Köşe Yazısı

Geleceğin Tarımı: Bilim ve Teknoloji

Tarım, insanlık tarihinin en eski bilimidir. Ancak bugün, geçmişte hiç olmadığı kadar hızlı bir dönüşüm yaşamakta. Artan nüfus, iklim değişikliği, ekim alanlarındaki daralmalar ve toprak yorgunluğu gibi kısıtlar gelecekteki tarımımız için büyük tehlike oluşturacaktır. Tarım sektörü küresel olarak birbiriyle örtüşen azalan işgücü, yoğunlaşan iklim aşırılıkları, doğal kaynakların bozulması, artan gıda talebi ve jeopolitik istikrarsızlık gibi baskılarla karşı karşıyadır; Bu zorluklar gıda güvencesini tehdit etmektedir.  Gelişen teknolojilerin önümüzdeki on yıllarda bu olumsuzluklara rağmen dünyayı yaşanır kılmaya devam ettirebilecektir.   

Son 60 yılda kişi başına düşen tarımsal arazi 4,3 hektardan 1,8’e düşerken, bir hektarın doyurduğu insan sayısı 4,2 kişiye çıkmıştır. Buradan üretim alanlarının her bir metre karesinden azami yararlanmak için son teknolojilerin devreye sokulması kaçınılmazdır. Yeni nesil sensörler, yapay zekâ ve uydu sistemleri sayesinde tarımsal üretim devam edebilmektedir;

  • toprak nemi, sıcaklık, pH ve besin düzeyleri sensörlerle sürekli ölçülüyor,
  • uydu görüntüleriyle bitki sağlığı anlık olarak izleniyor ve
  • yapay zekâ algoritmalarının, hastalık ve zararlıları erken tespit ediyor olması

sayesinde sulama, gübreleme ve ilaçlama tam zamanında ve gerektiği kadar yapılıyor. Böylece hem üretim maliyeti düşüyor hem de doğa üzerindeki baskı azalıyor. Kısacası tarım artık veriyle dayalı yönetiliyor.

Bitkilerin geleceğe uyum gücü ele alınarak, kuraklığa, tuzluluğa veya hastalıklara dirençli bitkiler geliştirilme konuları bitki ıslahçılarının yeni çeşitler geliştirme çalışmalarına bağlıdır. Yeni bir çeşitlerin geliştirilmesi yani ıslahı onlarca yılı almakta idi. 2010’larda ortaya konan CRISPR, TALEN gibi gen düzenleme teknikleri sayesinde bitkinin doğal genleri üzerinde hassas değişiklikler yapılabiliyor. Bu sayede, geleceğin tarlalarında daha az suyla yetişebilen, daha besleyici ve çevreye daha uyumlu çeşitler görmeğe başladık. Gen düzenleme, genin bir lokasyonuna yapılan moleküler müdahale ile susturulması, etkisinin artırılıp azaltılması yani mikro mutasyona tabi tutulması işlemidir. Bu yönteme “Yeni Islah Tekniği” (YIT) de denilmektedir. Gen düzenleme aslında yapay bir mutasyondur. Bilindiği gibi bitki ıslahında mutasyondan yararlanarak dünyada beş bin civarında yeni çeşit tescil edilmiştir. Burada GDO’da olduğu gibi bir başka türden gen transferi söz konusu değildir. Aslında yöntem olarak kullanımı 2013 yıllarında başlamış kaşiflerine Nobel Ödülü kazandırmıştır. Dört yıl gibi kısa sürede yeni bir nohut çeşidinin geliştirilmesi YIT’in tüm dünyada hızla yaygınlaşmasına neden olmuştur[1].

2050 yıllarında genel gıda gereksiniminin %70, deniz ürünlerine talep ise %100 daha fazla olacağı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan ekim alanları daralıp dururken, iklim krizi ile gelen başta su sıkıntısı olmak üzere, sıcaklık artışı tarımsal üretimi yani gıda teminini kısıtlamaktadır. Peki, buna yapay gıda bir seçenek olabilir mi? Sürdürülebilir gıda üretimi söz konusu olduğunda arazi, sera gazı salınımı, tarımsal girdi tüketimi ve su kısıtlarının öne çıktığı bir gerçek. Su sıkıntısı konuşulduğunda tarım en çok su tüketen sektör olarak öne çıkmakta. Büyükbaş hayvancılık da su tüketiminde göze batan bir tarım kolu. O nedenle bilim insanları et üretiminin laboratuvarlarda gerçekleştirilip, gerçekleştirilemeyeceği arayışına girmişlerdir.

2013 yılında etin laboratuvarlarda elde edilebileceğini ispatlayan ilk bilim adamı Prof. Mark Post (Maastricht Üniversitesi-Hollanda), buluşunu anında ticarileştirdi. Onu onlarca ticari firma izledi. Yapay eti, “süt”, “yoğurt” ve “yağ” gibi ürünler takip etti. Bu bağlamda HÜCRESEL veya BİTKİ BAZLI ET-SÜT, YAPAY ET, ETSİZ ET gibi tanımlarla etin, sütün, yumurtanın yerine geçecek yeni ürünler piyasaya çıktı. Laboratuvar veya fabrika ortamında hayvan hücrelerini kullanılarak yapılan bu üretim biçimine hücresel tarım da denmektedir[2].

Artan şehir nüfusu ve sınırlı tarım alanları gibi zorluklara yanıt olarak DİKEY TARIM ortaya çıkmıştır. Bu üretim modelinde bitkilerin toprak yerine besin solüsyonlarıyla dolu kaplarda, kapalı ortamlarda (genellikle binalarda veya raflarda) katmanlar halinde üst üste yetiştirildiği bir sistemdir. Topraksız tarım da denilen bu yöntemde üretim alanının geleneksel tarıma göre 10 katı fazla değerlendirildiği bir geçek. İklim kontrolü sayesinde yıl boyu üretim yapılabilirken su kullanımı geleneksel tarıma göre %90’a kadar azalabilmektedir. Özellikle şehir merkezlerinde uygulanması sayesinde “gıda tedarik zincirini kısaltmak” açısından devrim niteliğindedir.

Bu sistem, teknolojiyi (besin solüsyonları, yapay zekâ, robotik) kullanarak kaynakları daha verimli kullanmayı ve taze gıdayı doğrudan tüketim noktasına yaklaştırmayı hedeflemektedir.

Geleceğin tarımı sadece teknolojiyle değil, doğayla uyum felsefesiyle ilerleyecek. Artık hedef, “verimi artırmak” kadar “ekosistemi korumak”. Kimyasal gübreler yerini biyolojik gübrelere bırakıyor. Zararlılarla mücadelede faydalı mikroorganizmalar kullanılıyor. Toprakta karbon tutumunu artıran uygulamalar (örneğin örtü bitkileri, azaltılmış toprak işleme) yaygınlaşıyor. Böylece tarım, iklim değişikliğinin mağduru değil, çözüm ortağı haline geliyor.

Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, tarımın merkezinde insan var. Yeni dönemde çiftçiler yalnız üretici değil; veri okuryazarı, çevre koruyucusu ve yenilik elçisi olacak. Bilimle desteklenen bir tarım kültürü, gençleri de kırsala yeniden çekebilir. Geleceğin çiftçisi bilgisayar başında dronları yönetecek, ama aynı zamanda toprağın kokusunu da tanıyacak.

Geleceğin tarımında toprak sensörlerle konuşacak, bitkiler veriyle beslenecek, insanlar ise bilimin rehberliğinde üretirken, artan nüfusu beslemeye devam edebilecektir.

Kaynakça

[1] https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2025/09/21/gen-duzenleme-tarimda-devrim-yaratan-yeni-yontem/

[2] https://hasatturk.com.tr/2025/09/hucresel-tarim-gelecegin-gida-uretimi/

Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz
Prof. Dr. (Emekli) Nazimi Açıkgöz Sinop Lisesini 1960 yılında bitiren hocamız Lisans eğitimini 1964 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik Üniversitesinde tamamlamıştır. 1972-1973 yılları arasında TÜBITAK ta, 1973-2009 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde görev almıştır. Kendisi "TOAG92" çeltik çeşidinin ıslahçısıdır. Aynı zamanda halen kullanımda olan ve Türkiye'de bazı Üniversitelerde ders olarak da okutulmuş ilk ve tek Türkçe biyoistatistik bilgisayar paketi “TARİST”in geliştiricisidir. 1998-2004 yılları arasında kurucuları arasında olduğu Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürlüğünü yürütmüştür. TEMA ve TASAM Vakıfları Bilim Kurulu üyelikleri de yapan Açıkgöz tarafından veya inisiyatifi ile organize edilen onlarca bilimsel toplantıları arasında "Tarımda Bilgisayar Uygulamaları Sempozyumu" (1994-İZMİR), ve "Enerji Bitkileri ve Yeşil Yakıtlar" sempozyumu, (14-15.12.2006 İZMİR), 1. Tohumculuk Kongresi de bulunmaktadır. 1996 yılında Tarımsal Biyoteknoloji konusunda Türkiye’de ilk internet habercilik dergisi AGBİYOTEK-L LİSTSERV ile kuran Açıkgöz uzun yıllar derginin editörlüğünü de yürütmüştür. Kendisi aynı zamanda Dünya Bankasının IAASTD raporu (International Assessment of Agricultural Knowledge, Science and Technology for Development Synthesis Report 2008) yazarlarından biridir. Dördü kitap olmak üzere 200'e yakın yayını bulunan Açıkgöz, serbest bilim yazarı olarak https://nazimiacikgoz.wordpress.com portalında periyodik Türkçe yayınlarını “Gıdalarımızın Yarınları (Açlık Kapıda mı)” sayfasında yayınlanmaktadır. Türkçe yazıları Milliyet, Ticaretgazetesi, Hasattürk, Çiftlik Dergisi gibi gazete ve dergilerde köşe yazısı olarak yayınlanırken, ayrıca onlarca tarımsal portallarda yeniden yayınlanmaktadır. İngilizce yazıları ise https://www.geneticliteracyproject.org/ da yayınlandıktan sonra dünyanın değişik ülkelerinde yeniden yayınlanmaktadır. “Yaşam Bilimlerinde Söyleşiler” Youtube kanalında da beslenme ve sağlık konularını ele almaktadır.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir