Köşe Yazısı

Buğday Oyunu

Anadolu’da bir deyim vardır; “Buğday ile koyun, gerisi oyun”. Gerçekten  “buğdayın gen merkezi” sayılan Anadolu’da buğday ve koyun (hububat ve hayvancılık), binlerce yıldır, insanların beslenme ve geçim kaynağı olmuştur. Bu toprakların çiftçileri hem kendilerini hem de diğer insanları beslemeye devam etmiştir. Örneğin Osmanlı’da çiftçiler sadece asker olmamış, “aşar” adıyla bilinen ilginç bir uygulamayla ürettiklerinin bir bölümünü vergi olarak vermişlerdir.

Bu durumun tarihsel bir örneği Birinci Dünya Savaşında Osmanlı’nın bir cephesi olan Hicaz-Yemen Cephesine giden askerlerimizin anısı ve ağıtı olan “Yemen Türküsü” olarak da bilinen “Kara Çadır İs mi Tutar” türküsünde yakıldığı gibidir;

“Yemen yolu çukurdandır
Karavana bakırdandır
Zenginimiz bedel verir
Askerimiz fakirdendir.”

***

Hububat hasadının başladığı günler olan Mayıs ayı sonu ve Haziran ayı başında, ülkemizde ürünlerin alım fiyatlarının açıklanması beklenir. Bu fiyatları açıklayan Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Toprak Mahsulleri Ofisi(TMO)’nin kuruluş amacı, kendi belgelerinde,  “TMO, başta buğday olmak üzere hububat piyasasını, gerektiğinde Bakanlar Kurulunca kendisine verilecek diğer tarımsal ürün piyasalarını düzenlemek ve afyon ve uyuşturucu maddelere konulan devlet tekelini işletmek üzere kurulmuştur” şeklinde verilmektedir.

Bu görevleri yüklenmiş bir tarımsal kamu iktisadi teşekkül (tarımsal KİT) olarak TMO’nun son iki yılda açıkladığı alım fiyatları ve artış oranları aşağıda verilmiştir.

TMO’nun ton başına açıkladığı hububat alım fiyatları şöyle oluşmuştur (TL/ton):

Ürün Adı 2025 2026 Artış Oranı (%)
Makarnalık Buğday 13.500 16.500 22,22
Ekmeklik Buğday 13.500 16.500 22,22
Arpa 11.000

12.750

15,90

 

 

Desteklemeler ile oluşması beklenen TMO hububat alım fiyatları ise şöyledir (TL/ton): 

Ürün Adı 2025 2026 Artış Oranı (%)
Makarnalık/Ekmeklik Buğday 16.020 19.514 21,81

Arpa

13.520 15.764 16,59

 

Desteklemelerin tamamının dahil edilmesi varsayımıyla 2025 yılına göre bu yıl buğdayda %21,81 ve arpada %16,59 oranında fiyat artışı oluşacaktır.

TÜİK’in verilerine göre Nisan 2026 itibarıyla Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) %32,37 olarak gerçekleşmiştir. Enflasyon Araştırma Grubu(ENAG)’na göre ise Nisan 2026 itibarıyla yıllık enflasyon %55,39 olmuştur. Aynı dönem için yıllık gıda enflasyonu %33 seviyesindedir. Resmi makamlarca, aynı dönemde (Mart 2026), tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım- GFE) %34,26 olarak verilmiştir.

Piyasada fiyatların oluşumuna ülkemizin “tahıl ambarı” olan Konya Ticaret Borsası fiyatlarına bakmakla başlanabilir; 01 Haziran 2026 tarihinde ekmeklik buğday satış fiyatı ortalama 15.923,3 TL/ton olarak kayda geçmiştir. Genel anlamda piyasada fiyatların bu rakamın altında oluştuğu bilinen bir gerçektir.

2020 yılında 8,2 milyon ton olan buğday ithalatımız, geçen yıl 10 milyon tonu aşmıştır. 2025 yılı hariç, son yıllarda ülkemizin buğday üretimi 21-22 milyon ton seviyesindedir. Ülkemizin buğday üretimi 1980 yılında 16,5 milyon ton ve 1990 yılında ise 20 milyon ton civarındadır.

***

Rakamları ve işleyişi esas alarak değerlendirmeler yapıldığında ortaya çıkan bazı gerçekler şunlardır:

Hububat alım fiyatları, açıklanan enflasyon fiyatlarının yaklaşık üçte ikisi (%66) oranında kalmıştır. Bunun en kaba anlatımı; üreticiye verilmesi gereken rakamlar üçte bir (%33-34) oranında eksik verilerek onların enflasyon karşısında ezilmesine kapı aralanmaya devam etmektedir.

Aynı dönemde, açıklanan hububat alım fiyatları, tarımsal girdi maliyetlerindeki artışlarının üçte ikisi (%66) oranında kalmıştır. Başka bir ifadeyle üreticiler, girdi maliyetlerinin üçte birini (%33-34), ürünlerden değil de kendi ceplerinden karşılamak zorunda kalmaya devam etmektedir.

Ülkemiz ürettiği buğday miktarının yaklaşık yarısı kadarını ithal etmektedir. Göbeklitepe kazılarına göre en az 12 bin yıllık geçmişi olan Anadolu buğday üretimi, artık beslenme ve sanayi kullanımı için yeterli seviyede olamamaktadır. İthalat kapısının açık kalması, başka ülkelerin çiftçilerini finanse etmek anlamına gelmekte ve aynı zamanda buğday alım fiyatlarının aşağıda seyretmesine neden olmaktadır.

Hububat alım fiyatlarına ekleneceği varsayılan destekleme kalemlerinin tamamını alabilmek, pek çok üretici için farklı nedenlerle imkansızdır. Üreticiler, bunların içinde temel desteğini ve planlı üretim desteğini alabilmektedir. Diğer destekleme kalemlerinin ise, teorik hesaplamaların aksine, eksik alınması ve hatta alınmaması mümkündür. Kaldı ki desteklemelerin ödemesi, günlerce/aylarca sonra yapılmaktadır.

Hububatta bütün alım-satım işlemleri, TMO ve borsalar yoluyla gerçekleşmemektedir. Haliyle kayıtlı veya kayıtsız gerçekleşen diğer işlemlerde fiyat oluşumları –genelde- daha düşük seviyelerde kalmaktadır.

***

Rakamlar ve hesap kitap bu kadar ortadayken hububatta yaşananların ortaya koydukları nasıl yorumlanabilir?

En önemli değerlendirme şudur; enflasyonla mücadelede ve gıda enflasyonuna üreticinin/yetiştiricinin alın teri kurban edilmektedir. Üreticinin emeği olabildiğince düşük seviyede tutularak aradaki işlem ve işlemcilerin kazanç oranları korunmaya çalışılmaktadır. Oysa asıl korunması gereken, üretim ve üretici olmalıdır.

Hangi gerekçe ve anlatımla güzelleme yapılırsa yapılsın ithalat ve ithalatçı kazanarak büyümeye devam etmektedir; üretim ve üretici ise küçülmeye ve kaybetmeye devam etmektedir.

Üretici emeğinin karşılığını alamazken tüketici fiyatları istikrarlı biçimde artmaktadır. Üretici ile tüketici arasındaki makas açık kalmaktadır. Dolayısıyla üretici de tüketici de kaybetmektedir. Hatta tüketim daralması nedeniyle başta dengeli beslenme olmak üzere başka sorunlar gün yüzüne çıkmaktadır.

Bütün teknolojik, biyolojik ve kimyasal gelişmelere ve uygulamalara rağmen, buğday üretimimiz artmamaktadır.

O halde nasıl ve neden bir “buğday oyunu” oynanmaktadır?

Paylaş:
Erdem Ak

1973 yılında Balıkesir’de doğdu. İlköğrenimini aynı şehirde tamamladı. Kuleli Askeri Lisesi mezunudur. Kara Harp Okulu’ndan ayrıldı. Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF - İşletme Bölümü mezunudur. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Girişimcilik Yüksek Lisans Programı’nda eğitim almıştır. Gerçekte hayat boyu öğrencidir.
Özel sektörde değişik firmalar hesabına çalıştı. Çalışma konularının başında tarım ekonomisi, kırsal kalkınma ve girişimcilik gelmektedir. Özellikle tarım sektörüne yönelik yayıncılık ve danışmanlık işleri yapmaktadır. Ülkemizin tarım ve gıda gazetesi Hasat Türk’ü yayınlamaktadır. Tarım ekonomisi ve kırsal kalkınma konularında pek çok yazı ve makale yayınlamış, sunumlar yapmıştır.
Son yıllarda kooperatifler ve dernekler başta olmak üzere bir takım sivil toplum kuruluşlarında ortaklık, üyelik ve yöneticilik yapmaktadır.
Evli ve bir erkek çocuk babasıdır.
İyi seviyede İngilizce bilmektedir.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir