Köşe Yazısı

Aile İşletmeleri ve Kooperatifçilik

Türk tarımında temel sorunlar denildiğinde ilk akla gelenler şunlardır; küçük ve parçalı arazi yapısı, finansal/ekonomik konular, doğal kaynaklara bağlı konular, iklim değişikliği, örgütlenme konuları, küçük ölçekli işletmelerin varlığı, demografik konular, tarım politikaları, üretim planlaması, eğitim, pazarlama ve tedarik zinciri konuları. Bunlara daha fazla sorunun eklenmesi mümkündür. Sorunların birbiriyle bağlantıları vardır. Bazı sorunlar diğerlerinin ortaya çıkmasında ve şiddetlenmesinde etkilidir. Örneğin iklim değişikliğine ve insan faaliyetlerine bağlı olarak tarımın doğal kaynakları olan toprak, su ve iklim olaylarında sorunlar ortaya çıkmakta ve var olanların şiddetleri artabilmektedir.

Küçük-parçalı araziler, sınırlı sayıda hayvan varlığı, sınırlı gelir elde etme, mali konular, pazarlama ve tedarik sorunları, çiftçilerin yaşlanması, eğitim ve teknoloji edinimi/kullanımı gibi konularda (küçük) aile işletmelerinin tek başlarına kalıcı ve yeterli yollar/çözümler bulması, günümüzde, oldukça zordur. Aileler kendi başlarına üretim ve tüketim konularına çözümler/yollar aramaktadır. Aslında bu noktada gözden kaçırılan şeyler vardır; yaşanan ve karşılaşılan konular sadece bir veya birkaç ailenin başına gelmemektedir. Benzer sorunlar ve olumsuzluklar; köydeki, yöredeki, kasabadaki, havzadaki, ildeki, bölgedeki ve ülkedeki her ailenin/çiftçinin/kişinin hemen her gün karşısına çıkmaktadır. Sorunlar ve olumsuzluklar, çeşitliliği ve şiddetleri değişkenlik göstermekle beraber, her coğrafyadaki her kişi/çiftçi/aile için büyük ölçüde ortaktır. Örneğin tarımsal girdi maliyetleri ve tarımsal ürünlerin fiyatları, her ürün ve üretici/yetiştirici için ortak sorun alanlarıdır; sadece ürünlerin çeşitleri ile sorunların şiddetleri bazı faktörlere bağlı olarak farklılıklar gösterebilir.

Tarım ve gıda sisteminde, sınırları aşan büyüklükte işletmeler vardır. Oldukça organize, planlı ve donanımlı (maddi ve manevi olarak yeterli birikim ve kaynağa sahip) işletmeler karşısında küçük, dağınık ve örgütsüz bir çiftçinin/ailenin pazarlık etme, hareket alanı bulma ve rekabet etme olanağı çok kısıtlıdır. Diğer yandan büyüklüğü ne olursa olsun bu sistemin içinde yer alan (ulusötesi, büyük, orta ve küçük) işletmeler ile (küçük) aile işletmelerinin/çiftçiliğinin dengeli ve hakkaniyetli biçimde ticari faaliyetlerde bulunması hiç kolay değildir.

Ülkemiz tarım ve gıda sisteminin stratejik konumu nedeniyle tarım politikalarının kamucu nitelikte olması beklenmektedir. Oysaki son 40-50 yılda, her geçen gün ağırlığını daha fazla hissettiren neoliberal politikalar nedeniyle küçük aile işletmeleri/üreticiler örselenmiş, önemsizleşmiş ve geri plana atılmıştır. Üretimin/üreticinin saygınlığı bilinçli bir şekilde zedelenmiştir. “Nasırlı el”, “efendi” olmaktan uzaklaştırılmış onun yerine “rantiye/rantçı” konmuştur. Toplumda yaşanan ahlaki ve kültürel çöküntülerden en fazla etkilenenler, elbette “bilinç”, “örgütlenme” ve “sermaye” yoksunluğu/eksikliği içindeki gruplar ve kitleler olmuştur. Bu kitleler arasında, (küçük) üreticiler/yetiştiriciler, işçiler ve kadınlar büyük bir yer kaplamaktadır. “Bilinç, örgütlenme, sermaye” üçlüsü ile anlatılmak istenen; oluşturulan/varlık gösteren dayanışma gruplarının hedefli, planlı-programlı, güç devşiren ve kaynakları kontrol eden veya etmeye çalışan yapılar olduğunu tanımlama çabasıdır.

Elbette (küçük) aile işletmeleri/çiftçiliği tamamen teslim olmuş ve çözümsüz kalmış değildir. Üstlendikleri büyük ve onurlu görevlerini ve işlevlerini sürdürebilmek için, aile işletmeleri/üreticiler/yetiştiriciler birlikte hareket etmenin yollarını aramalı ve bulmalıdır. Özellikle tarım ve gıda sisteminde, bu yolların başında “insan odaklı bir yol” olan “kooperatifçilik” vardır. Modern anlamda 200 yıla yaklaşan geçmişleri, uygulamaları ve başarılarıyla dünyanın hemen her coğrafyasında kendini defalarca ispatlamış kooperatifçilik, aileler/gruplar için “gönüllü” bir tercih olmalıdır. İnsan onuruna yaraşır biçimde üretmek, tüketmek ve yaşamak adına, küçük/güçsüz ailelerin/kişilerin ortak amaçlara ve hedeflere yönelik birlikte çalışmalar yapmalarının başlıca yolu, evrensel ilkeler ve değerler ışığında kurulan ve faaliyetlerde bulunan kooperatiflerdir.

Paylaş:
Erdem Ak

1973 yılında Balıkesir’de doğdu. İlköğrenimini aynı şehirde tamamladı. Kuleli Askeri Lisesi mezunudur. Kara Harp Okulu’ndan ayrıldı. Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF - İşletme Bölümü mezunudur. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Girişimcilik Yüksek Lisans Programı’nda eğitim almıştır. Gerçekte hayat boyu öğrencidir.
Özel sektörde değişik firmalar hesabına çalıştı. Çalışma konularının başında tarım ekonomisi, kırsal kalkınma ve girişimcilik gelmektedir. Özellikle tarım sektörüne yönelik yayıncılık ve danışmanlık işleri yapmaktadır. Ülkemizin tarım ve gıda gazetesi Hasat Türk’ü yayınlamaktadır. Tarım ekonomisi ve kırsal kalkınma konularında pek çok yazı ve makale yayınlamış, sunumlar yapmıştır.
Son yıllarda kooperatifler ve dernekler başta olmak üzere bir takım sivil toplum kuruluşlarında ortaklık, üyelik ve yöneticilik yapmaktadır.
Evli ve bir erkek çocuk babasıdır.
İyi seviyede İngilizce bilmektedir.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir