Su Ürünleri Kooperatifleri
Geleneksel balıkçılar hem denizlerde hem de nehir ve göl gibi iç sularda avlanmaya devam etmektedir. Ülkemizde geçmişleri oldukça eski ama meslek tanımları bile olmayan “balıkçılar”, deniz kıyısı yerleşim bölgelerinde faaliyetlerini sürdürürken su ürünleri kooperatifleri kurmuşlardır. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde Artvin’den başlayıp Hatay’da biten kıyılarımızda yaklaşık 750 su ürünleri kooperatifi vardır. Bunlardan farklı illerde faaliyet gösteren yaklaşık 250 birim örgüt birleşerek 17 bölge birliği oluşturmuştur. Bölge birliklerinin bir araya gelmesiyle de kısa adı “SÜR-KOOP” olan S.S. Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği kurulmuştur.
Tarım faaliyetlerimize baktığımızda yaşanan/karşılaşılan sorunlar su ürünleri sektöründe ve özellikle ilgili kooperatiflerde de görülmektedir. İşin uzmanı kişilerin ifade ettiği gibi, Türk balıkçısı; gelişmiş herhangi bir ülke balıkçısından bilgi-birikim, ekipman, donanım ve hatta av çabası konusunda asla geri kalmamaktadır. Balıkçımızın geri kaldığı en belirgin alan para kazanmaktır.
Peki, her konuda diğer ülke balıkçılarıyla yarışan balıkçımız neden ve nasıl kaybetmektedir? Bu sorunun en geniş yanıtı; balıkçılarımızın örgütlenmesi ile örgütlerin yetkileri ve etkinliğinde yatmaktadır.
Balıkçılıkta gelişmiş ülkelerde örneğin bir AB ülkesinde sistem nasıl işlemektedir?
Balıkçılık faaliyetleri, AB ülkelerinde “yetkilendirilmiş üretici örgütü” üzerinden bütün bir sistem olarak yürümektedir. AB ve ilgili devletin belirlediği kriterleri karşılaması halinde kooperatiflerin üst örgütleri(bölge birlikleri), yetkilendirilmektedir. Bu üst örgüt, kota ve bölge kısıtlarını öğrenerek faaliyetlere başlar. Yetkili üretici örgütü, tanımlanan bölgede verilen kotayı ortaklarına bölüştürür. Ortaklar zorunlu olarak ve ortak olmayanlar çoğunlukla bölgedeki balıkçılar tuttuğu her ürünü (balığı) bu yetkili örgüte teslim ederler. Yetkili örgüt, aynı zamanda mezatları da işletir. Yetkilendirilmiş örgüt; planlama, üretim, pazarlama, kayıt tutma, muhafaza ve ürünü işleme/değerlendirme gibi faaliyetlerin tamamını yürütebilmektedir. Ayrıca stokların izlenmesi ve korunması ile deniz çevre ekolojisinin sürdürülebilir devam etmesini de yürütmektedir. Böylelikle devlet/kamu üzerinden büyük bir yükü kooperatife devretmiş olmaktadır. Bir başka anlatımla devlet ilgili örgüte sadece “yetki devri” değil “yük devri” yapmaktadır. Yine başka bir ifadeyle bahsedilen kooperatifler, sadece “sınırlı sorumlu” olarak kalmamaktadır ve “yetkilendirilmiş sorumlu” olarak faaliyet gösterebilmektedir.
Ülkemizdeki su ürünleri kooperatifleri, en genel ifadeyle, balıkçı barınağı işletmeciliği seviyesinde faaliyetler yapmaktadır. Pek çok kooperatifimiz gerçek anlamda ve yeterli ölçüde; mezat alanına, satış yerine, soğuk hava tesislerine, işleme tesislerine ve araçlara sahip değildir. Aynı zamanda kooperatiflerimizin balıkçılık faaliyetleri konusunda yetkileri sınırlıdır. Bu durumda kooperatiflerimizin güçleri ve etkileri zayıflamaya devam etmektedir. Kooperatiflerimiz, orta/büyük sermaye işletmeleri ve kayıt dışı avcılıkla baş etme/rekabet etme şansına kolay kolay erişememektedir. Teslim ettiği ürünlerin parasını kısa zamanda alamadığı durumlarda, balıkçı balığını kooperatif harici yerlere –çoğunlukla daha düşük fiyatla- satmak zorunda kalmaktadır. Haliyle hem kooperatif hem de ortak kaybetmeye devam etmektedir.
Yaş ortalaması 50’yi çoktan aşmış ortaklardan oluşan ve (12 metre ve altında) küçük teknelerle faaliyetlerini sürdürmeye çalışan su ürünleri kooperatiflerimizin yaşadıkları başlıca sorunlar şöyle sıralanabilir;
- Kooperatiflerin yetkilerinin sınırlı olması,
- Kooperatiflerin gelir seçeneklerinin az olması ve olan seçeneklerin yeterli seviyede kullanılamaması,
- Kota ve bölgelerin belirlenmemesi,
- Avcılık faaliyetlerin denetimlerinin yetersiz kalması,
- Üretim ve pazarlama planlamalarının birlikte olmaması,
- Karaya çıkış noktalarının belirsiz olması,
- Balık stoklarının azalmaya devam etmesi,
- Kayıt dışı avcılığın devam etmesi,
- Kooperatiflere olan ilginin az olması,
- Ortakların kooperatiflerini yeterli seviyede benimsememesi,
- Pazarlama seçeneklerinin sınırlı olması,
- İşleme ve muhafaza tesislerinin yetersiz olması,
- Kooperatif gelirlerinin düşük ve düzensiz olması nedeniyle ürün ödemelerinin gecikmeli yapılması,
- Kooperatiflerin temsil gücünün ve savunuculuk yollarının zayıf kalması,
- Her geçen gün artan çevre sorunları,
- Sektördeki diğer rakiplerin daha güçlü ve organize olmaları,
- Desteklemelerin motive edici ve yeterli olmaması,
- Tekne boylarının küçük olmasından kaynaklı muhafazaya uygun tertibata sahip olmaması,
- Kooperatifler arasında iş birliği kültürünün düşük olması,
- Kooperatif ortaklarının ve yöneticilerinin kooperatifçilik bilgi birikim ve donanımlarının eksik olması,
- Gençlerin balıkçılığa da yeterli ilgiyi duymaması,
- Bazı bölgelerde sadece balıkçılıkla geçim sağlamanın çok zor olması,
- Dar alanlarda ve kısa mesafelerde avcılık faaliyetlerinin yapılması,
- İhtiyaç duyulan ekipman, malzeme ve işçiliğin yüksek maliyetli olması.
Daha uzatılabilecek sorunlar listesine karşılık sektörün bazı talep ve beklentileri aşağıda verilmektedir;
- AB ülkelerinde yapılan uygulamaların ve yetkilendirmenin ülkemizde de yapılması,
- Çevre sorunlarına duyarlılık gösterilmesi ve kapsamlı çözümler oluşturulması,
- Balık stokunun artmasına yönelik etkin tedbirlerin alınması ve uygulamaların yapılması,
- Kooperatiflerin kurumsal yapılarının güçlendirilmesi,
- Kooperatiflerin ve kooperatifçiliğin çekim merkezi haline getirilmesi,
- Daha fazla profesyonel kişilerin devamlı istihdam yollarının bulunması,
- Kooperatiflerin gelir kaynaklarının artırılması ve çeşitlendirilmesi,
- Ortak sayısının artması ve ortakların kooperatifi daha fazla benimsemesi için yöntemlerin geliştirilmesi,
- Birim kooperatiflerin ve üst örgütlerin etkinliklerinin arttırılması,
- Kooperatifçilik ve sektör eğitimlerinin yaygın ve düzenli olarak verilmesi,
- Destekleme modelinin üretim temelli olması,
- Uygun koşullarda kredi ve desteklerin kullanıma sunulması,
- Balıkçılığın meslek tanımının yapılması,
- İşleme ve pazarlama tesislerinin oluşturulması ve yaygınlaştırılması,
- Üretici tüketici değer zincirinin kooperatifler üzerinden kurulması,
- Kaçak avcılık konusunda kooperatiflere yetki ve sorumluluk verilmesi.
Konunun özünün verilmeye çalışıldığı bu yazıdan rahatlıkla görüleceği gibi, geleneksel balıkçılığımızda ve onların örgütleri olan su ürünleri kooperatiflerinde birçok sorun söz konusudur. Öte yandan Japonya dahil balıkçılıkta da gelişmiş ülkelerde yaygın biçimde uygulanan kooperatif temelli çok başarılı sistemler vardır. Bu sistemlerin üzerinde çalışılması ve onların uygun biçimde ülkemize uyarlanması mümkündür.
Yeter ki kadim avcılarımız “balıkçıklarımıza” farklı ve olumlu bir gözle bakılsın!
Gerisi gerçekten “Vira Bismillah”!
Gerisi gerçekten “bolluk bereket”!




