Eski Yılı Geride Bırakırken Tarım
Sevgili dostlar,
Baştan söyleyeyim 2026’dan umudum pek yok. Umut olabilmesi için çıkan yıldan umuda dair birtakım emarelerin olması gerekiyor. Sizce bu var mı? “Var” diyorsanız, geleceğe dair umutlarınızın kusura bakmayın ama hızla tükeneceğini şimdiden söyleyebilirim.
Konumuza, yani tarımın 2025 yılı performansına gelirsek; geçen yılı yani 2025’i hiç de olumlu hatırlanacak bir şekilde kapatmadık.
Gelecekte 2025 sorgulandığında;
Türkiye’nin neredeyse bütün illerini kapsayan orman yangınları ve bunların doğaya, ekolojiye, arıcılığa, ormanlara, ahırlara, hayvanlara ve tarımın diğer kollarına verdikleri on yıllarca onarılmayacak zararlarla,
Nisan ayının ortalarında görülmemiş bir don olayının gerçekleşmesi, ceviz, elma, üzüm başta olmak üzere birçok tarım ürününün zarar görmesi ancak Bakanlığın gerekli destekleri vermemesiyle,
Geçen yıl başlayıp, 2025 yılında şiddetlenerek artan kuraklık sonucunda tarım ürünlerinin verimlerinde azalmalar ve kuraklığa bağlı artan bitki hastalıklarıyla,
Yılın son aylarında Türkiye’nin birçok ilinde ortaya çıkan şap hastalığı nedeniyle uygulanan karantinalar ve bunun sonucunda et ve süt fiyatlarında neredeyse yüzde yirmi beşlere varan fiyat artışlarıyla,
Bu artışları dizginlemek için üretimi desteklemek yerine günübirlik çözümlere uzanmak yani ithalatın desteklenmesiyle,
Mütemadiyen artan tohum, zirai ilaç, gübre, antibiyotik, yem, elektrik ve mazot dolayısıyla tarımsal maliyetlerde durdurulamayan artışlarla,
Artan girdi maliyetlerine karşılık ürünlerin üretici fiyatlarının artmaması başta buğday, pamuk, mandalina, incir, zeytinyağı olmak üzere birçok ürünün fiyatlarının geçen senenin bile altında seyretmesiyle,
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump ile görüşmek için bu ülkeden gelen tarım ürünlerinin gümrük tarifelerini düşürülmesi hatta bazı ürünlerin sıfırlanmasıyla,
ABD dışında mısır, soya başta olmak üzere, üretime yönlendirmek varken, onlarca ülkeden ithal edilen yüzlerce ürünün varlığıyla,
Borçları nedeniyle köylülerin traktörlerinin, tarım makinalarının hacze uğramasıyla,
Bunu üzerine genellikle uzlaşmacı bir tavır sergileyen köylülerin yıllardır ilk sefer kitlesel protesto gösterileriyle,
Tarla fiyatlarının neredeyse dört misli artışlarla tüketiciye ulaştırılan gıdalarla,
Bu gıdalara ulaşamayan ve açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca insanın sahte gıdalarla yaşamını sürdürmeleriyle
ANILACAK…
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür bir orman gibi kardeşçesine” diyerek umutlarımızın diri tutulacağına dair en küçük bir emare dahi olsa, sizin, değerli ailenizin, komşularınızın, kıymetli arkadaşlarınızın yeni yıllarını kutluyorum…







