Köşe Yazısı

Köylü Hala Neden Üretiyor?

Sevgili dostlar,

Başlıktaki soruyla devamlı muhatap oluyoruz. Biz, “köylüler-çiftçiler para kazanamıyor” dediğimizde, özellikle hükümet politikasını savunanlar bu soruyu ısrarla bize soruyorlar.

Tarımı bilmiyorsanız, köylüyü tanımıyorsanız bu savunma altında ezilirsiniz. Çünkü size, “madem ürün maliyetleri satış fiyatlarından daha yüksek ve zarar ediyorlarsa ülkedeki milyonlarca çiftçi üretimi neden devam ettiriyor, demek ki para kazanıyorlar” derler.

Bu açıdan bakıldığında bunu söyleyenlere hak verebilirsiniz.

Ancak…

Ya zarar ya çok az kar!

Patatesle başlayalım. Kilodaki maliyet hesabı üzerinden gidelim. Tohum, gübre, ilaç, enerji, sulama, kira, işgücü maliyetlerinin toplamı 10 lira 75 kuruş ediyor. Ödemiş’te bugün tarlada hazır torba içerisindeki satış fiyatı ortalama 8 ile 10 lira arasında.

Silajlık mısırla devam edelim. Silajlık mısır üretiminde yukarıdaki maliyet kalemleri alt alta toplandığında toplam maliyet 4 lira 29 kuruşa tekabül ediyor. Üretici fiyatı ise Ulusal Süt Konseyi Aralık ayı verilerine göre 4 lira 41 kuruş. Aradaki fark sadece 12 kuruş.

Birçok ürünün maliyetini yazabilmekle birlikte çiğ süt ile maliyet kalemimizi sonlandıralım. Çiğ sütte (yıllık ortalama 8000 litre, günlük ortalama 22 litreden) maliyeti oluşturan giderler;  yem, su-elektrik, amortisman, veteriner hizmetleri, işçilik, akaryakıt ve sigorta. Bunlar toplamda 22 lira 45 kuruş yapıyor. Şu anda çiğ sütün ortalama satış fiyatı 19-20 lira civarında.

Köylü neden üretiyor?

Üç ürün üzerinden yaptığımız hesaba göre patates ve çiğ sütte üretici-yetiştirici zarar ederken, silajlık mısırda çok az kar ediyorlar. Öyleyse köylüler üretmeye neden devam ediyorlar?

Üretiyorlar.

…çünkü yukarıda saydığımız bazı maliyet kalemlerini hesaplamıyorlar. Örneğin amortisman, sigorta gibi kimi kalemleri yok sayarken, kendinin ve ailesinin işgücünü maliyet hesabı içerisine dahil etmiyorlar. Bir de az olsa aldıkları prim ve diğer destekler bulunuyor. İşte işgücünün karşılığı olan ücret ve destek-primlerle yaşamlarını devam ettiriyorlar.

Yaşları ilerlediği, şehirlere giderek başka işlerde çalışamayacakları ve başka da yapabilecekleri bir iş olmadığı hatta bilemedikleri için köylerinde kalıyorlar. Ve böylece üretmeye devam ediyorlar…

İyi ki de devam ediyorlar. Böylece hem insanların karınlarını doyuruyorlar hem şehirlere gelerek kaosa neden olmuyorlar hem de üretim hafızasını canlı tutuyorlar.

Halbuki “neden hala üretiyorlar” diye sorgulayacağına otoritenin köylülere destek olması gerekiyor. Örneğin en azından tarım kanununda yazdığı gibi “gayri safi yurtiçi hasılanın en az yüzde birini destek” olarak vererek.

Helal olsun köylülere…

Paylaş:
Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

1961 yılında Kuşadası’nda doğdu. İlköğrenimini Kuşadası Yeniköy İlkokulu’nda,
ortaöğrenimini İzmir Güzelyalı Ortaokulu’nda, liseyi İzmir İnönü Lisesi’nde tamamladı.

1984 yılında E.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Ürünleri Teknolojisi Bölümü’nden mezun oldu. 1987

yılında E.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Süt Teknolojisi Ana Bilim Dalından yüksek lisans, 1993 yılında da doktora eğitimini tamamladı.

1993 yılında Yardımcı Doçent, 1996 yılında Doçent, 2003 yılında Profesör unvanını aldı.

2011-2016 yılları arasında Ege Üniversitesi Tire Kutsan Meslek Yüksekokulu’nda müdürlük görevini üstlendi.

Halen Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Harun Raşit UYSAL, aynı zamanda Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyeliği ile Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) Süt ve Ürünleri, Çevre ve Çiftlik yönetimi daimi komite üyesidir.

Üç dönem de Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulunmuştur.

    İlgili başlıklar

    Köşe Yazısı

    Halsizlik

    Çiftlik hayvanlarında halsizlik birçok hastalığın belirtisidir. Bu konu, bana çok sorulan sorular arasındadır. Genel olarak ...

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir