Türk Tarımı ve AB-Güney Amerika Mercosur Anlaşması
Mercosur Anlaşması (Güney Ortak Pazarı) Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Paraguay’dan oluşan ekonomik blok ile Avrupa Birliği (AB) arasında 20 yılı aşkın süredir müzakere edilen devasa bir serbest ticaret anlaşmasıdır. 2025 yıllarında sonuç aşamasına varması beklenen bu anlaşma, Türkiye gibi AB ile Gümrük Birliği bağı olan ve tarımsal üretim yapan ülkeler için ciddi riskleri ve fırsatları barındırıyor. Anlaşma çiftçi protestoları ve Fransa’nın vetosu nedeniyle Ocak 2026 veya sonrasına ertelenmiş durumda.
Mercosur Anlaşmasını tüm birlik üyesi devletlerin kabulleneceği beklenmemekte. Anlaşma, Aralık 2025 itibarıyla Avrupa Birliği içerisinde en çok tartışılan ve birliğin iç dengelerini sarsan konulardan biri haline geldi. Bu anlaşmaya karşı en büyük direnç, tarım sektörü çok güçlü olan ülkelerden geliyor. Başta Fransa olmak üzere İrlanda, Avusturya, Macaristan ve Hollanda’nın bu anlaşmaya şiddetle karşı çıkmasının temelinde birçok neden yatıyor:
* Üretim Standartları Farkı: AB’deki çiftçiler, AB’nin katı çevre, sağlık ve hayvan refahı standartlarına uymak zorunda oldukları için yüksek maliyetlerle üretim yapıyorlar. Buna karşılık Mercosur ülkelerinde (örneğin Brezilya’da) AB’de yasaklı olan bazı pestisitlerin (böcek ilaçları), gen düzenleme ve GDO’ların ve büyüme hormonlarının kullanımı daha serbest,
* Fiyat Baskısı: Güney Amerika’dan gelecek ucuz et, şeker ve hububatın yüksek maliyetle üretim yapan Avrupalı yerel üreticiyi iflasa sürüklemesinden korkuluyor. Bu durum 2025 sonu itibarıyla Brüksel sokaklarında binlerce traktörle yapılan devasa protestolara yol açtı,
* Fransa ve diğer bazı kuzey Avrupa ülkeleri, anlaşmayı bir “çevre felaketi” olarak nitelendiriyor,
* Brezilya’da tarım arazisi açmak için Amazon ormanlarının yakılması küresel bir kriz. Karşı çıkan ülkeler, bu anlaşmanın daha fazla et ihracatı için daha fazla orman kesilmesini teşvik edeceğini savunuyor,
* Paris İklim Anlaşması: Eleştirenler, Mercosur ülkelerinin Paris İklim Anlaşması taahhütlerine tam uymadığını, bu ülkelerle ticaret yapmanın AB’nin “Yeşil Mutabakat” hedefleriyle çeliştiğini belirtiyor;
* Aşırı Sağın Yükselişi: Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gibi liderler öfkeli çiftçilerin oylarının 2026’daki seçimlerde aşırı sağ partilere kaymasından endişe ediyor,
* Bloke Edici Azınlık: Bir anlaşmanın durdurulabilmesi için AB nüfusunun %35’ini temsil eden en az dört ülkenin karşı çıkması gerekiyor. Fransa; İtalya, İrlanda ve Polonya gibi ülkeleri yanına çekerek bu “bloke edici azınlığı” oluşturmaya çalışıyor.
Buna karşı Almanya, İspanya, Portekiz ve Finlandiya otomotiv, makine ve ilaç sektöründe yeni pazarlar açmak ve Çin’in Latin Amerika’daki etkisini kırma amacı ile anlaşmayı desteklemektedir.
Aralık 2025 başı itibarıyla AB-Mercosur Anlaşmasının Ocak 2026 ve sonrasına ertelenmiş olması Türk tarımı için kritik bir “stratejik mola” ve “nefes alma” fırsatı yaratılmış olabilir.
Bu ertelemenin Türkiye’ye kazandırdığı somut avantajlar nelerdir[3]?
* Pazar Payının Korunması (Zaman Kazanımı): Anlaşma imzalansaydı 2025 yılı itibarıyla Brezilya ve Arjantin gibi dev üreticiler AB pazarına çok düşük gümrük vergileriyle girmeye başlayacaktı,
* Fiyat Rekabeti: Erteleme sayesinde, Türkiye’nin AB’ye ihraç ettiği yaş meyve-sebze, beyaz et ve işlenmiş gıda ürünleri, Güney Amerika’nın ucuz maliyetli ürünleriyle doğrudan bir fiyat savaşına girmekten şimdilik kurtuldu,
* Mevcut Pazar Hakimiyeti: Türkiye, AB’nin tarım ithalatında 7. sıradaki yerini (2025 verilerine göre %4 pay) korumak için ek süre kazanmış oldu,
* Tazelik ve Hız: Güney Amerika’dan gemiyle haftalarca süren sevkiyat yerine Türkiye’den karayoluyla birkaç günde taze ürün ulaştırma avantajı, anlaşma geciktiği sürece Türkiye’yi “vazgeçilmez tedarikçi” konumunda tutuyor,
* Standartlara Uyum: Türk çiftçisi için bu erteleme, AB’nin talep ettiği “sıfır kalıntılı üretim” ve “düşük karbonlu tarım” standartlarına uyum sağlamak için altın değerinde bir fırsat. Anlaşma yürürlüğe girdiğinde fiyatla rekabet edemeyecek olan Türkiye ancak “yüksek kalite ve yeşil standartlar” ile Avrupa pazarında kalabilir,
* Anlaşmanın ertelenmesi, Türkiye’ye diplomatik bir alan açıyor ve Gümrük Birliği masasında el güçlendiriyor,
* Asimetrik Zararı Önleme: Eğer anlaşma imzalansaydı, Gümrük Birliği gereği Mercosur ürünleri Türkiye’ye gümrüksüz girebilecek ancak Türk ürünleri oraya gidemeyecekti. Bu kriz süreci, Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi müzakerelerinde “tarım ürünlerinin korunması” talebini daha güçlü dile getirmesine olanak sağlıyor.
AB – MERCOSUR Anlaşması, Türkiye için riskler barındıran karmaşık bir tablo sunmaktadır. Kısa vadede, Gümrük Birliği’nin asimetrik yapısı nedeniyle Türkiye’nin dış ticaret dengesi ve AB pazarındaki rekabet gücü olumsuz etkilenebilir. Ancak uzun vadede, Türkiye’nin MERCOSUR ile Serbest Ticaret Anlaşma (STA) müzakerelerini tamamlaması, Gümrük Birliği’ni güncellemesi ve katma değerli üretime odaklanması, bu dezavantajları avantaja çevirebilir. Türkiye’nin AB ile 1996’dan beri yürürlükte olan Gümrük Birliği, modern ticaret ihtiyaçlarına cevap verememektedir. AB-MERCOSUR Anlaşması, Türkiye’nin AB ile STA imzalayan ülkelere karşı pozisyonunu daha da zayıflatacaktır. Bu nedenle, Türkiye Gümrük Birliği’nin tarım, hizmetler ve kamu alımları gibi alanları kapsayacak şekilde güncellenmesi girişimde bulunması Türkiye’nin dezavantajlı durumunu ortadan kaldırabilecektir. Türkiye’nin stratejik hamlelerle bu süreci yönetmesi, uluslararası ilişkilerdeki konumunu güçlendirecektir.
Sonuç olarak; Bu nefes alanı sonsuz değil. Ocak 2026’da anlaşmanın tekrar masaya gelmesi bekleniyor. Bu sürede Türkiye’nin tarımda dijitalleşme ve birim alandan yüksek verim alma stratejilerini hızlandırması şart.
Kaynakça
[1] Lula’dan AB’ye Mercosur anlaşması için ‘cesaret’ çağrısı https://flip.it/fAgOVq
[2] https://flip.it/Mn0WmJ, Meloni’den zaman talebi: AB-Mercosur anlaşması Ocak ayına ertelendi | Euronews
[3] https://avim.org.tr/tr/Analiz/MERCUSOR-AB-ISBIRLIGI-VE-TURKIYE-1







