Köşe Yazısı

Gelir Adaletsizliği; İsyana Doğru mu?

Sevgili dostlar,

Bazı istatistikleri vererek yazıya başlayalım. Her dört yılda bir Birleşmiş Milletler tarafından hazırlatılan Dünya Eşitsizlik Raporunun 2026 versiyona göre, 60 bine yakın zengin, en yoksulların yarısının servetinin üç katını elinde tutuyor. Ve en üst gelir grubundaki yüzde 10 geri kalan yüzde 90’dan daha fazla kazanıyor.

Altrata’nın “2025 Dünya Ultra Zenginler Raporu”nda ultra zenginlerin küresel nüfusun yalnızca yüzde birini oluştururken, toplam servetin yüzde 32’sine sahip oldukları dile getiriliyor.

Orta sınıf geriliyor

Bütün bu rakamlar küresel gelir dağılımı eşitsizliğinin artık dibe vurduğunu ortaya koyuyor. Servet daha az kişinin elinde toplanıyor. Orta sınıf neredeyse yok artık. Orta sınıfın yok olmasıyla birlikte itiraz kültürü de yok oluyor. Çeşitli şekillerde uyuşturulmuş kitleler dayatılmış sisteme uyum sağlıyorlar ve düzenin verdikleriyle yetiniyorlar.

Zenginler bu işin tam merkezindeler. Kitlelerin itiraz kültürünü önemsizleştirmek için her yıl görevlendirilen bir zengin, Davos’taki dünya ekonomik forumu toplantısında servetin alta doğru inmesi gerektiğini yoksa toplumsal bazı olayların olacağını ifade ediyor.

Peki, bunu yapıyorlar mı? Hayır!

Yaparlar mı? Hayır!

Zor mu? Hayır!

İşçilere, çiftçilere, memurlara, emeklilere, esnafa pastadan daha fazla pay ayırırsın olur biter. Bunu yapmıyorlar, sadece dile getirip yoksulların gazını alıyorlar.

Gelelim Türkiye’ye

Gini katsayısına göre Avrupa’da gelir dağılımı eşitsizliğinde Türkiye ilk sırada yer alıyor. Dünyadaki 130 ülke içinde ise 28. sırada bulunuyor. Gini katsayısı gelir dağılımı eşitsizliği ölçmek için kullanılan en temel göstergelerden biri. Türkiye’de son yıllarda uygulanan ekonomik modelle birlikte yoksul daha da yoksullaşırken zenginler servetlerini hızla artırdı.

Türkiye’de başkanlık sistemiyle birlikte bakanlıklar artık sekreteryaya dönüşmüş durumda. Otelleri olan kişi “turizm”, okulları olan kişi “milli eğitim”, gıda şirketleri olan kişi “tarım bakanı” olabiliyor. Bu bakanlar seçilmedikleri atandıkları için de yasamaya hesap vermiyorlar.

Diğer yandan gelir adaletsizliğini sadece sayılardan değil, açlık sınırı altında geliri olan asgari ücretliler ve emeklilerin durumundan da anlıyoruz. Bunların sayısı hiç de azımsanacak gibi değil. Asgari ücretli çalışan sayısı 12 milyona ulaşmışken en düşük emekli maaşı alanlar da 5 milyon civarında. Özetle açlık sınırı altındaki bir ücretle geçinmek durumunda olanların sayısı 50 milyonu aşıyor. Bu da toplam nüfusun neredeyse yüzde 60’ına tekabül ediyor.

Siyasetin finansmanı

Bu bilinçli şekilde tercih edilen bir ekonomik program. Sermayenin el değiştirilip yaratılan zenginler üzerinden siyaset kurumunun emrine verilmesi yani “siyasetin finanse edilmesi” diye özetleyebiliriz bu durumu. Halk hızla fakirleşirken bazı iş adamları ve siyaset kurumu zenginleşiyor. Bizim gibi ülkelerde iktidarın devam etmesi için gereksinim duyulan sermaye, yandaşlardan ya da el koymalardan tahsil ediliyor.

Bilmem anlatabildim mi?

Paylaş:
Prof. Dr. Harun Raşit Uysal

1961 yılında Kuşadası’nda doğdu. İlköğrenimini Kuşadası Yeniköy İlkokulu’nda,
ortaöğrenimini İzmir Güzelyalı Ortaokulu’nda, liseyi İzmir İnönü Lisesi’nde tamamladı.

1984 yılında E.Ü. Ziraat Fakültesi Tarım Ürünleri Teknolojisi Bölümü’nden mezun oldu. 1987

yılında E.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Süt Teknolojisi Ana Bilim Dalından yüksek lisans, 1993 yılında da doktora eğitimini tamamladı.

1993 yılında Yardımcı Doçent, 1996 yılında Doçent, 2003 yılında Profesör unvanını aldı.

2011-2016 yılları arasında Ege Üniversitesi Tire Kutsan Meslek Yüksekokulu’nda müdürlük görevini üstlendi.

Halen Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü Başkanı olan Prof. Dr. Harun Raşit UYSAL, aynı zamanda Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyeliği ile Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) Süt ve Ürünleri, Çevre ve Çiftlik yönetimi daimi komite üyesidir.

Üç dönem de Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Yönetim Kurulu üyeliklerinde bulunmuştur.

    İlgili başlıklar

    Köşe Yazısı

    Sürdürülebilirlik

    Konumuz, süt sığırcılığı işletmelerinde sürdürülebilirlik. Her işletme için sürdürülebilirliğin üç temel noktası vardır: Finansman, Verimlilik, ...

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir