Köşe Yazısı

Tarım Gündemi; Köylününki Farklı, Şehirlininki Farklı!

Sevgili Okurlar,

Aslında yıllardır bu böyle. Bunun böyle olduğunu, üniversiteyi bitirinceye kadar tarlalarda çalışmış sonra da şehirlere yerleşmiş, ya da üretimi bırakıp şehirlere göç etmiş olanlar (ister şu anda tarım yapıyor olsun ister olmasın) zaten biliyorlar.

Konu şu; şehirlerdekiler köylere gittiklerinde onlara öyle absürt şeyler söylüyorlar ki köylüler şaşıp kalıyorlar. Geçenlerde şahit olduğum bir konuşmada, şehirde yaşayan bir kişi köylülere öyle saçma sapan fikirler söylüyordu ki, üniversiteyi bitirinceye kadar tütün, buğday, arpa, sebze tarlaları ile incir, zeytin bahçelerinde çalışmış ve halen incir ve zeytin tarımı yapan bir kişi olarak kendimi zor tuttum.

Bazıları da Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalamasının neredeyse 60 olduğu, gelişmiş ülkelere göre halen emek yoğun çalıştığı gerçeğini görmeden “garip” demeyelim, çünkü her fikir değerli, ifade özgürlüğü de çok önemli, köylülere değişik önermeler yapabiliyorlar.

O anda köylüler nezaket gereği sesini çıkarmasalar da, sonradan bu önermelere kendi aralarında gülüyorlar.

Gerçekten kopuk

Şehirde yaşayanlar bu önermeleri yaparken köylülerin daha fazla para kazanmalarını istiyorlar şüphesiz. Ancak gündem ve sorunlar farklı olduğu için çok az konuda bir araya gelebiliyorlar.

Köylünün derdi para kazanamamak. İlk defa geçen yıl İzmir ve çevresinde yaşayan köylülerin bazıları tarlalarını bu yüzden boş bıraktı. Ektikleri ürüne karar verdikten sonra maliyetlerini ve kazançlarını hesapladılar ve kazanamayacaklarını anlayınca hiç riske girmeden ürünü ekmediler veya dikmediler.

Köylü ekmeme-dikmeme aşamasına gelmişken, diken ve ekenler de kar değil sadece kendi emeklerinin karşılığı kadar kazanırken, kendilerine getirilen absürt fikirlere tabi güler geçerler.

Hobi olsun diye mi yapacak?

İtiraz eden köylüler şunu söylüyorlar, “iyi de ben bundan ne kazanacağım”. Çok doğru. Her ekonomik faaliyet kar için yapılır. Kar yoksa üretim de yok. Neden olsun ki? Kendini, eşini, çoluğunu, çocuğunu besleyemezse, ne yani bunu hobi olsun diye mi yapacak?

Sanki köylüler bilmiyorlar!

Bir de köylüler üretimi bilmiyor ya da tembeller diye bir algı var birçoğunun zihninde. Örneğin şehirde yaşayan birisi geliyor, bir bahçeyi satın alıp orada yaşayan köylülere danışmadan başka bir meyve ağacı dikiyor, bunu yaparken de çok para kazanacağını düşünüyor, zamanla yaptığının yanlış olduğunu anlıyor ama iş işten geçmiş onlarca yıl heba olmuş oluyor.

Ya değerli arkadaşım, senin diktiğin meyveden para kazanılacak olsa tarlayı sana satan köylü o ürünü veren ağacı senden önce diker ve para kazanır zaten! Senin söktüğün ağaçtan bile para kazanamadığı için bahçesini satıyor.

Anlayabildin mi?

Velhasıl farklılıklar arasındaki makas böylesine açık olduğu sürece iki kesim de birbirini zor anlayacak gibi görünüyor. Lakin tarım konularında köylüleri önce dinleyip, sonra yorum yapmak gerekiyor.

Bilmem anlatabildim mi?

Prof. Dr. Harun Raşit Uysal
1961 yılında Kuşadası’nda doğdu. İlköğrenimini Kuşadası Yeniköy İlkokulu’nda, ortaöğrenimini İzmir Güzelyalı Ortaokulu’nda, liseyi İzmir İnönü Lisesi’nde tamamladı. 1984 yılında E.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Ürünleri Teknolojisi Bölümü’nden mezun oldu. 1987 yılında E.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Süt Teknolojisi Ana Bilim Dalından yüksek lisans, 1993 yılında da doktora eğitimini tamamladı. 1993 yılında Yardımcı Doçent, 1996 yılında Doçent, 2003 yılında Profesör unvanını aldı. 2011-2016 yılları arasında Ege Üniversitesi Tire Kutsan Meslek Yüksekokulu’nda müdürlük görevini üstlendi. Halen Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Harun Raşit UYSAL, aynı zamanda Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyeliği ile Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) Süt ve Ürünleri, Çevre ve Çiftlik yönetimi daimi komite üyesidir. Üç dönem de Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulunmuştur.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir