HaberlerHayvancılıkSağlık

“Bitmeyen Salgın: Şap”

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Bilim Danışma Kurulu, son günlerde gündemden düşmeyen şap hastalığı konusunda “Bitmeyen Salgın: Şap” başlığıyla bir rapor hazırladı. 30 sayfalık raporda, Şap hastalığı bütün yönleriyle kapsamlı olarak ele alındı.Raporun başlangıcında “Neden Hala Şap?” sorusuna şöyle karşılık verildi:

“Ülkemizin coğrafi konumu, bu hastalıkla mücadelede en önemli dezavantajlarımızdan biridir.

Komşu ülkelerimiz Suriye, Irak ve İran’da hastalığın yüksek oranda görülmesi, yeterli ve etkin aşılama programlarının uygulanmaması, yeni serotiplere karşı korunmasız olmaları ülkemiz için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu ülkelerden ülkemize gerçekleşen kontrolsüz hayvan hareketleri, Şap hastalığının varlığını sürekli bir risk unsuru haline getirmektedir.

Ülkemiz içinde de kontrolsüz hayvan dolaşımı, yetersiz biyogüvenlik önlemleri ve zamanında, uygun serotiplerle yapılmayan aşılamalar; Türkiye’yi şap hastalığının endemik olduğu ülkeler arasına yerleştirmektedir.Bulaşmayı Hızlandıran Faktörler

Raporda bulaşmayı hızlandıran başlıca faktörler şu şekilde sıralandı:

“• Kontrolsüz hayvan hareketleri ve yetersiz karantina uygulamaları,

  • Karışık kaynaklı hayvanların toplandığı pazar, panayır ve nakil merkezleri,
  • Biyogüvenlik önlemlerinin yetersizliği (araç-ekipman dezenfeksiyonu, personel

hijyeni vb.),

  • Yüksek yoğunluklu ve türler arası hayvan temasının olduğu meralar,
  • Rüzgâr yönü ve meteorolojik koşulların aerosol yayılımına elverişli olması.

Bu nedenle, hastalığın yayılım zincirinin kırılması için hayvan hareketlerinin izlenmesi, pazar yerlerinde giriş-çıkış kontrolü, taşıma ve ekipman hijyeninin sağlanması, riskli bölgelerde hedefe yönelik aşılama ve acil durum planlarının hazır tutulması büyük önem taşır.”

Hastalığın Bulaşma ve Ölüm Oranı

Raporda şap hastalığının bulaşma ve ölüm oranı, “Şap hastalığının bulaşma oranı neredeyse %100’dür. Ölüm oranı ise, annesi aşısız olan veya yeterli ağız sütü (kolostrum) alamamış yeni doğan buzağılarda ve ülkemize yeni getirilen, daha

önce virüsle karşılaşmamış ithal hayvanlarda oldukça yüksektir. Sürekli şap salgınlarının yaşandığı endemik bölgelerde, yeni bir serotip söz konusu değilse hastalık genellikle daha hafif seyreder ve ölüm oranı düşüktür” şeklinde ifade edildi.

İnsan Sağlığı Açısından Şap Hastalığı

Hastalığın insan sağlığı açısından durumu şu şekilde özetlendi:

“Şap virüsünün bazı tipleri, düşük düzeyde zoonoz özellik taşır. İnsanlarda nadiren; yorgunluk, ateş, kusma ve deri ile ağız mukozasında kırmızı nokta tarzında lezyonlar gibi belirtilere yol açabilir. Bu nedenle şaplı hayvanlara müdahale ederken eldiven, maske, tek kullanımlık tulum ve hatta koruyucu gözlük kullanılması önerilir.

Özellikle bağışıklık sistemi zayıf bebek ve çocuklarda, virüsün kalp kasını etkileyebileceği bildirilmiştir. Ayrıca, duyarlı bireylerde virüsün diabetes mellitus gelişiminde rol oynayabileceğine dair sınırlı bilimsel bulgular bulunmaktadır.”

Aşılama Çalışmaları

Aşılama çalışmaları hakkında bilgi veren raporda ülkemizde düzenli aşılama yapılmasına rağmen şap hastalığından kurtulamamanın başlıca nedenleri;

“• Komşu ülkelerde ortaya çıkan farklı şap serotiplerine karşı aşılama süreçlerinde

gecikme,

  • Aşının uygun şartlarda taşınmaması ve muhafaza edilmemesi,
  • Doz ve uygulama hataları, rapel dozlarının uygulanmaması veya zamanında yapılmaması,
  • Sınır aşan hayvan hareketlerinin tam olarak kontrol altına alınamaması,
  • Saha suşlarının aşı ile uyumsuzluğu (vaccine mismatch)”olarak özetlendi.

Hastalıktan Kaynaklı Kayıplar

Şap hastalığından kaynaklı görünmeyen ikincil kayıplar, raporda şu şekilde sıralandı:

“ * Verim Kaybı (Süt, Canlı Ağırlık artışı),

  • Kronik Etkiler: Ayak lezyonları, Meme problemleri,
  • Şap Atlatanlarda Kısa/Uzun Vadeli Fertilite Kayıpları,
  • İş gücü, ilaç, zaman ve üretim planı kayıpları.”

Şap hastalığının ekonomik boyutu hakkında, raporda, “Şap hastalığı, küresel ölçekte yılda yaklaşık 11 milyar ABD doları ekonomik kayba neden olmaktadır. Türkiye’de ise sığır başına yıllık ekonomik kaybın yaklaşık 500 ABD doları olduğu tahmin edilmektedir” ifadesine yer verilen Raporda, kayıplar, “Üretici Düzeyinde Ekonomik Kayıplar,” “Ulusal Ekonomi, İhracat, Pazar Erişimi” ve “Aşılama vs. Salgın Maliyeti: Fayda-Maliyet Analizi” başlıklarıyla ele alındı. Üretici Düzeyindeki  Doğrudan Kayıplar ise;

“ * Süt veriminde %80’e varan düşüş, 

  • Canlı ağırlıkta %25 azalma, 
  • Buzağılarda %2-5 ölüm oranı,
  • Abort oranında %10 artış.

Bu durum, üreticinin yıllık gelirinde %7-12 azalma anlamına gelmektedir” şeklinde ifade edildi.
Öneriler

Sonuç olarak; bu raporda yer alan çerçeve istikrarlı şekilde uygulandığında, Türkiye reaktif bir salgın yönetiminden önleyici-proaktif bir modele geçebilir. Bu geçiş, üreticiyi korur, ihracat güvenilirliğini artırır ve ülkeyi “yüksek riskli” konumdan çıkarma hedefini gerçekçi kılarifadelerine yer verilen raporun 17 maddelik önerileri arasında şunlar sıralandı:

“ * Sistem iyileştirme alanları,

  • Kurumsal öğrenme ve sürekli iyileştirme,
  • Bütüncül müdahale + dijital izleme,
  • Sınır-aşan risk takibi + komşu ülkelerle eşgüdümlü aşılama,
  • Veteriner kurumsal kapasite,
  • Besleme & destekleyici protokol standardı,
  • Aşılama Takvimi.”

İlgili başlıklar

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir