Köşe Yazısı

Tarımda Kirlenme, Kimyasallar ve Hastalıklar

Sevgili Dostlar,

Toprak işleyerek başlayan tarımla birlikte çevre tahribatı da başlıyor. Başlangıçta sadece kültür bitkilerinin yetiştirilmesine odaklanan tarım bu alanlarda yetişen yaban bitkilerinin azalmasına neden oluyor.

Tarımda at gücü kullanımı

Zamanla at gücünün kullanılmaya başlaması, tarım alanlarının süratle artmasına neden oluyor ve tarımsal üretim birden dört kat yükseliyor. Çünkü artan dünya nüfusunun gıda maddelerine olan talebi üretim sürecini hızlandırıyor ve sonuçta bu durum geniş otlak ve mera alanlarının atla sürülerek tarıma açılmasına neden oluyor.

Bu faaliyetler ayni zamanda otlaklarda yaşayan ve otla beslenen hayvanların yaşam şanslarını azaltıyor. Otlak ve meralarda yaşayan bu hayvanlar daha yüksek alanlara kaçarken bu hayvanları öldürerek beslenen etle beslenen hayvanlar da onlarla birlikte yüksek alanlara yöneliyorlar.

Demir sabanlar

Bir taraftan bu gelişmeler yaşanırken, diğer taraftan, madencilik ve maden işleme sanatı gelişiyor. Başlangıçta sert ağaç sabanlar kullanan çiftçiler, giderek toprağı devirerek işleyen demir sabanlar kullanmaya başlıyorlar.

Böylece çevre felaketi boyut değiştiriyor. Bu işleme tekniği toprak altı canlılarını da hedef alıyor. Pulluk kullanımı sonuçta tarıma açılan toprakların artışını sağlarken, tarım topraklarının verimsizleşmelerine de neden oluyor.

Sonra da kimyasal gübreler

Daha sonraları buhar gücünün icadı ve yürüyen makinelerde kullanımı ile toprağı daha fazla parçalayan ve alt üst eden toprak işleme teknikleri gelişiyor. Bu aletlerle toprağın doğal verimliliği hızla düşüyor ve verimi arttırmak için başlangıçta hayvan gübresi kullanılırken zamanla şirketlerinin ürettikleri kimyasal gübre kullanımı yaygınlaşıyor.

Kimyasal gübreler fiziki ve biyolojik dengesi bozulan toprakların kimyasal dengelerinin de bozulmasına neden oluyor. Biyolojik dengesi bozulan tarım topraklarının üzerinde yetiştirilen bitkilerin de biyolojik dengeleri bozuluyor ve böylece hastalık ve zararlılara karşı dayanıklılıkları azalıyor.

 Sıradaki tarım ilaçları

Bu gelişme üzerine, aynı kimya şirketleri hastalık ve zararlılar için kimyasal preparatlar geliştirmeye başlıyorlar. Başlangıçta bu kimyasalların kullanımı ile tekrar bitkisel ürün verimleri arttırılırken zamanla tarım süratle bu kimyasalları kullanmak zorunda olan bir sektöre evriliyor. Çünkü kimyasal girdilerle üretilmiş ürünlerle rekabet edemeyen üreticiler de mecburen kimyasal girdi kullanmaya başlıyorlar.

Tarımsal üretim alanlarındaki bu kar etme baskısı, geleneksel üretim kültürlerini yok ederek, bugün üçüncü dünya ülkeleri olarak tanımladığımız eski sömürge ülkelerin, kendi beslenmeleri için bile bu dev şirketlerin ürettiği tarımsal girdilere bağımlı olmalarına yol açıyor. Kısıtlı da olsa doğayı koruyarak yapılan geleneksel tarımın yerine doğayı sömüren üretim başlatılıyor.

Genetiği Değiştirilmiş Tohumlar (GDO)

İkinci Dünya Savaşı sonrası geliştirilen hibrit ve 1990’lı yıllardan sonra piyasaya sürülen genetiği değiştirilmiş tohumlar (GDO) sektöre hakim olmaya başlıyorlar. Bunların verimli olması için kullanılan ilaç-gübre-hormon gibi tarım kimyasallarının bitki-hayvan-toprak-sulardaki kalıntıları başta kanser olmak üzere birçok hastalıkların artmasına neden oluyor.

Ve aynı şirketler bu sefer de kanser ilacı üretiyorlar.

Nasıl bir döngü ama!

Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

1961 yılında Kuşadası’nda doğdu. İlköğrenimini Kuşadası Yeniköy İlkokulu’nda,
ortaöğrenimini İzmir Güzelyalı Ortaokulu’nda, liseyi İzmir İnönü Lisesi’nde tamamladı.

1984 yılında E.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Ürünleri Teknolojisi Bölümü’nden mezun oldu. 1987

yılında E.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Süt Teknolojisi Ana Bilim Dalından yüksek lisans, 1993 yılında da doktora eğitimini tamamladı.

1993 yılında Yardımcı Doçent, 1996 yılında Doçent, 2003 yılında Profesör unvanını aldı.

2011-2016 yılları arasında Ege Üniversitesi Tire Kutsan Meslek Yüksekokulu’nda müdürlük görevini üstlendi.

Halen Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Harun Raşit UYSAL, aynı zamanda Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyeliği ile Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) Süt ve Ürünleri, Çevre ve Çiftlik yönetimi daimi komite üyesidir.

Üç dönem de Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulunmuştur.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir