Köşe Yazısı

Sığırlarda Karaciğer Apseleri

Sığırlarda, özellikle besi danalarında, ortaya çıkan karaciğer apseleri sektöre önemli ölçüde zarar vermektedir. Çoğunlukla mezbahada göze çarpan bu sorun karaciğerlerin imhası (atılması) ile büyük kayıplara sebep olur.
Klinik belirtiler çoğunlukla görülmez. Görülse bile birçok hastalığın belirtileri ile karıştığı için teşhisi kolay değildir.
Klinik belirtiler iştahsızlık, sancı, bazen hırıltı ve ateştir. Yemden yararlanma azalır. Performans (verim) düşüklüğü söz konusudur. Sonuçta besi danalarında beklenen randıman elde edilemez.
Karaciğer apseleri başka sorunlara da yol açar. Örneğin akciğer apsesi, pneumoni (zatürre), ani burun kanaması ve endokarditis (kalbin iç duvarının yangısı).
Karaciğer apselerinin sebebi işkembe asidozudur. İşkembe asidozunun ardından hasara uğramış işkembe duvarını aşan ve kana karışan Fusobacterium necroforum ve Fusobacterium necroforum funduliforme (Biotype B) başlıca etiyolojiik ajanlardır.
Kan yoluyla karaciğere ulaşan bu hastalık etkenleri karaciğerde çeşitli çaplarda apseler oluşturur. Bu etkenlere çoğunlukla Trueperella pyogenes de eşlik eder. Ayrıca apseli karaciğerlerden stafilokok, streptokok gibi mikroorganizmalar da izole edilir. Son yıllarda ABD’de karaciğer apselerinden Salmonella enterica Serovar Lubbock adı verilen mikroorganizmanın da izole edildiği bildirilmektedir.
Sorun asidoz ve asidozun ardından meydana gelen rumenitis (işkembe yangısı, rumen iltihabı ile başlar.  En önemli etken olan Fusobacterium necrophorum ( Biotype A)  kan yoluyla karaciğere ve ayaklara gider. Bu sebeple asidoz ile birlikte karaciğer apselerinin ve ayak çürüğünün birbiri ardından görülmesi sıklıkla rastlanan bir durumdur.
Bazen retikuluma (börkenek) batmış yabancı cisimlerin örneğin; çivi, tel, iğne gibi sivri cisimlerin oluşturduğu reticulo peritonitis traumatica (RPT ) olgularında karaciğer de hasar görebilir. Böyle durumlarda yabancı cisim karaciğere batmış ve apseye yol açmış olabilir.
Karaciğer apseleri buzağılarda da şekillenebilir. Yeni doğan buzağılarda göbek dezenfeksiyonunun yapılmaması ya da yetersiz olması sebebiyle göbek yoluyla kana karışan mikroorganizmaların karaciğere ulaşması apse oluşumuyla sonuçlanır.

Karaciğer apseleri oluştuktan sonra tedavisi söz konusu olmaz. Tek çare koruyucu hekimliktir.

Koruyucu Hekimlik

İşkembe asidozunun önlenmesi için dikkat edilmesi gerekenler koruyucu hekimliğin temelini oluşturur.
İyi bir sürü yönetimi, yemlik kontrolü başlıca önlemlerdir. Yemlere sodyum bikarbonat (yemek sodası) ve benzeri tampone edici maddelerin katılması yararlıdır.

Saccaromyces cereviciae (canlı maya) kullanılmasının asidoza ve dolayısıyla karaciğer apselerinin oluşumuna engel olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştur.
Canlı mayanın sistemli olarak her gün önerilen miktarda yemlere katılması gerekir.

Yurt dışında Fusobacterium necroforum ve Trueperella pyogenes antijenleriyle hazırlanmış aşılar vardır. Hem karaciğer apselerinin hem de ayak çürüğünün önlenmesi için kullanılır.

Yukarıdaki bilgiler ışığında buzağıların göbek kordonu dezenfeksiyonuna dikkat etmek, 2 saat arayla iki kere göbek kordonu dezenfeksiyonu yapmak şarttır.
İleride inek olacak düvelere mıknatıs yutturulması ihmal edilmemesi gereken bir uygulamadır.

Gerek süt sığırcılığında gerekse besicilikte asidozu önlemek, başta karaciğer apseleri ve ayak çürüğü olmak üzere, birçok sorunun oluşumunu engelleyecektir

Doğru yapılmış bir rasyon ve rasyonun hayvanlara doğru bir biçimde sunulması dikkatle uyulması gereken sürü yönetimi ilkeleridir.

Paylaş:
Tahir S. Yavuz

Tahir S. Yavuz 1957 yılında Bursa’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini Gemlik’te tamamlayan Yavuz, lise öğrenimini Bursa Erkek Lisesi’nde 1974 yılında tamamladı ve aynı yıl İstanbul Veteriner Fakültesi’nde öğrenimine başladı.
1979 yılında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. 1983 yılı Nisan ayına kadar Bursa Hayvan Hastanesi’nde Veteriner Hekimlik, Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde asistanlık yaptı. 1983-1988 yılları arasında Pınar Et’in kuruluş ve işletmesinde görev aldı. Pınar Et’te çalıştığı yıllarda tanıştığı meslektaşlarıyla 1988 yılında Ege Vet’i kurdu. 1988-1998 yılları arasında Amerikan Yemlik Tahıl Konseyi’ne danışmanlık hizmetleri verdi. Ege Vet Genel Müdürü olarak görev yaptı. Ata Fen ve Sürü Yönetimi şirketlerinin kuruluşunda yer alan Yavuz, mesleği ile ilgili olarak çok sayıda makalelerini 2009 yılında “Meslekte 30 yıl” ve 2014 yılında “Meslekte 35 yıl” kitaplarında topladı ve yayınladı. Daha sonra 12 adet kitabı yayınlandı. Mesleğiyle ilgili gazetelerde, dergilerde, internette köşe yazıları halen yayınlanmakta ve çeşitli TV programlarında bilgilerini paylaşmaktadır.
Yurtiçinde ve yurtdışında birçok mesleki örgüte üye olan Yavuz, bir dönem İzmir Ticaret Odası Meclis Üyeliği yapmıştır. SETBİR Yönetim Kurulu Üyeliği görevini yürütmektedir. Yavuz, VİSAD, İZSİAD, İzmir Tarım Grubu ve TAGYAD üyeliklerini de sürdürmektedir. Yavuz, Veteriner Hekim Dr. Nuran Yavuz ile evlidir.

    İlgili başlıklar

    Köşe Yazısı

    Halsizlik

    Çiftlik hayvanlarında halsizlik birçok hastalığın belirtisidir. Bu konu, bana çok sorulan sorular arasındadır. Genel olarak ...

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir