Köşe Yazısı

Fındık – 1

Verim Artmalı/Maliyet Düşmeli

Fındık, ceviz ve bademden sonra dünyada en yaygın yetiştiriciliği yapılan sert kabuklu meyvedir.

Türkiye’de ise üretimi yapılan en önemli sert kabuklu meyveler fındık, ceviz, Antep fıstığı ve bademdir.

İnsan sağlığı ve beslenmesinde çok önemli bir yere sahip olan fındık, kolesterolü azaltma özelliğinin yanında, %64 bitkisel yağ, %16 protein, %14 karbonhidrat, zengin mineralleri (fosfor, demir ve kalsiyum) ve vitaminleri (A, B1, B2, B6, C ve E) içermektedir (Anıl ve ark. 2018). Yapılan bilimsel çalışmalara göre 100 gr fındık, insanın günlük protein ihtiyacının %22’sini karşılarken 634 kalori de enerji vermektedir (ZMO, 2020).

Dünya fındık üretiminde lider konumda yer alan Türkiye, 2021 yılı FAO verilerine göre toplam üretimin %64’ünü karşılamıştır. Türkiye’yi sırasıyla; İtalya, ABD ve Azerbaycan takip etmektedir. Türkiye dünya fındık ihracatında da %56’lık payla lider konumdadır. Türkiye’yi ihracatta; ABD, İtalya ve Gürcistan takip etmektedir (TOB, 2023).

Türkiye’de ÇKS’ne göre 43 ilde fındık yetiştiriciliği yapılsa da ticari olarak üretimin tamamına yakını Ordu, Samsun, Giresun, Sakarya, Düzce, Trabzon, Zonguldak, Kocaeli, Artvin, Bartın, Kastamonu, Sinop, Gümüşhane, Rize, Bolu ve Tokat illerinde gerçekleştirilmektedir (TMO, 2017).

Dünya fındık üretim alanı 2021 yılı itibarıyla 1 milyon 39 bin ha’dır. Türkiye 739 bin ha ile ilk sıradadır (FAO,2023).

Fındık veriminde 2021 yılında ABD 285 kg/da ile birinci sırada,  Yunanistan 248 kg/da ile ikinci, Çin 195 kg/da ile üçüncü sırada yer almaktadır Son 5 yılın verim ortalamasına bakıldığında da ABD 231 kg/da ile birinci sırada (son 10 yıl 254 kg/da), Yunanistan 199 kg/da ile ikinci ve Ermenistan yine 199 kg/da ile üçüncü sıradadır. Türkiye’nin 2021 yılında fındık verimi 93 kg/da ve son 5 yılın verim ortalaması ise 91 kg/da’dır. 2021 dünya ortalaması 104 kg/da, son 5 yıl ortalaması yine 104 kg/da ve son 10 yıl ortalaması ise 114 kg/da’dır (FAO, 2023)

Dünya fındık tüketiminin ortalama 1 milyon ton civarında olduğu tahmin edilmektedir. Fındığın %70’i çikolata sanayinde, %20’si pastane ve bisküvi mamullerinde, %10’u ise kuru yemiş ve yağ sanayinde ham madde olarak kullanılmaktadır.

Avrupa’da ve Türkiye’de fındık çalı veya çok gövdeli çalı ağacı olarak yetiştirilirken ABD’de tek gövdeli ağaç formundaki çeşitleriyle, geniş bahçelerde, ileri teknoloji kullanılarak mekanizasyona dayalı yapılmaktadır. ABD’nin fındık üretimindeki artışı büyük ölçüde verimdeki iyileştirmelerle sağlanmıştır (Kayalak ve Özçelik, 2012).

Dünya fındık üretimi 2021 yılında 1 milyon 77 bin ton olarak gerçekleşmiştir. Dünya fındık üretiminin ilk sırasında 684 bin ton ile Türkiye yer alırken 85 bin ton ile İtalya ikinci ve 70 bin ton ile ABD üçüncü sırada yer almaktadır. Türkiye 2021 yılı itibarıyla dünya fındık üretiminin %64’ünü karşılamaktadır (FAO, 2023).

TÜİK verilerine göre 2021/22 döneminde Türkiye’nin toplam fındık tüketimi 117 bin ton olup kişi başına tüketim ise 1,4 kg’dır.

TÜİK verilerine göre 2021/22 döneminde Türkiye’nin fındık yeterlilik derecesi % 561’dir. (2010-2022 dönemindeki sürede bu oran en yüksek 2012/13 döneminde % 699 olmuştur.)

Dünya fındık fiyatları, üretici fiyatları bazında incelendiğinde; 2021 yılında, 1.449 $/ton ve 1.471 $/ton ile en düşük fiyatların sırasıyla Gürcistan’da ve Azerbaycan’da olduğu, en yüksek fiyatların ise 29.130 $/ton ve 4.174 $/ton ile sırasıyla İran ve İtalya’da olduğu anlaşılmaktadır. Dünyanın en büyük fındık üreticisi olan Türkiye’nin ise aynı yıla ait üretici fiyatları 2.499 $/ton olup yedinci sıradadır (FAO, 2023).

Türkiye’de fındıkta üretici ve tüketici fiyatları 2023 yılı değerlendirildiğinde; ortalama üretici fiyatı (8 ay ort.) 54 TL/kg, tüketici fiyatı ise 2022 yılı mayıs ayından itibaren TÜİK tarafından açıklanmamakta olup ilk dört ayın ortalaması da 128 TL/kg olarak gerçekleşmiştir.

Fındık, ülkemizin en önemli stratejik tarım ürünlerinden ve en çok gelir elde ettiğimiz tarımsal ihracat ürünlerinden olup, tarımsal ürünler içerisinde birinci sırada yer almaktadır.

Türkiye, dünya fındık üretim miktarının yaklaşık %65-70’ini tek başına üretmektedir. Her yıl uluslararası fiyattaki değişimlere bağlı olarak 2 ila 3 milyar dolar değerinde ihracatı yapılan stratejik bir üründür.

Ayrıca hem insanlığın vazgeçilmezi olan çikolatanın olmazsa olmaz ana girdisi ve hammaddesi hem de ülkemizde doğrudan doğruya yaklaşık 80.000 fındık üreticisi ailenin/hanenin, yani yaklaşık 400.000 insanın ve dolaylı olarak da (ilgili sektörlerdeki paydaş çalışanları ile) yaklaşık en az 2.000.000 insanın geçim/gelir kapısıdır.

Fındık ülkemiz için hem ekonomik hem milli güvenlik hem toplumsal/sosyal hem de politik yönleri olan çok önemli bir tarımsal emtiadır. Göz ardı edilecek ya da gözden çıkarılabilecek bir ürün değildir.

Türkiye, Fındık üretiminde ve dış ticaretinde, geçmiş yıllarda rakipsiz, uzak ara birinci sırada iken, son yıllarda rakip olacak ülkelerin, verim artışlarından ve maliyetlerinin düşük olmasından dolayı ayak seslerini duymaya başladık. Verim düşük, maliyetlerde yüksek olunca, dünya ülkeleri ile rekabet edecek fiyat teklif etmemiz mümkün olmuyor. Bu durumda ne üretici kazanabiliyor ne tüketici alabiliyor ne de sektör paydaşları kazanabiliyor. Herkesin kaybettiği bir sistem ortaya çıkıyor. Yani Kaybet-Kaybet-Kaybet sistemi kendini dayatıyor.

Bu durumu fark etmemiz ve kabullenmemiz ve buna göre gerekenleri yapmamız lazım. Eğer mevcut üretim tarzımız, üretim yöntemimiz, destek sistemimiz ve politikalarımızla devam edersek, “altın yumurtlayan tavuğu” kaybetme tehlikesiyle burun buruna gelmemiz kaçınılmaz olacaktır.

Amacımız Kazan-Kazan-Kazan sistemi olmalıdır. Sadece bir kesimin kazanması diğer kesimlerin kaybetmesi halinde fındık üretiminin sürdürülebilir olması mümkün değildir.

Türkiye’de işletmelerin ortalama büyüklüğü 14 dekar iken en elverişli şartlarda normal bir ailenin fındık tarımı ile geçimini sağlayabilmesi için en az 22 dekarlık bir fındık bahçesine sahip olması gerekmektedir. Bunun dışında; iklim şartlarında bazı yıllarda olumsuzluklar yaşanması (don ve kuraklık gibi), çeşit seçimi, sıraya dikim ve sulama gibi gerekli kültürel işlemlerin yeterince doğru yapılmaması ve fındık bitkisinde görülen periyodisite gibi etkenler verimdeki dalgalanmayı artırmaktadır (ZMO, 2020).

Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Fiskobirlik) 1938 yılında kurulmuş olup kuruluşundan 1964 yılına kadar kendi adına fındık alımı yapıp değerlendirmiştir. Fındık devlet tarafından ilk kez 1964 yılında desteklenmiş ve taban fiyatı uygulanmıştır.

Desteklemeler, 2009-2014 dönemlerinde Telafi Edici Ödeme şeklinde yürütülmüş olup 2014 yılından itibaren ise Alan Bazlı Destekleme şeklinde devam etmektedir.

Fındıkta alan bazlı destek olarak 2023 yılında 170 TL/da destek verilmektedir. Aynı zamanda diğer ürünlerde de verilmekte olan mazot desteği (86 TL/da) ve gübre desteği (21 TL/da) olmak üzere toplamda 107 TL/da destek verilmektedir.

Fındıkta 11 yıldır dekar başına 170 lira olarak ödenen alan bazlı destek de kaldırıldı. Yeni destekleme modelinde dekar başına destek ödemesi yapılacak olup, destek miktarı  2025-2027 yılı için dekar başına 1 katsayıya karşılık olarak 244 lira olarak belirlendi.

(Devamı Var)

İlgili başlıklar

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir