Köşe Yazısı

4. Tarım Orman Şurası Toplanırken

Şuranın ülke tarımının geleceği için kaçınılmaz konuları ele alacağı muhakkak. Çalışmada her ne kadar uzman 1.339 üye devrede ise de Türk tarımı için önemli bazı konular atlanabilir veya yeterli derinlikte öne çıkarılmayabilir. Nitekim tarımımızda pek önceliği bulunmayan “biyoçeşitliliğin korunması” öne çıkarılırken, Türkiye’yi Ortadoğu’da lider[1] yapabilecek tohumculukla ilgili bir başlığa yer verilmemiştir. Şüphesiz konu “Bitkisel Üretim” başlığı altında ele alınacaktır. Ne var ki Türk tohumculuğunun yapısal bir sorunu var. Çünkü tohumculukla ilgili özel sektör, üniversite ve Tarım ve Orman Bakanlığının Araştırma Enstitüleri birbirlerinden bağımsız hareket etmektedirler.   O nedenle kamu, üniversite ve özel sektörün bir çatı altında toplandığı, Brezilya’nın EMPREPA[2] benzeri bir “Türkiye Tarımsal Araştırma Kurumu” konusunun muhakkak ele alınması kaçınılmazlık arz ediyor.Aslında 3. Tarım Orman Şurası ele alınan bu konu, 300’den fazla hedef ve stratejinin belirlendiği Şura’nın Sonuç Bildirgesinde yer alan 60 kararın 28. Maddesini oluşturmakta idi.  “Ar-Ge ve inovasyonda kaynakların daha etkin kullanılması için kamu, özel sektör ve üniversiteleri de kapsayacak yeni bir kurumsal altyapının oluşturulması” şeklindeki bu kararın uygulanması beklenmekte idi.

Türk tohumculuğunda uzun yıllar dış ticaret dengesi aleyhimizde iken, son yıllarda lehimize dönmüş ve tohumculuk sektörü 2024 yılında 337 milyon dolarlık ihraç yapılmıştır. Çok daha önemlisi Tarımsal Araştırma Enstütülerinin ıslah ettikleri yerli çeşitlerden: Sudan, Suriye, Azerbaycan, İran, Irak ve Türkmenistan’a (4) buğday; Tacikistan, Sudan, Benin ve Suriye’ye (4) pamuk; Romanya, Rusya ve Fransa’ya ayçiçeği; Suriye, Bulgaristan, Romanya, G. Kıbrıs, Ukrayna ve Rusya’ya (3) nohut; Bulgaristan (4), Makedonya (3), İspanya (2), Ukrayna (3), Rusya’ya (2) çeltik çeşidi satılmıştır. Burada “çeşit” ve “tohum” satışının farkını açıklamakta yarar var. Çeşit satışında ıslahçı hakları-royalite söz konusudur. Yani satılan çeşitte, çiftçinin ekip ürettiği üründen belirli bir oran ıslahçısına, yani ülkemize döner. Eğer bu gelişmeler sürdürülebilirse, yurtdışı pazarlar, daha yüksek bir çeşit ihraç potansiyelinden söz edebiliriz. Çünkü 11 Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkelerinden hiçbiri tarımsal araştırma yatırımlarını Birleşmiş Milletlerin önerisi olan, tarımsal gelirin %1’ini araştırmaya yönlendirmemiştir. Aynı durum Ekonomik İş Birliği Teşkilatı (ECO, Afganistan, Azerbaycan, İran İslam Cumhuriyeti, Kazakistan, Kırgızistan Cumhuriyeti, Pakistan, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan, Özbekistan) ülkelerinin birçoğu için de geçerli. Yani yeni Türk çeşitleri için potansiyel ihracat noktalarıdır. Bu ülkelerde tohumculuğun gelişmesini engelleyen diğer sorun, vergi sistemlerindeki aksaklıklar ve tohumculukta en önemli konu olan ıslahçı hakları sorununun çözümlenememiş olmasıdır. O nedenle de komşularımız özel sektörü AR-GE’ye yeterince yatırım yapamamıştır. İşte komşularımızın bu durumunu, tohumculuk sektörü fırsata dönüştürebilir. Bir ıslahçı firmamızın geliştirdiği üç pamuk çeşidinin (MAY455, MAY505 ve MAY344) ABD’de tescillenip koruma altına alınmış olması da ilginç olsa gerek!

Tohumculuğumuzun dünyadaki biyoteknolojik gelişmeleri takip etmesi kaçınılmaz. “Gen Düzenlemeleri” veya “Yeni Islah Tekniklerinin” (YİT) biyoteknoloji ve gen mühendisliği laboratuvarları üniversitelerde kümelenmiştir. Özel tohumculuk firmalarının bu olanaklardan azami yararlanması, bir “Türkiye Tarımsal Araştırma Kurumu” ile vakit kaybetmeden gerçekleştirilebilir.   

Bu doğrultuda 4. Tarım Şurasından beklenen, YİT konusunun biyogüvenlik yasa ve yönergelerinin bir an evvel gerçekleştirilmesidir. Bitki ıslah süresini 10-15 yıldan 4 yıla indiren bu ıslah yöntemi ile geliştirilen genotiplerin tescil işlemlerinde, genetiği değiştirilmiş ürünlerle (GDO) aynı muameleyi görmekte idi. Bu durumda aday genotiplerin çevre, sağlık vs. testleri için GDO’larda olduğu gibi yüzlerce milyon euro gerekmektedir. Küçük ölçekli firmaların bu masrafları karşılayamayacağı bir gerçek[3].  YİT ile geliştirilen çeşitler ABD başta olmak üzere birçok ülkede GDO kapsamında değil, klasik ıslahla geliştirilen çeşit adaylarında uygulanan yönetmeliklere göre test ve tescil edilmektedir. AB’de GDO ve YİT’in aynı muamele görmesi toplumda büyük bir sorun oluşturmakta idi. Bir Avrupa Tohumculuk camiası yetkilisinin bu konudaki kararlı bir görüşü ilginçtir. “Gerek çiftçi ve gerekse toplum için yüksek katma değerli bu YİT’in, karlı ve pratik bir uygulama olduğuna inanıyoruz. Bu konuda AB üst kurullarının olayı yeniden düşünmesinin zamanı gelmiştir. Ayrıca olaya siyasi olarak da müdahil olabiliriz” diyor[4]!

AB’nin transgenik (GDO) bitkilerin üretimine karşı olan yaklaşımı nedeniyle günümüze kadar onaylamak istemediği YİT, şu sırada onaylanmak üzere ilgili komisyonların gündeminde yer almaktadır[5]. Değişik grupların baskısı altındaki AB, 2024 başında YİT kapsamında geliştirilen çeşitlerin tescili konusunda bir mevzuat değişikliğine gitti. Önce, geliştirilen çeşitleri iki kategoride toplandı.  Gen düzenleme yöntemi ile ıslah edilen çeşit, klasik çeşitlerden ayırt edilemeyecek karakter yapısında olanlara “Katagori1”e, herhangi bir farklılık saptandığında ise “Katogori2”ye eklendi. AB, bu prensipler çerçevesinde gerekli yasal düzenlemeler için Avrupa Gıda Güvenliği Başkanlığını (EFSA) görevlendirdi. 2024 yılı itibarı ile AB’de tescil işlemleri için EFSA raporunu bekleyen 40’a yakın aday genotipin kısa zamanda AB çiftçisinin kullanıma girmesi beklenmekte.

Türk çiftçisinin de AB çiftçisi ile aynı zamanda o, soğuğa, kurağa, hastalıklara dayanıklı çeşitleri aynı zamanda ekmesi için, özellikle biyogüvenlik yasa ve yönergeleri konusunda geç kalmamalıyız.

 

Dipnotlar:

[1] https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2022/08/13/turkiye-tohumculukta-bolge-lideri-olabilir/

[2] https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2019/03/17/brezilyada-tarimin-yukselis-sirri-arge/

[3] https://nazimiacikgoz.wordpress.com/2022/01/09/tarimda-gen-duzenleme-teknikleri-yayginlasiyor-2/

[4] https://hasatturk.com.tr/2024/07/ab-de-gen-duzenlemelerin-kaymagini-yemek-uzere/

[5] https://ticaretgazetesi.com.tr/2024/10/14/abde-gen-duzenlemeye-onay/

Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz
Prof. Dr. (Emekli) Nazimi Açıkgöz Sinop Lisesini 1960 yılında bitiren hocamız Lisans eğitimini 1964 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik Üniversitesinde tamamlamıştır. 1972-1973 yılları arasında TÜBITAK ta, 1973-2009 yılında Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinde görev almıştır. Kendisi "TOAG92" çeltik çeşidinin ıslahçısıdır. Aynı zamanda halen kullanımda olan ve Türkiye'de bazı Üniversitelerde ders olarak da okutulmuş ilk ve tek Türkçe biyoistatistik bilgisayar paketi “TARİST”in geliştiricisidir. 1998-2004 yılları arasında kurucuları arasında olduğu Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi müdürlüğünü yürütmüştür. TEMA ve TASAM Vakıfları Bilim Kurulu üyelikleri de yapan Açıkgöz tarafından veya inisiyatifi ile organize edilen onlarca bilimsel toplantıları arasında "Tarımda Bilgisayar Uygulamaları Sempozyumu" (1994-İZMİR), ve "Enerji Bitkileri ve Yeşil Yakıtlar" sempozyumu, (14-15.12.2006 İZMİR), 1. Tohumculuk Kongresi de bulunmaktadır. 1996 yılında Tarımsal Biyoteknoloji konusunda Türkiye’de ilk internet habercilik dergisi AGBİYOTEK-L LİSTSERV ile kuran Açıkgöz uzun yıllar derginin editörlüğünü de yürütmüştür. Kendisi aynı zamanda Dünya Bankasının IAASTD raporu (International Assessment of Agricultural Knowledge, Science and Technology for Development Synthesis Report 2008) yazarlarından biridir. Dördü kitap olmak üzere 200'e yakın yayını bulunan Açıkgöz, serbest bilim yazarı olarak https://nazimiacikgoz.wordpress.com portalında periyodik Türkçe yayınlarını “Gıdalarımızın Yarınları (Açlık Kapıda mı)” sayfasında yayınlanmaktadır. Türkçe yazıları Milliyet, Ticaretgazetesi, Hasattürk, Çiftlik Dergisi gibi gazete ve dergilerde köşe yazısı olarak yayınlanırken, ayrıca onlarca tarımsal portallarda yeniden yayınlanmaktadır. İngilizce yazıları ise https://www.geneticliteracyproject.org/ da yayınlandıktan sonra dünyanın değişik ülkelerinde yeniden yayınlanmaktadır. “Yaşam Bilimlerinde Söyleşiler” Youtube kanalında da beslenme ve sağlık konularını ele almaktadır.

    İlgili başlıklar

    Yorum yapın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir