Köşe Yazısı

Sığırlarda Kas Hastalıkları

Sığırlarda kas hastalıkları bazen de kas- sinir (neuromuscular) hastalıklar karşımıza çıkabilir. İlk akla gelen beyaz kas hastalığıdır. Selenyum ve E vitamini eksikliği ile karşımıza çıkan bu hastalık kuzu, oğlak ve buzağılarda görülür. Yetiştiriciler tarafından iyi bilinen, selenyum ve vitamini kullanımı konusundaki eksikliklere gayet bilinçli bir şekilde yaklaşım gösterilen önemli bir hastalıktır. Akut vakalarda kalp hasarına yol açarak ani ölümlere neden olabilir. Çoğunlukla kas dejenerasyonları meydana gelir. Ancak yıllar içerisindeki deneyimler sayesinde görülme sıklığı azalmıştır.

İlginç bir kas hastalığı da Çifte Kaslılık(Muscular hyperplasi)’tır. Bu durum aslında bir genetik sorundan kaynaklanmaktadır. Fakat et endüstrisi, bunu olumlu yönde değerlendirmektedir.  Kas yapmayı sağlayan myostatin genini sınırlayan başka bir gen vardır Belçika mavisi, piedmentosa gibi ırklarda bu sınırlayıcı genin eksik kalması sebebiyle, diğer ırklara göre, bu ırklar daha kaslı olurlar. Kalçadaki gluteus kası iki tane olur. Eğer myostatin geni sınırlanmamış olsa insan ya da hayvanlar kastan görünmez hale gelirler. Bu genetik hata sebebiyle yukarıdaki ırklarda, bazen de limousin, charolais (şarole) ırklarında kas oranı yüksektir. Olumlu yönde kullanılan bir genetik hata olduğu gibi, çoğunlukla bir etçi genetik karakter olarak görülmektedir.

Kas hastalıkları deyince iki adet çok önemli klostridyum enfeksiyonunu da unutmayalım. Biri botulismus. Clostridium botulinum tarafından oluşturulan bu hastalıkta vücudun arka tarafındaki kaslardan başlamak suretiyle tüm kaslar felç olur ve hayvan ölür. Tedavisi yoktur, aşısı vardır.

İkinci olarak Clostridium chaouvei tarafından oluşturulan yanıkara hastalığını ele alabiliriz. Büyük kas kitlelerini etkisi altına alan bu hastalığın aşısı vardır. Ancak tedavi şansı çok düşüktür. Bilim insanları tedavi şansının %2 civarında olduğunu bildirmektedirler.

Diğer bir kas hastalığı travmatik myopati olarak adlandırılan kas zedelenmesidir. Uzun süre yatan ineklerde görülür. Downer cow sendromunda (yatalak inek hastalığında) karşımıza çıkan bu durum bazen hipokalsemik vakaların bir komplikasyonudur. Sık sık kalkmaya çalışan fakat kalkmayı başaramayan ineklerde kas zedelenmesi sonucu oluşan bir hastalıktır. Uzun süren vakalarda tedaviden sonuç alınamaz.

Hipokalsemiye (kalsiyum eksikliği) benzeyen fakat hipokalsemi ile ilgili olmayan bir hastalık var. Potasyum eksikliği, hipokalemi. Belirtiler hipokalsemi (doğum felci, süt humması) ile benzer. Özellikle kortizonlu ilaçların aşırı kullanımı sonucunda meydana gelir. Bazen ketozis tedavisinin ardından bir komplikasyon olarak ortaya çıkar.

Kas hastalıklarından bazıları ırklarla ilgilidir. Örneğin Holstein, bazen de Angus ırklarında görülen spastik parezis hastalığı. Genetik olarak bir recessive(çekinik, resesif) gen tarafından oluşturulan bu hastalıkta buzağının arka bacaklarındaki büyük kas kütlesi (gastrocnemius kası) istemsiz olarak kasılır. Buzağı yürüyemez veya topallar. Neuromüsküler bozukluk olarak ortaya çıkan bu hastalık çoğunlukla 6-8 haftalık buzağılarda görülür. İlk defa Avrupa’da Elso isminde bir damızlık boğada saptanan bu genetik hastalığa “Elso Heel” adı verilmiştir. Tedavisi için cerrahi yöntemler denenebilir.

Artık genomiks testler yapıldığından bu tip resesif genlerin bir araya gelmesi önlenebilmektedir. Gelecek nesiller için akrabalı yetiştirmeden uzak durmak ve genetik testlerden geçmiş boğa spermaları kullanmak gerekir.

Başka bir resesif çekinik gen ile aktarılan hastalık ise SMA (Spinal Muscular Atrophy)’dır. Çoğunlukla Brown Swiss ırkı buzağılarda görülür. Bazen Holstein ve Danimarka kırmızısı ırklarında da görüldüğü bildirilmiştir. Kas zayıflığı, arka taraftaki kasların tutmaması ve yatar pozisyon ile kendini gösteren bu hastalıktan uzak durmak için resesif genlerin bir araya gelmesi önlenmelidir. Resesif genler başka bir resesif gen ile buluşmadıkları sürece zarar vermezler. Akrabalı yetiştirme, genetik kontrolü olmayan boğa kullanımı gibi sebeplerle ve resesif genler bir araya gelirse sorun ortaya çıkar.

Paylaş:
Tahir S. Yavuz

Tahir S. Yavuz 1957 yılında Bursa’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Gemlik’te tamamlayan Yavuz, lise öğrenimini Bursa Erkek Lisesi’nde 1974 yılında tamamladı ve aynı yıl İstanbul Veteriner Fakültesi’nde öğrenimine başladı.
1979 yılında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. 1983 yılı Nisan ayına kadar Bursa Hayvan Hastanesi’nde Veteriner Hekimlik, Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde asistanlık yaptı. 1983-1988 yılları arasında Pınar Et’in kuruluş ve işletmesinde görev aldı. Pınar Et’te çalıştığı yıllarda tanıştığı meslektaşlarıyla 1988 yılında Ege Vet’i kurdu. 1988-1998 yılları arasında Amerikan Yemlik Tahıl Konseyi’ne danışmanlık hizmetleri verdi. Ege Vet Genel Müdürü olarak görev yaptı. Ata Fen ve Sürü Yönetimi şirketlerinin kuruluşunda yer alan Yavuz, mesleği ile ilgili olarak çok sayıda makalelerini 2009 yılında “Meslekte 30 yıl” ve 2014 yılında “Meslekte 35 yıl” kitaplarında topladı ve yayınladı. Daha sonra 12 adet kitabı yayınlandı. Mesleğiyle ilgili gazetelerde, dergilerde, internette köşe yazıları halen yayınlanmakta ve çeşitli TV programlarında bilgilerini paylaşmaktadır.
Yurtiçinde ve yurtdışında birçok mesleki örgüte üye olan Yavuz, bir dönem İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeliği yapmıştır. SETBİR Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir. Yavuz, VİSAD, İZSİAD, İzmir Tarım Grubu ve TAGYAD üyeliklerini de sürdürmektedir. Yavuz, Veteriner Hekim Dr. Nuran Yavuz ile evlidir.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir