Köşe Yazısı

TÜİK verilerine Göre Gıda Fiyatlarının Çeyrek Yüzyıllık Görünümü

Türkiye’de tüketici bazında fiyatların değişimi, ölçümü ve yayımı TÜİK tarafından Tüketici Fiyat Endeksi TÜFE kapsamında yapılmaktadır. TÜFE, tüketim harcamalarına konu olan mal ve hizmetlere ilişkin fiyatların genel düzeyinde zaman içinde meydana gelen değişimi ölçmektedir. 2025 yıl sonu itibarıyla TÜFE zincirleme endeksi 2003=100 baz yıllı olarak hesaplanmaktadır. TÜFE içinde bulunan gıda ve alkolsüz içecekler ana harcama grubu da gıda fiyatları değişiminin resmi göstergesidir. Türkiye’de TÜFE sepetinde gıda ve alkolsüz içecekler grubunun endeks ağırlığı yıllara göre değişmekle birlikte uzun yıllar ortalaması olarak (2003-2023) %24 olarak gerçekleşmiştir.

Türkiye’de 2025 yılı sonu itibarıyla Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE-2003=100) yıllık olarak %30,89 artmıştır. TÜFE içerisinde yer alan gıda ve alkolsüz içecekler grubu endeksi de yıllık olarak %28,31 artış göstermiştir.

Türkiye’de 2025 yılı sonu itibarıyla TÜFE genel endeksi baz yılına göre (2003) 35,15 kat artmışken, TÜFE gıda ve alkolsüz içecekler endeksi 49,28 kat artmıştır. Türkiye’de son yirmi yılın (2006-2025 yılları dönemi) 15’inde gıda fiyatlarının göstergesi olan TÜFE Gıda ve Alkolsüz İçecekler endeksi TÜFE genel endeksinden daha yüksek oranlı artmıştır (Çizelge-1).  

Çizelge-1. TÜFE Genel Endeksi ve TÜFE Gıda ve Alkolsüz İçecekler Endeksi (2006-2025) yıllara göre değişim

Yıllar Genel Gıda Yıllar Genel Gıda
2006 9,83 11,2 2016 8,53 5,65
2007 8,39 12,02 2017 11,92 12,17
2008 10,06 11,9 2018 20,33 25,01
2009 6,53 9,25 2019 11,84 10,88
2010 6,4 7,02 2020 14,6 20,63
2011 10,45 12,21 2021 36,08 43,79
2012 6,16 3,9 2022 64,27 77,87

2013

7,4 9,69 2023 64,77 72,01
2014 8,17 12,73 2024 44,38 43,58
2015 8,81 10,86 2025 30,89 28,31

 

Türkiye ekonomisinde son iki yıldır fiyatların artış hızı (enflasyon) bir önceki yıla göre azalarak devam etmektedir (TÜFE genel fiyatlar artış hızı 2023 yılında %64,77 iken bu oran azalarak 2024 yılında %44,38’e 2025 yılında da %30,89 olarak gerçekleşmiştir. TÜFE gıda ve alkolsüz içecekler ana harcama grubu endeks değeri de üç yıldır yıllık olarak azalan oranlarda artış göstermektedir (TÜFE gıda ve alkolsüz içecekler endeksi artışı 2022 yılında %77,87 iken, bu oran azalarak 2023 yılında %72,01, 2024 yılında %43,58 ve 2025 yılında %28,31 gerçekleşmiştir).

Tarımsal piyasaların özelliği gereği fiyatlarda yüksek oranlı dalgalanmaların sıklıkla görülmesi ve tüketicilerin gelir seviyesiyle doğrudan ilişkilendirilmesi nedeniyle gıda fiyatları hem enflasyon ölçümü hem de yüksek enflasyonla mücadele programlarının önemli konusu olmaktadır. Bunun bir sonucu olarak salt gıda fiyatları üzerinden tarım ve tarım politikaları da tartışma konusu yapılmaktadır.

Türkiye’de tarımsal üretim geniş alanlarda ve çok sayıda üretici tarafından yapılmaktadır. Üretimi yapılan bitki tür ve çeşitliliği ile hayvan tür ve ırk çeşitliliği fazladır. Bu yapısal özellik tarımsal üretimi kontrol etmeyi güçleştirmekte ve üretim dağınıklığı nedeniyle piyasa işleyişi etkin olamamaktadır. Bu durum gelir tahminini zorlaştırmakta ve çoğu kez fiyat istikrarsızlığı ortaya çıkarmaktadır. Tarım ürünlerinde fiyat oluşumunda arz/üretim miktarı kadar pazarlama ve ticaret boyutu da önem taşımaktadır. Fiyat istikrarının sağlanabilmesi öncelikle tarımsal üretimden gıda sanayine kadar değer zincirinin tüm aşamalarında istikrarlı bir yapının kurulmasıyla mümkün olabilecektir. Bu nedenle tarımsal üretim yapılan her bir işletme kadar kooperatifler, gıda sanayi ve tarım ürünleri lisanslı depoculuk uygulamaları gibi organizasyonların önemi de büyüktür. Ayrıca fahiş fiyatı önlemeye yönelik uygulamalar ile etkin işleyen rekabet ortamının sağlanması da tarımsal piyasanın etkin işlemesine hizmet edebilecektir. Bu bağlamda söz konusu seçeneklerin en genel özelliğinin gıda arzında daha fazla yerellik, yerel kaynakların etkin kullanımı ve yerel ilişkilerin değerlendirilmesiyle güçlenen tarımsal örgütlenme modelleri olacağı anlaşılmaktadır. Her biri sürdürülebilirlikle ilişkili olan bu konuların, ancak etkin politikalar ve yönetişim yapısı güçlendirilmiş kurumlarla hayata geçeceği açıktır.  

Piyasanın yapısal özelliği yanında tarım ürünleri ve gıda fiyatları üzerine çok sayıda faktör etki etmektedir. Bu etkileri aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:

a. Küresel ısınmanın etkisiyle artan kuraklıkların ve diğer bazı faktörlerin neden olduğu üretim azalmaları veya üretimde şok düşüşler kaynaklı arz yönlü baskılar (Türkiye 2021 yılında tarımsal kuraklık, 2025 yılında zirai don yaşamıştır).

b. Artan nüfus ve yükselen refah nedeniyle talep yönlü baskılar (her dönem karşılaşılan durumdur).

c. Hammadde, enerji, nakliye ve işgücüne ödenen ücret vb. girdi fiyatlarında meydana gelen artış baskısı (Petrol fiyatlarının dalgalı seyrinin pompa satışlarına olduğu gibi yansıtılması ve işlenmiş ürünlerin girdi maliyetlerinin arması).

d. Ürün alım bedellerinin maliyet esaslı yaklaşım yerine başka faktörlerle belirlenmesinin oluşturduğu fiyat politikası baskısı (Ürün alımlarında fiyat belirleme yöntemi maliyet esaslı yaklaşım yerine önceki yıl fiyat referanslı ise genelde fiyatları yükseltmektedir. Bu şekilde belirlenen ve bir üretim döneminde ulaşılan en yüksek fiyat, sonraki yılların fiyatına referans olarak gıda fiyatının da sürekli artmasına neden olmaktadır).

e. Dış pazarların risk baskısı (Tarım ürünleri ve gıda fiyatlarının yükseldiği dönemlerde ithalatçı ve ihracatçı firmalar, fiyatlara uygulanacak olası bir müdahalenin yönünü tam olarak tahmin edemedikleri için kararlarına risk unsurunu da eklemektedirler. Bu belirsizlik fiyatları yükseltirken enflasyon üzerindeki baskıyı da devam ettirmektedir).

f. Türkiye’de etkin işleyen bir tarımsal pazarlama sistemi bulunmamaktadır. Bu nedenle sektörün piyasa işleyişi de etkin değildir. Tarım ürünleri ve gıdada fiyat istikrarsızlığının sürekli görülmesinin nedeni piyasanın ürün bazlı işlememesi ve topyekûn bir bakışla politika/kararlar oluşturulması ile sektörün özgünlüğünün yeterince dikkate alınmamasıdır. Fiyatın oluşumu kontrol edilemediğinden, çoğu kez enflasyonla ölçülebilen etki ile müdahale politikaları oluşturulmaktadır. Bu şekilde alınan kararlar da orta vadede çözüm üretmekten uzak kalmaktadır.

İlgili başlıklar

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir