanlardan geçerken hava aracımda 44 – 46 dereceleri gösterdi. Ne zaman tepeden köye inişe geçtik derece hızla düştü ve çiftliğimize geldiğimizde 36 dereceydi. Lütfen doğayı ciddiye alalım. Yoksa bizden sonrakilere atalarının yaptıklarının öcünü alacak bir doğa bırakacağız.