Mektup
Mektubumuz var; bana geldi, sana da geldi, bize geldi, hepimize geldi. Esra Işık yazdı; bana yazdı, sana da yazdı, bize yazdı, hepimize yazdı…
“Ben toprağımı savundum” dedi.
Niye böyle dedi, ne demek istedi?
Türk Milleti toprağı için tüm varlığını feda eder, toprağının bir çakıl taşı için canından, cananından geçer.
Onurumuzu savundu; benim adıma, senin de adına, bizim adımıza, hepimizin adına: “Ben onurumuzu savundum” dedi. “Onurumu” demedi, “onurumuzu” dedi. Benim onurumu, senin de onurunu, bizim onurumuzu, hepimizin onurunu savundu.
Niye böyle dedi, ne demek istedi?
Söz verdi; benim adıma, senin de adına, bizim adımıza, hepimizin adına: “Mücadelemizi de onurumuzu da haysiyetimizi de satmayacağız” dedi. “Satmayacağım” demedi, “satmayacağız” dedi. Benim mücadelemi, senin de mücadeleni, bizim mücadelemizi, hepimizin mücadelesini, hepimizin onurunu, hepimizin haysiyetini sattırmadı.
Niye böyle dedi, ne demek istedi?
Öyle de gururlu; benim adıma, senin de adına, bizim adımıza, hepimizin adına: “Alnım açık, başım dik” dedi. “Mücadeleden gurur duyuyorum” dedi. Benim başımı, senin de başını, bizim başımızı, hepimizin başını dik tuttu.
Niye böyle dedi, ne demek istedi?
Öyle de emin; benim adıma, senin de adına, bizim adımıza, hepimizin adına: “Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin ve nicelerinin yolundan yürüyorum” dedi. Benim Zehra ninemin, Hatice teyzemin, atamın, senin de Zehra ninenin, Hatice teyzenin, atanın, bizim Zehra ninemizin, Hatice teyzemizin, atalarımızın, hepimizin Zehra ninesinin, Hatice teyzesinin, atasının yolundan yürüdü.
Niye böyle dedi, ne demek istedi?
Öyle de kararlı; benim adıma, senin de adına, bizim adımıza, hepimizin adına: “Mücadelemizin bayrağını köylülerime bıraktım. Buradan çıktığımda o bayrağı tekrar devralıp en önde yürüyeceğim” dedi. Benim mücadelemin, senin de mücadelenin, bizim mücadelemizin, hepimizin mücadelesinin bayraktarlığını yaptı.
Niye böyle dedi, ne demek istedi?
Muğla’nın Milas ilçesine bağlı İkizköy’deki kömür madeni sahasının genişletilmesine karşı çıktı İkizköylüler. Bu direniş 2019’dan beri devam ediyor. Dile kolay tam 7 yıl… Esra, İkizköy muhtarı Nejla Işık’ın kızı. Esra ve annesi ve Hatice teyze ve Aytaç yenge ve Melahat abla ve İkizköylü diğer kadınlar, dün Kara Fatma, Tayyar Rahmiye, Asker Saime ve niceleri gibi toprağı için savaşan kahraman Türk kadınının, bugünkü vücut bulmuş halidir. Onlar gibi en önde, en ön safta…
Esra bana, sana da, bize, hepimize neden mektup yazdı, nereden yazdı, ne istedi? Neden benim onurumu, senin de onurunu, bizim onurumuzu, hepimizin onurunu savundu? Neyin mücadelesini verdi, neyin mücadelesini veriyor?
İkizköylüler ve İkizköylü kadınlar 7 yıldır sürdürdükleri mücadeleyi, ben olmadan, sen olmadan, biz olmadan, hiçbirimiz olmadan da sürdürür, utanarak söylüyorum sürdürüyor zaten, sürdürecek de… Çünkü Ulu Önder Atatürk’ün dediği gibi dünyada hiçbir milletin kadını, Anadolu kadınından daha fazla çalışmamıştır, milletini kurtuluş ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet göstermemiştir.
Nitekim Atasının izinde: “Ben bu toprakların kızıyım” dedi, “bu yoldan dönecek, boyun eğecek değiliz” dedi, “mücadelemiz kalıcı” dedi, “vazgeçmeyeceğiz” dedi. Benim adıma, senin de adına, bizim adımıza, hepimizin adına konuştu ama sadece o ve İkizköylüler Atasının güvenini boşa çıkarmadı!
Türk Milleti toprağı için tüm varlığını feda eder, toprağının bir çakıl taşı için canından, cananından geçer.
Peki bu mücadelede ben neredeyim, sen neredesin, biz neredeyiz?
Esra niye mektup yazdı bana, sana da, bize, hepimize?
Esra ne demek istedi?








