Köşe Yazısı

Barınakta 5 Dakika

Süt sığırcılığı işletmelerinde sürü yönetiminin temel kurallarından biri de iyi gözlemdir.

Damda, ahırda 5 dakikalık iyi bir gözlem çok büyük anlam taşır. O esnada gördüklerimizi değerlendirebilirsek önemli sonuçlar ortaya çıkabilir.

Damlarda 4 önemli grup vardır; laktasyondakiler, kurudakiler, buzağılar, düveler.

Yemlik yolunda yürüyelim. İlk iş olarak kuru dönemdeki ineklere göz atalım. Kuru dönemdeki inekler şişmansa çiftlikte besleme hataları vardır. Ek olarak döl tutma sorunları olduğunu da anlayabiliriz. Kuru dönemdeki şişman inekler geç döl tutmuş olabilirler.

Laktasyondakilere bakalım. Eğer doğumu takip eden ilk aydan sonra iyice zayıflamış inekler görürsek yine besleme hataları olduğunu anlarız. Bu hataların arkası kuru dönem beslemesine kadar gider.

Yürürken hayvanların hareketlerine bakalım. Sağlıklı ineklerin yürürken sırtları düzdür. Topallığın derecesine göre sırt kamburlaşır. Çeşitli derecede kamburlaşma sürüde besleme ve zemin ile ilgili hatalar olduğunu gösterir.

Yürürken tüylere bakalım. Tüyler bize çok şey söyler. Kabalaşmış, rengini kaybetmiş tüyler mineral noksanlıkları konusunda bize uyarıdır.

Başta bakır olmak üzere kobalt ve potasyum gibi mineral eksiklikleri kabalaşmış, rengini kaybetmiş tüylerle karşımıza çıkar. Böyle sürülerde adı geçen minerallerin eksikliğinden kaynaklanan başka belirtiler de olabilir.

Yürümeye devam edelim, yatan ve geviş getiren ineklere göz atalım.

Yatan inekler çoğunlukta olmalıdır. İneklerin yüzde doksanlık bir bölümü yatmalı, yatanların yarısı ise geviş getirmelidir. Günün herhangi bir saatinde durum kesinlikle böyle olmalıdır. Geviş getirenlerin oranı, ideal olarak, %55–70 civarındadır. Geviş getirme oranı %55’in altında ise bir sorun vardır; örneğin asidoz. Geviş getirme oranı %70’den fazla ise kartlaşmış, kalitesiz kaba yemlerin ineklere verildiği ortaya çıkar. Bu durumda anlarız ki, kartlaşmış lifleri inekler sindirmeye çalışıyor, bu yüzden defalarca fazladan ağızlarına tekrar getirerek çiğneme gereği duyuyorlar.

Yürüyelim, bu arada yemliğe bakalım yem seçme olup olmadığını gözleyelim. Öncelikle yemlik dolu mu? Dolu ise yemlikte kuş yuvası gibi oyuklar var mı? Yemlikte kalan yemlerin “yem değeri var mı? Bunlara dikkat edelim.

Bu arada gözümüz dışkılara takılsın. Dışkı cıvık, köpüklü, taneli ya da lifli mi? Sindirilmemiş tane ve lifler varsa ineklerde asidoz veya subklinik (gizli) asidoz olduğu yönünde şüphelerimiz artacaktır.

Hemen hayvanların suluklarına göz atalım. Hızlı soluyan veya karnını döven hayvanlar var mı? Hızlı soluma bir solunum yolu enfeksiyonu belirtisi olacağı gibi, sıcaklık stresini de işaret edebilir.

Yürürken bakalım, ahır kalabalık mı? Yemlikte sıra bekleyen inekler var mı? Gruplaşma göze çarpıyor mu? Gruplaşma bir ipucudur. İnekler gruplaşıyorsa temiz hava, yazın serin yer arıyorlar ya da sinekten kaçıyorlardır.

İneklerin enselerine de bakalım. Ense tüyleri dökülmüş ise bazılarının yemlikteki makas (kilit) sistemine göre daha iri oldukları kanaatine varabiliriz.

Bu gözlemler iyi bir sürü yönetimi aracıdır. Biraz daha damda kalırsak buzağılara bakalım. Buzağıların tüyleri, bakışları, keyifleri, dışkıları bizim için önemli işaretlerdir. Buzağıların arka ayaklarında tüyler dökülmüş, deri ortaya çıkmışsa, uzun süreli bir ishal geçirdikleri anlaşılabilir.

Gözlemimiz bize 5 dakikada çok bilgi verebilir. Eğer bu bilgileri iyi tercüme edebilirsek belki daha ileri incelemelere gerek duyabiliriz.

Örneğin partikül separatörü (Pensilvanya eleği) ile yemleri eleyebiliriz. Dışkı süzgeci ile dışkıları yıkayabiliriz. Eğer kayıt tutan bir işletmeyse laktasyon eğrilerini inceleyebiliriz. Süt bileşenlerine, yağ, süt, protein oranlarına ve somatik hücre sayılarına bakabiliriz. İşletmede fan olup olmadığına, fanların çalışıp çalışmadığına ve fan temizliğine dikkat etmekte ayrıca büyük fayda vardır.

İleri incelemelerde silaj kontrol edilip, silajın “yüzü”nün düzgün kesilip kesilmediğine, silajda bozukluk, küf, kötü koku olup olmadığına bakabiliriz.

Hatta ileri incelemelerde işletmenin kullandığı boğa spermalarıyla elde edilen süt miktarını karşılaştırarak genetik potansiyel ile işletmede sağlanmış olan verim arasındaki ilişkiye göz atabiliriz.

Ancak pratik ve kilit noktalar ilk 5 dakikalık gözlem esnasında ortaya çıkabilir.

Demek ki ineği, yemi ve dışkıyı 5 dakikalık kısa ama etkili bir şekilde gözlersek doğru bir “sürü yönetimine başlangıç yapmış oluruz.

Tahir S. Yavuz

Tahir S. Yavuz 1957 yılında Bursa’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Gemlik’te tamamlayan Yavuz, lise öğrenimini Bursa Erkek Lisesi’nde 1974 yılında tamamladı ve aynı yıl İstanbul Veteriner Fakültesi’nde öğrenimine başladı.
1979 yılında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. 1983 yılı Nisan ayına kadar Bursa Hayvan Hastanesi’nde Veteriner Hekimlik, Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde asistanlık yaptı. 1983-1988 yılları arasında Pınar Et’in kuruluş ve işletmesinde görev aldı. Pınar Et’te çalıştığı yıllarda tanıştığı meslektaşlarıyla 1988 yılında Ege Vet’i kurdu. 1988-1998 yılları arasında Amerikan Yemlik Tahıl Konseyi’ne danışmanlık hizmetleri verdi. Ege Vet Genel Müdürü olarak görev yaptı. Ata Fen ve Sürü Yönetimi şirketlerinin kuruluşunda yer alan Yavuz, mesleği ile ilgili olarak çok sayıda makalelerini 2009 yılında “Meslekte 30 yıl” ve 2014 yılında “Meslekte 35 yıl” kitaplarında topladı ve yayınladı. Daha sonra 12 adet kitabı yayınlandı. Mesleğiyle ilgili gazetelerde, dergilerde, internette köşe yazıları halen yayınlanmakta ve çeşitli TV programlarında bilgilerini paylaşmaktadır.
Yurtiçinde ve yurtdışında birçok mesleki örgüte üye olan Yavuz, bir dönem İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeliği yapmıştır. SETBİR Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir. Yavuz, VİSAD, İZSİAD, İzmir Tarım Grubu ve TAGYAD üyeliklerini de sürdürmektedir. Yavuz, Veteriner Hekim Dr. Nuran Yavuz ile evlidir.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir