Mucize
Mersin’de 2019 yılından beri tarımla ilgili “Üretmezsek Tükeniriz” temalı bir konferans düzenleniyor ve bu konferansta her yıl farklı bir konu seçiliyor. Bu yıl, tarımsal üretimde riskler ve fırsatlar değerlendirildi. Kuraklık, ihraç edilen ürünlerin iadesi, aile çiftliğinin önemi, sürdürülebilir enerji, iklim değişikliği, uygulanan politikalar gibi konular ele alındı. Sayın Ali Ekber Yıldırım, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 100 yıl önce Gazi Orman Çiftliği’ni kurarak örnek bir çiftlikten tarımda mucize yarattığını, bugünün bilgi birikimi, teknolojisi ve finansmanı ile ülkenin sahip olduğu potansiyel sayesinde çok daha büyük mucizeler yaratılabileceğini, bunun için de doğru üretimi ve üreticiyi destekleyen tarım politikalarına ihtiyaç olduğunu ifade etti. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Orman Çiftliği için Ankara’daki en kötü ve en çorak araziyi seçmişti. Sayın Ali Ekber Yıldırım bunu hatırlatıyor… Orman Çiftliği’nin tarımda neden mucize yarattığını anlamak için çiftliğin kuruluş hikayesini bilmek gerekir. Çiftliğin kuruluş hikayesi şöyle:
“1925 senesi baharında idi. Bir gün büyük Şef, memleketin tanınmış ziraatçılarından bir grubu çağırttı. Onlara, ağaçsız ve çorak Ankara’nın yanı başında büyük bir çiftlik kurmak istediğini söyledi ve böyle bir çiftlik için yer aramalarını emretti.
Bu mütehassıs heyette bulunan bir ziraatçımız, o zamanki hatıralarını söyle anlatıyor:
Çiftlik yeri için uzun boylu dolaşmaya ve Ankara’nın çevresinde başka başka tabiat hususiyetleri aramaya lüzum görmemiştik. Sebep basitti. Kıraç bir bozkırın ortasında bir orta çağ şehri… Ağaç yok, su yok, hiçbir şey yok… Böyle bir noktada hazırlanmış ve müsait şartlar taşıyan yerler nasıl bulunabilir…?
Ankara’nın çevresinde çiftlik olacak bir yer ararken, en az bugünkü çiftlik yeri üzerinde durmuştuk. Burası, tabiatın hiç cömert davranmadı, bakımsız, hastalıklı, sarı ve insanı bakarken bedbin eder bir halde idi. İçinden şimendifer geçen arazinin bataklık yerlerinde şehrin hayatını zehirleyen ve etrafta yaşayanları kendisi gibi renksiz ve hasta yapan sazlıklar, birer sıtma kaynağı halinde idi.
Biraz kıraç yerlerinde kartallar ve akbabalar, o zaman dört kerpiç duvardan başka bir şey olmayan mezbahanın etrafında yuvalar yapmışlardı. Burada medeniyetin ve insanın eseri olarak yalnız bir demiryolu, ince bir şerit halinde uzanıyordu. Köyler, karşı yamaçlara, günün hiç olmazsa, birkaç saatinde gölge düşen tepeciklerin arkasına kurulmuştu…
Tetkiklerimiz bittiği zaman neticeyi Büyük Şefʼe arz ettik. Atatürk, elleriyle bu günkü çiftliğin olduğu yeri işaret ettiler; ‘Burayı gezdiniz mi?’
Buranın, bir çiftlik kurulması için bulunması lâzım olan vasıflardan hiçbirini taşımadığı, bir bataklık, çorak, fakir olduğu hakkındaki müşterek kanaatimizi söyledik.
Atatürk’ün bize cevabı şudur; ‘Ankara’nın kenarında hem batak hem çorak hem de fena yer. Bunu biz ıslah etmezsek kim gelip ıslah edecektir?’
Görülüyor ki Atatürk, ziraat mütehassıslarından ‘en iyi toprak’ değil ‘en kötü toprak’ raporunu almak için istifade etmiştir. Onun aradığı, çiftlik arazisi değil, büyük yurt yapısını kurarken, insan ile toprak arasındaki münasebeti ve bu münasebetten doğan muadeleyi, şartların hemen hiç müsait olmadığı bir noktada dahi halletmenin kabil olduğunu ispat etmektir.”
Sayın Ali Ekber Yıldırım’ın belirttiği gibi doğru üretimi ve üreticiyi destekleyen tarım politikaları ile bugün çok daha büyük mucize yaratabiliriz…
Türk evladı Ata’sını tanıdıkça bu mucizeyi gerçekleştirmek için kendinde kuvvet bulacaktır.
Kaynak
Atilla Oral, “Gazi Paşa Ankara’daki Çiftlik İçin, Neden En Kötü Ve Çorak Yeri Seçti?” https://mustafakemalim.com/gazi-pasa-ankaradaki-ciftlik-icin-neden-en-kotu-ve-corak-yeri-secti/ (Erişim Tarihi: 27.02.2025).




