Köşe Yazısı

Toprağın Tansiyonu: pH’ı Bilmeden Gübre Atmak Ne İşe Yarar?

Ürün hasadından sonra, gelecek yıl için toprağın hazırlanma işlemlerinden olan “toprağın beslenme işlemi için aldığımız ürün ve ekilecek ürün dikkate alınarak gübre seçimi ve uygulaması gelecek yıl hasat edilecek ürün miktarına doğrudan etki edecek karar” olarak bilinir. Çoğunluk ile ana besin kaynağı olan NPK uygulaması ve alıştığımız miktarlarda element ilavesi ile hazırlıkların tamamlandığı var sayılır. Ancak toprak içindeki ana elementler ve diğer minerallerin kök ile buluşması bazı koşullara bağlıdır.

Toprak tahlili bize mevcut yapıyı gösterir. Elde edilen tahlil sonuçlarına göre gübre çeşitlemesi yapmak, PH seviyesini saptamadan ve ona göre tedbir almadan bize istediğimiz neticeyi vermez.

Toprak pH’ı, toprağın asidik veya bazik olduğunu gösteren bir ölçüdür. 0’dan 14’e giden bir cetvel üzerinde 7 nötr kabul edilir. Altı asidik, üstü alkalidir. Bu kadar basit bir ölçüm, tarımda belki de en belirleyici faktörlerden biridir. Buna rağmen Türkiye’de çiftçilerin büyük çoğunluğu toprağının pH değerini ya hiç ölçtürmemiştir ya da ölçtürdüyse bile ne anlama geldiğini bilmemektedir.

Bu bilgisizliğin bedeli ağır. Her yıl milyarlarca lira gübre masrafa gidiyor. Ve o gübreler çoğu zaman bitkiye geçmiyor.

Gübre attın, bitki yemedi. Neden?

Bunu anlamak için şunu bilmek gerekir; Topraktaki besin maddeleri yalnızca pH aralığı doğruysa bitkiye geçer. Örneğin fosfor, pH 6,5 ile 7,5 arasında en iyi şekilde kökler tarafından alınır. Aynı fosfor, toprağın pH’ı bu aralığın dışına çıktığında kirecin veya demir-alüminyum bileşiklerinin içinde kilitlenir. Yani oradadır, ama bitkiye bir faydası yoktur.

Toprak pH değeri 7 olan topraklar için kullanılan tansiyon benzetmesi son derece isabetlidir: İnsanlarda tansiyonun yüksek ya da düşük olması nasıl sağlığı ve beslenmesiyle doğrudan ilgiliyse, toprağın pH değerinin yüksek ya da düşük olması da bitki gelişimini, topraktaki besin maddelerinin yarayışlılığını ve bitkilerce besin alımını o kadar etkiler.

Çinko, demir, bakır, mangan gibi mikro elementler pH 5 ile 6,5 arasında en iyi şekilde bitkiler tarafından emilir. Bazik topraklarda ise bu elementlerin eksikliği sıkça gözlenir.

Yani mesele sadece gübre vermek değildir,  gübreyi bitkinin alabileceği bir ortamda vermektir.

Türkiye topraklarının durumu nedir?

Türkiye’nin büyük bölümü, kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer alır. Buna bağlı olarak özellikle İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu topraklarının önemli bir kısmı alkali ve çoğu zaman kireçli yapıdadır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi topraklarının büyük bölümü pH alkali ile oldukça alkali aralığında seyreder.

Bu alkali yapıda ne olur? Fosforu bitki alamaz. Demir, çinko ve diğer iz elementleri alamaz. Ne kadar gübre atarsanız atın, toprak bunları kilitli tutar. Düşük pH’lı topraklar gübrelerle ne kadar beslenirse beslensin bitki bu besin maddelerini alamaz. Toprağın besleyiciliğini artırmak için gübreleme yapıldıkça daha kötü sonuçlar elde edilir. Alkali topraklar için de aynı şey geçerlidir, sadece kilitlenen besin maddeleri farklıdır.

Öte yandan Karadeniz kıyı şeridinde, özellikle çay ve fındık bahçelerinde, tablo tam tersine döner. Yoğun ve düzensiz gübre kullanımı ile yüksek yağış, toprakları ciddi biçimde asitleştirir. Karadeniz’deki çay bahçelerinin yüzde 95’i gübre nedeniyle çok kuvvetli asidik hale gelmiş; bu bahçelerde kompost gübre ve dolomit uygulamasıyla başlatılan projelerde toprak pH’ı yükselmiş, organik madde artmış ve yüzde 50 verim artışı sağlanmıştır. Şimdi aynı asitleşme sorunu fındık bahçelerinde de baş gösteriyor.

Yani Türkiye’nin farklı bölgelerinde pH sorunu farklı yönlerde tezahür ediyor.

Ama sonuç hep aynı; verim düşüklüğü, gübre israfı ve çiftçinin cebinde açılan delik.

Sahada ne görüyoruz?

Ben yıllarca sahada dolaştım. Şunu gördüm; çiftçi toprak analizi yaptırmayı para israfı olarak görür, “Analiz parası versem bir çuval gübre daha alırım” der. Bu mantık kısa vadede akla yatkın görünse de pratikte çiftçiyi sürekli zarara uğratan bir kısır döngüdür.

Toprak tahliline göre gübre kullanılmaması durumu, kaynak kullanımda ekonomik kayıplar, verimlilikte düşüş ve toprakların kirlenmesine neden olmaktadır. Özellikle gübre hammaddelerinin büyük kısmının ithalatla karşılandığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, bilinçsiz gübre kullanımı nedeniyle ülke kaynaklarının israfı ciddi bir sorun olarak öne çıkmaktadır.

Buna bir de şunu ekleyin; Bitki gelişimi ve ona bağlı uygun mikrobiyolojik faaliyet için gereken ideal pH değeri 6,0 ile 7,0 arasında kabul edilmektedir. Bu aralığın dışındaki her toprak, verilen gübreyi daha az verimli kullanır. Çiftçi aynı miktarda gübre atıp daha az verim alır. Bunu bir sonraki yıl “daha az gübre attım” diye yorumlar ve gübreyi artırır.

Kısır döngü derinleşir.

pH dengesi nasıl sağlanır?

Asidik topraklar için çözüm görece basittir; kireçleme. Dolomitik kireç veya kireç taşı uygulaması pH’ı yükseltir, toprak mikroorganizmalarını canlandırır ve besin maddelerinin alınabilirliğini artırır. Doğu Karadeniz’deki bahçelerde görülen dramatik iyileşme buna en somut örnektir.

Alkali topraklar için ise çözüm biraz daha karmaşıktır. Yüksek pH’lı topraklarda damlama sistemiyle çalışılıyorsa, toprak pH’sını düşürmek için yüksek miktarda kükürt atmak yerine; verilen gübre solüsyonunu asitleştirerek veya asit karakterli gübreler seçerek kök bölgesine asidik gübre çözeltisi göndermek ve verilecek iz elementleri şelatlı olarak vermek daha doğrudur.

Her iki durumda da başlangıç noktası aynıdır; toprak analizi.

Sonuç

Toprak analizi basit bir laboratuvar işlemidir. Bir avuç toprak, birkaç yüz lira ve iki hafta beklemekle elinizde somut veriler olur. O veriler size toprağınızın pH’ını, organik madde içeriğini, makro ve mikro element durumunu gösterir. Siz de buna göre gübre seçer, miktarını belirler, gerekirse pH düzeltmesi yaparsınız.

Bunu yapmadan gübre atmak, doktora gitmeden ilaç içmeye benzer. Belki iyi gelir, belki daha da beter eder. Hangi ilacı vereceğini bilmeden çantayı açık bırakmak tedavi değil, talih oyunudur.

Türkiye her yıl milyarlarca dolarlık gübre ithal ediyor. Bu gübrelerin önemli bir kısmı yanlış pH’a sahip topraklara atılıyor ve işe yaramıyor. Bu sadece çiftçinin sorunu değil, ülkenin sorunudur. Toprak analizini yaygınlaştırmak, bunu bir alışkanlık haline getirmek hem çiftçinin cebini hem de tarım topraklarımızı korur.

Gübre atmadan önce toprağınızı tanıyın. Tansiyon ölçmeden ilaç almazsınız ya, toprağınızın da tansiyonunu ölçün!

Paylaş:
Mehmet Ateş Arsan

02.02.1943 doğumlu.

Eğitim Hayatı:
1957-1960, Bahçelievler Deneme Lisesi - Ankara
1961-1966, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Makine Bölümü, Ziraat Yüksek Mühendisi

Askerlik Dönemi:
1966-1968; Askerlik Görevi (Yedek Subay)

İş Hayatı:
1968-1970; FORD Traktör Fabrikası Basildon Londra, Kalite Kontrol
1970-1974; Türk Traktör Fabrikası Ankara Mamul Mühendisi
1974-1980; Egemak A.Ş. Servis Müdürü, Türk Traktör ve FIAT Traktör Satış Pazarlama Servis
1981-1988; TRAKMAK A.Ş. Satış Yedek Parça Genel Md. Yardımcısı
1988-2008; New Holland TRAKMAK Genel Müdürü
2008-2010; Koç Holding Otomotiv Grup Başkanı Danışmanı
2011; HT Hassas Tarım Ziraat Makinaları San. ve Tic. A.Ş. Kurucu Ortağı
2015; Bazı Firmalara Traktör Pazar Hareketleri Konusunda Danışmanlık ve Raporlama

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir